Yaşamımda yeni olan her şeyden ürküyordum aslında. Yeni bir kelimeye, yeni bir sevgiliye, yeni bir eve, yeni bir parfüme, yeni bir saate, beğeniye, dosta, komşuya, çay fincanına bile tahammülüm yoktu. Çünkü hayat o kadar suratını asıyordu ki, karşımdaki yeni olan her şey bir öncekinden daha kötü olacak gibiydi.
Sürekli olarak yaşanmayan günlerin pişmanlığı içerisinde ve geleceğe dair de en ufak bir umudu kalmamış biçimde yaşamak insanı mahvediyor. Yaşayacağı varsa da yaşatmıyor. Geceleri sanrılar ile boğuşuyorsun. Hayaller kurmayı zaten çoktan bıraktığından, acı gerçeklerle yüzleşiyorsun sadece.