Mahmud S

Mahmud S
@mah13mud
Baba: — İyi, iyi... dedi ve sonra gözlerini yola dikti. Yanılmıyorsam, uzaktan kuyruğunu kısmış gelen, şu bizim edepsiz köpek. Epey de kulakları düşmüş. Tom ile papaz yola baktılar. Çapkın Al, kendisine bakıldığını anlayınca omuzlarını geriye çekti, tavuğa yaklaşan bir horoz gibi kabara kabara, sallana sallana bahçeye girdi. Tom'u tanıyıncaya kadar o çalımıyla yürüdü; Tom'u görünce, kendini beğenmiş yüzü değişti, gözlerinde bir hayranlık ve saygı belirdi, fiyakası kayboldu. Ne yumurta ökçeli ayakkabılarını göstermek için paçaları sekiz pus yukarı kıvrılmış katı tulumu, ne üzerine bakırdan şekiller işlenmiş üç pusluk kemeri, ne mavi gömleğindeki kırmızı kolluklar, ne de geniş kenarlı kovboy şapkasının arkaya atılışı ona ağabeysinin çalımını sağlayamamıştı. Çünkü ağabeysi, bir adam öldürmüştü ve artık hiç kimse bunu unutmayacaktı. Al, ağabeysinin bir adam öldürmüş bulunmasından ötürü akranları arasında değerinin arttığını farketmişti. Sallisaw'da akranları onu birbirlerine göstererek: "İşte Al Joad, ağabeysi kürekle bir adam öldürmüştü!" diyorlardı. Ağabeysine yaklaşan Al, şimdi düşündüğü kadar külhanbeyi bir adam olmadığını görüyordu. Al, ağabeysinin koyu, kısık ve hapishane kadar durgun gözlerine baktı: Hapishane gardiyanına karşı koyma, ya da boyun eğme duygularını belli etmeyecek hale getirilmiş, dümdüz, sert bir yüzdü bu. Al birdenbire değişti. Farkında olmadan ağabeysine benzedi; güzel yüzünü astı, omuzlarını aşağı sarkıttı. Tom'un nasıl bir adam olduğunu herhalde unutmuş olacaktı. Tom: — Merhaba Al, dedi. Vay anasını, sırık fasulyesi gibi uzamışsın! Seni başka bir yerde görseydim, tanımazdım. Tom'a elini uzatmaya hazırlanan Al, zorla sırıttı. Tom elini uzatınca Al'in eli bu eli karşılamak üzere hemen ileri fırladı. Her iki el arasında bir kaynaşma
Sayfa 88
Kitap Alıntısı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Lennie yalvardı. "Hadi George, anlat bana. Ne olursun, George. Her zamanki gibi anlatıver." "Demek çok hoşuna gidiyor ha? Peki, anlatacağım sana, sonra oturup yemeğimizi yeriz." George'un sesi ciddileşmişti. Aynı şeyi defalarca söylercesine, kelimelerini belli bir tempoyla tekrarlıyordu: "Bizim gibi çiftliklerde çalışan insanlar, dünyada yapayalnızdırlar. Ne kimseleri vardır, ne bir yurtları. Bir çiftliğe gider, orada beş on para biriktirir, sonra şehre inerek hepsini harcarlar... Para biter bitmez de başka bir çiftlikte didinmeye giderler. Umacak hiçbir şeyleri yoktur yarından." Lennie, pek memmundu: "Tamam... tamam. Şimdi bizi anlat, biz nasılız?" George devam etti: "Bize gelince iş değişir. Bizim umduğumuz var. Bizim konuşacak, bize ilgi gösterecek bir kimsemiz var. Gidecek başka yeri olmadığı için, bir meyhanede oturup bütün parasını harcayanlar gibi değiliz biz. Ötekiler kodese girecek olsalar, geberip gitseler de kimsenin umurunda olmaz. Ama biz öyle değiliz." Lennie atıldı: "Biz öyle değiliz! Niçin öyle değiliz? Çünkü... Çünkü benim için sen varsın, senin için de ben varım da ondan." Sevinçle güldü: "Anlat şimdi, George." "Ezbere biliyorsun, sen de anlatabilirsin pek güzel." "Yo, sen anlat. Ben hep unuturum bazı yerlerini. Ne yapacağız, anlat!" "Ne olacak? Günün birinde, bütün paramızı toplayıp küçük bir ev, bir iki hektar toprak alacağız. Bir ineğimiz, birkaç domuzumuz olacak."
Sayfa 12·Kitabı okudu
Edebiyat