Murat Adatepe

Murat Adatepe
@madatepee
şu kalbime dert diye yuva yapan kim? kitapyurdu.com/kitap/yasamak-s...
327 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Modernite, insanın teknolojiyi geliştirmesi, sonra da teknolojiyi geliştirdiği için müthiş bir kibre kapılmasıdır. "Ben şunu yaptım, ben bunu yaptım, o halde -haşa- ilahım" demesi... Modernitede bunun getirdiği bir sapkınlık var. Hümanist kültür, en büyük ve en yüksek birim olarak insanlık tecrübesinin merkezine insanı koyuyor, ilahi alanı reddediyor; Allah'ın insandan daha üstün bir varlık olduğunu kabul etmiyor. Bu korkunç bir şey. Geleneğin de ortaya koyduğu gibi, ta Âdem Aleyhisselam'dan beri gelen ve yaşanan her tecrübenin ortaya koyduğu gibi, âlemde bir zihni âlem kadar, hatta ondan daha gerçek bir ilahi alem, gayb alemi var. Bu gaybın, 124 bin peygamberin ve kitapların ortaya koyduğu düsturları ve değerleri var. İnsanoğlu bunu kabul etmemeye başladı. Böylece kendi yaradılış gayesiyle, özüyle, yapısıyla ve fıtratıyla çelişmeye başladı. Dünyanın en büyük felaketi, insanın yaradılış gayesiyle, kendi doğasıyla çatışmaya girmesidir.
İnsan hiçbir sorununu kendi kendine çözemez. Modern dünya, bize sorunlarımızı kendimizin çözmesini telkin eder. Halbuki insanların bir mürşide, bir eğiticiye, bir rehbere ihtiyacı var. Bunu yapabilecek kimse, kişinin geçtiği o yolları geçmiş bir kimsedir ve bunun geleneksel kültürümüzde birikimi vardır. Kendi sorununu kendi çözmeye kalkan insan, tıpkı dolap beygiri gibi, ömür boyu aynı noktada dönebilir. Hz. Mevlana'nın ifadesiyle, "Bir mürşidle bir adımda atılan adımı, normal insan üç ömürde geçemez." Onun için insanlar her şeyi kendi benlikleri ile çözeceklerini, bilhassa kendi akıllarıyla aşabileceklerini düşünmektense, daha kolay ve emin yolların da olduğunu bilmeliler. Akıl planında takılı kalmak, insanoğlunun akıldan daha da üstün, sevgi gibi melekeleri olduğunu fark etmemek ne acı!
Nefsini devamlı darlığa, menfiliğe mahkum eden insan hasta olur. Bunu hep yanlış söylüyorlar; ruh hasta olmaz, nefis hastalanır. Ruh ulvidir, nefis aşağılık. İnsanı menfi noktalara çeker. Bu hasta egomuz, dünyayı bize zindan eder; yaşadığımız bütün olayları, negatif açıdan bize gösterebilir. Haksızlıklara uğradığını zanneder. İnsanı, hayatın saçma olduğu sonucuna götürebilir bu tür hezeyanlar. Çünkü şeytani bir etki altındadır nefs. Nefsimiz bizi daraltır ve menfi bir alan içine hapsederse, buna karşı uyanık olup daima bir 'acaba' sorusunu sormak, bir de müspet telkinlerde bulunan unsurlarla yakınlık kurmak gerekir.
Namaz; çok ilginç, kalb, idraki açan bir şey. İnsanın sadece aklıyla değil, duyum ve sezgileriyle de yaşamaya başlaması, bütün melekelerini kullanması, duygularını da seferber etmesi demek. Burada asıl, tahayyülî hayat canlanıyor. Kuru akıldan daha öteye gidiliyor ve sevgi canlanıyor. Siz dua ederken, derunî bir âlemle bağ kurmaya çalışıyorsunuz. Bu sizin melekelerinizi geliştiriyor. Çalıştırmadığınız birtakım unsurlar varlığınızda harekete geçiyor ve bu çalışmanın getirdiği yeni bir tür verim ortaya çıkıyor. Zihninizin verimi hızlanıyor ve artıyor. Daha ahlâklı bir mahlûk haline gelmeye başlıyorsunuz.
Kafka'nın Dönüşüm'ünde anlattığı Gregor Samsa, bir sabah kalkar ve bakar ki hamamböceği olmuştur. Zavallı modern insan, gerçekten de, inancını kaybettiği için bir hamamböceği haline gelmiştir. Nerede evliya dediğimiz insanlar, nerede hamamböcekleri! Modern insanlar, kendilerini hamamböceği şeklinde biliyorlarsa, evliyalar âlemin gözbebeği, bütün âlemin en muktedir, en şerefli mahlûku olarak yaşıyorlar.