Bazı ihtiyaçlarımız vardır ki çoğu zaman farkına bile varmadan hayatımızı şekillendirir. Temas ve yakınlık ihtiyacı da bunlardan biridir. İnsan, doğduğu andan itibaren güvenli bir dokunuşa, görülmeye ve hissedilmeye ihtiyaç duyar. Çocuklukta yeterince temas ve yakınlık göremediğimizde, yetişkinlikte ilişkilerde ya fazlasıyla yapışırız ya da uzak durarak “güvenli alan” yaratmaya çalışırız.
Yakınlık ihtiyacı sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal bir bağ kurma arzusudur. Bir bakış, bir sarılma, anlaşılma hissi… Tüm bunlar beynimize “yalnız değilsin” mesajı verir. Bu ihtiyaç karşılanmadığında ise boşluk, güvensizlik, değersizlik ve yalnızlık duyguları artabilir.
Eğer sen de ilişkilerinde sürekli mesafe hissediyor, temas etmek istediğinde karşılık bulamıyor ya da yakınlıktan korktuğunu fark ediyorsan, bu çocuklukta şekillenen bağlanma örüntülerinin bir yansıması olabilir.