Bazıları da vardır ki sadece kendisi hakkında güzel kanaat beslenmesi ile yetinirler, amaçları âbid olarak tanınmalarıdır. Senelerce manastırında inzivaya kapanan, bir dağın başında uzun süre ibadet köşesine çekilen birçok rahip ve âbidin bulunduğu bir vakıadır. Bunlar halkın gönüllerinde yerleri olduklarını, itibar sahibi bulunduklarını bildikleri için bu çilelere katlanırlar. Eğer halkın kendileri haklarında kötü düşündüklerini, kendilerinin ibadetgâhlarında birtakım kötü işler yaptıklarını iddia ettikleri yönünde bilgiler alsalar huzurları kaçar, canları sıkılır, Allah'ın suçsuzluklarını, beraetlerini bilmesi ile yetinmezler. Git gide tasaları artar, tüm imkânlarını kullanarak halkın bu tür düşüncelerini yok etmeye, kendi haklarındaki kötü zanlarını silmeye uğraşırlar. Halbuki bunların insanların mallarında gözleri yoktur, tek sevdaları itibardır. Sebeplerini irdelerken değindiğimiz gibi bu da cidden pek lezzetlidir. Çabucak kaybolan bir nitelik olmakla birlikte bu da bir anlık kemallik olarak algılanır. Buna da sadece cahiller aldanır. Ne var ki insanların çoğu cahildir.
Bazıları sırf itibarla, insanların gönüllerinde yer edinmekle yetinmezler, övülmek, medhedilmek isterler. Bazıları isimlerinin ülkenin her tarafına yayılmasını ve akın akın insanların kendilerine gelmelerini arzularlar.
Bazıları da sultanlar katında kabul görmelerini, aracılıklarının isafını, ihtiyaçların kendileri vasıtasıyla yerine getirilmesini ve böylece kamuoyu nezdinde büyük itibar kazanmayı temenni ederler.
Kimileri de kazandıkları itibarla yetim malı, vakıf geliri demeden, helal-haram ayırımı yapmadan servet edinmeye çalışırlar. İşte bu grup riyakârlık yapanların en şerli tabakasını oluştururlar.