Havada uçan kuşlara hükmeden, gezegenlerin uzaklığını ve çaplarını tespit eden insan!
Soru: Senin gündeme getirdiğin gurur türlerinin sokulduğu yollardan kaçınma imkânı yoktur, bu da insanı umutsuzluğa sürükler, çünkü hiç kimse bu âfetlerin gizli yönlerinden kaçınacak durumda değildir, buna gücü yetmez, buna ne dersin?
Cevap: Bir şey hakkında insanın himmeti gevşediğinde ondan umudunu keser, o şeyi gözünde büyültür, yolunu engebeli görür. Ama istek ve pürüzsüz olunca çareler arar, hedefe ulaşma hususunda derin düşüncelerle yolun gizli yönlerini ortaya çıkarır. Hatta insanoğlu havada uçan kuşu yere indirmek istediğinde indirir, engin denizlerden balıkları çıkarır, dağları yararak altın ve gümüş elde eder, çöllerde, yabanlarda dolaşan vahşi hayvanları avlayıp ehlileştirir, canavarları, kocaman gövdelerine rağmen filleri terbiye eder, yılanları, çıyanları yakalayıp içlerinden panzehirlerini çıkarır, dut yaprağından rengarenk ipekler elde eder. Yeryüzünde olmasına rağmen yıldızların büyüklüklerini, çaplarını, uzunluklarını, mesafelerini ince hesaplarla tespit eder. Evet, tüm bunlar çeşitli yöntemlerin ve araçların kullanılmasıyla temin edilen hususlardır. İnsanoğlu binmek için ata, avlanmak için köpeğe, kuşları avlamak için tazıya hükmeder, balıkları avlamak için ağlar kurar. Bunlar gibi daha nice hile ve tuzaklar sergiler. Çünkü tüm düşüncesini dünyaya hasretmiştir, dünyası üzerinde düşünmesi kolayca dünyalıklar elde etmesine yardımcı olmuştur.
Ahiret işini benimsese idi tek bir meşgalesi olurdu. O da kalbini düzeltmektir. Kalbini düzeltme zahmetine katlanmayınca bunu imkân dışı saydı. Halbuki kalbin düzeltilmesi hiç de muhal değildir. "Niyetin samimi olsun çarelere mazhar kılınırsın!" Zira geçmiş büyükler ve onlara uyanlar bundan acze düşmemişlerdir. Bunun