Bu nefiste bulunan gizli ve köklü bir damardır, sâlih ve akıllı bile olsa soylu kişiler bu dertten kendilerini kurtaramazlar. Ancak normal şartlarda akıllı ve sâlih kişilerden bu kibirlilik dışarı sızmaz! Fakat gazabına yenildiğinde gazabı basiret nurunu söndürür ve işte o anda bu kibir dışarıya sızma yapar. Nitekim sahabeden Ebû Zer şu rivâyeti yapar:
Rasûl-i Ekrem'in huzurunda bir adamla atıştık. Ben kendisine:
- "Yebne's-sevdâ = ey zenci kadının oğlu!" diye hitap edince Allah Rasúlü kızdı ve:
- "Ebu Zer! Ölçek aynı ölçek! Beyaz kadının oğlunun siyah kadının oğluna üstünlüğü yoktur." buyurdu.
Ebu Zer der ki:
Bu uyarı üzerine hemen yere yattım, adama: 'Kalk yanağımın üstüne bas' dedim.
Bakınız, Rasúl-i Ekrem bu hareketin bir cehâlet olduğu hususunda Ebû Zer'i nasıl uyarmış ve Ebu Zer de nasıl tevbe etmiş ve kibir ağacını nefsinden nasıl söküp atmış, kibir ağacını sökmenin yolunun kendisine karşı kibirlendiği adamın ayağının yüzüne basmasıyla mümkün olacağı şuuruna nasıl varmıştı!
Şu rivâyet de bu konuya açıklık getirmektedir: Anlatıldığına göre iki adam Allah Rasülü'nün önünde birbirlerine karşı böbürlenirler. Birisi diğerine:
- Ben falan oğlu falanım, anası olmayasıca sen kimsin? der.
Bu gelişme üzerine Allah Rasúlü araya girer ve:
- İki kişi Musa Peygamber'in yanında iftihara kalkışarak birisi: "Ben falan oğlu falanım" diyerek dokuz göbeğine kadar sayar. Derken Allah Musa Peygamber'e şöyle vahiyde bulunur:
- "İftihar eden adama söyle dokuz göbeği de cehennem halkındandır, sen de onların onuncususun!"83