Ama giysileri göz kamaştırıcıydı; gerçekten de davranışlarında eksik olan tüm kaygısızlığı giysilerine, yiyeceklerine, içtikleri o bir sürü şeye, davetlerin verildiği saraylardaki odaların savurgan döşeme ve süslemelerine dökmüş gibiydiler.
Sevgili okur,
Mülksüzler hakkında konuşmasını dinlediğim yazar, kendi halkına kısmen ayak uyduramayan bir fizikçi ile bu düşüncelerin başladığını söylüyor.
"Fikir bir yerde tıkandı ama karakter içime işledi, karakter pasif direniş veya gandizm hakkında insanları bilgilendirmek için harekete geçirdi beni." diyor.
Bunun üzerine Pasifist anarşizm hakkında araştırma yapmaya yöneldi ve bir kitapçının Anarşist yazım üzerine müthiş bir koleksiyonu ile karşılaşır. Koleksiyona bir şekilde ulaşır ve yazılmış farklı ütopyalar arasında Anarşist utopya ile karşılaşmaz. Kendisi oluşturmayı düşünür. Kafasında oluşmuş olan fizikçi karakteri ile bu fikir kendiliğinden bağlantılı hale gelir. Yazarın kitabın hangi fikirle kafasında oluştuğunu anlatması da özel.
Mülksüzler, ikircikli ütopyadır yani, bolluğun ve zenginliğin üzerine kurulmamıştır, yoksulluğun, kıtlığın olduğu ve doğa şartlarının zor olduğu bir coğrafyadır bu.
Guin bu kitapla Nebula ödülünü almıştır yani Oscar ödülü derecesinde olan bir ödül olan Amerikan bilimkurgu yazarlarının Anarşist fikri desteklememelerine rağmen verdiği bir ödüldür bu.
Dostoyevski'nin Ecinniler kitabına bir cevap olarak yazılmış ve bu ismin tam zıttı olan Mülksüzler, özgürlüğü tam anlamı ile sahip olunma ve sahip olma olmadan özgür anarşist olarak anlatmıştır.
Konusu, Anarres ve Uras adında iki dünya, günümüzle karşılaştırıldığında Uras, Sosyalist kapitalıst ülkeleri ile dunyayı, Anarres ise doğa koşulları ile Ay'ı anlatır.
Shevek, Anarres'te doğup yaşayan tüm koşulları görmüş aslında hepimizin hayali olan özgür ve eşıt yaşamın içinden gelmiştir fakat bu gezegendekı tek sorun, gelişimi, bilimi istemeyişleri diğer gezegenlerle bağlantı kurmayışlarıdır.
Başarısı ile ozgur de olsa bu gezegene sığamamıştır.
Shevek Bilimi yaymak, özgürlüğü tam anlamı ile
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
Düşüncenin doğasında iletilmek vardır: yazılmak, konuşulmak, gerçekleştirilmek. Düşünce çimen gibidir. Işığı arar, kalabalıkları sever, melezlenmek için can atar, üzerine basıldıkça daha iyi büyür.
Acı çekme, yaşamamızın koşulu. Başına geldiği zaman fark ediyorsun. Onun gerçek olduğunu anlıyorsun. Tabii ki, tıpkı toplumsal organizmanın yaptığı gibi, hastalıkları iyileştirmek, açlık ve adaletsizliği önlemek doğru bir şey. Ama hiçbir toplum var olmanın doğasını değiştiremez. Acı çekmeyi önleyemeyiz. Şu acıyı, bu acıyı dindirebiliriz, ama Acı'yı dindiremeyiz. Bir toplum ancak toplumsal acıyı -gereksiz aciyi-dindirebilir. Gerisi kalır. Kök, gerçek olan.
Her zaman bunun olacağından korkmuştu, ölümden olduğundan da çok. Ölmek, kendini yitirmek ve diğerlerine katılmaktır. O ise kendini kurtarmış, diğerlerini yitirmişti.