Məhəmməd İmanov

Sözgelimi ilim ve âbidliğiyle meşhur bir zatın kızıyla evlenebilmek için kişinin kendisini âbid ve zahit biri olarak tanıtması, bu şekilde tanınması için uğraş vermesi haram bir riyakârlıktır. Çünkü Allah'a itaat ederek dünyalık elde etmeye çalışmaktadır.
Sayfa 698 - III cilt·Kitabı okuyor
Din
Reklam
Bezenip süslenmek haram riyakârlık değlidir!
Ancak tüm gayreti itibar kazanmaya sarf etmek din açısından bir noksanlık olmakla birlikte haramlıkla nitelendirilemez. Buna göre deriz ki: Halkın huzuruna çıkarken insanın kendisine çeki düzen vermesi, üstünü başını düzeltmesi bir riyadır ama haram bir riya değildir. Çünkü bu, ibadetle değil, dünya ile yapılan bir gösteriştir. İnsanlar için başvurulan tüm süsleri ve bezekleri bu ölçüde değerlendir. Bunun mubah olduğunun delili Aişe -r.a.-'nın şu rivâyetidir: "Bir gün Peygamber -s.a.v.- sahabelerinin yanına çıkacağı zaman küpteki suya bakarak sarığını ve sakalını düzeltmeye başladı. Ben: - Sen de mi bunu yapıyorsun ya Rasûlallah? dedim. - Evet! Çünkü Allah, kardeşlerinin yanlarına çıkarken kulunun kardeşleri için süslenmesini sever, buyurdu. Evet, bu davranışı Allah Rasûlü için bir ibadetti. Çünkü o halkı hakka davetle yükümlü idi. Bu bakımdan onların kendisine bağlanmalarını özendirmek ve gönüllerini çelmek zorundaydı. Onların gözlerinden düşseydi pek tabii kendisine bağlanmak için gerekli isteği göstermezlerdi. Halkın gözünden düşmemesi için böyle davranmak mecburiyetindeydi. Çünkü halk yığınları içe değil dışa bakarlar. Allah Rasülü'nün amacı buydu. Meseleyi şöyle ele alalım: Bir adam halkın kendisini yermemesi, saygıyla anması, hürmet göstermeleri amacı ile görünüşüne dikkat etse bu niyeti, bu amacı mubah bir amaç olur. Zira insanın kendisini yerilmenin sıkıntılarından koruyup ihvanlarla huzurlu bir ünsiyeti temin hakkı vardır. Eğer ihvanları kendisini istiskal edip kendisinden tiksinirlerse onlarla ünsiyet edemez. Demek ki ibadet olmayan şeylerle riyakârlık bazen mübah, bazen sevap, bazen de kötü olabilir. Bu riyakârlıkla güdülen gayeye göre varılacak bir yargıdır. Bunun için biz diyoruz ki: "Birisi ibadet ve sadaka amacı gütmeden sırf zengin denilsin
Sayfa 688 - III cilt·Kitabı okuyor
Din
Ama senin peşinde koşmadan kendiliğinden gelen ve zeval bulması durumunda da zerrece tasalanmayacağın bir itibarın zararı yoktur. Peygamber -s.a.v.-'in itibarından daha yaygın ve ihtişamlı, ilk dört büyük halife dediğimiz Hulefâ-i Râşidin'in şöhretlerinden ve onlardan sonra mezhep liderlerinin ünlerinden daha büyük ün sahibi kim vardır?
Sayfa 688 - III cilt·Kitabı okuyor
Din
Muazzam bir tespit
Bazıları da vardır ki sadece kendisi hakkında güzel kanaat beslenmesi ile yetinirler, amaçları âbid olarak tanınmalarıdır. Senelerce manastırında inzivaya kapanan, bir dağın başında uzun süre ibadet köşesine çekilen birçok rahip ve âbidin bulunduğu bir vakıadır. Bunlar halkın gönüllerinde yerleri olduklarını, itibar sahibi bulunduklarını bildikleri için bu çilelere katlanırlar. Eğer halkın kendileri haklarında kötü düşündüklerini, kendilerinin ibadetgâhlarında birtakım kötü işler yaptıklarını iddia ettikleri yönünde bilgiler alsalar huzurları kaçar, canları sıkılır, Allah'ın suçsuzluklarını, beraetlerini bilmesi ile yetinmezler. Git gide tasaları artar, tüm imkânlarını kullanarak halkın bu tür düşüncelerini yok etmeye, kendi haklarındaki kötü zanlarını silmeye uğraşırlar. Halbuki bunların insanların mallarında gözleri yoktur, tek sevdaları itibardır. Sebeplerini irdelerken değindiğimiz gibi bu da cidden pek lezzetlidir. Çabucak kaybolan bir nitelik olmakla birlikte bu da bir anlık kemallik olarak algılanır. Buna da sadece cahiller aldanır. Ne var ki insanların çoğu cahildir. Bazıları sırf itibarla, insanların gönüllerinde yer edinmekle yetinmezler, övülmek, medhedilmek isterler. Bazıları isimlerinin ülkenin her tarafına yayılmasını ve akın akın insanların kendilerine gelmelerini arzularlar. Bazıları da sultanlar katında kabul görmelerini, aracılıklarının isafını, ihtiyaçların kendileri vasıtasıyla yerine getirilmesini ve böylece kamuoyu nezdinde büyük itibar kazanmayı temenni ederler. Kimileri de kazandıkları itibarla yetim malı, vakıf geliri demeden, helal-haram ayırımı yapmadan servet edinmeye çalışırlar. İşte bu grup riyakârlık yapanların en şerli tabakasını oluştururlar.
Sayfa 686 - III cilt·Kitabı okuyor
Din
Yürüme alıştırmaları:
Bazıları da vardır ki yalnız iken dışarıda nasıl yürüyeceği hususunda alıştırmalar yaparlar, ki halk arasına çıktıklarında bocalamasınlar. Böyle yapmakla riyadan kurtulacaklarını sanırlar. Halbuki bu tutumları ile riyakârlıkları kat kat arttığı gibi yalnız başına iken de riyakâr durumuna düşmektedirler. Çünkü böyle biri yalnız başına yürüme alıştırmaları yaparken topluluk huzurunda zor durumda kalmasın diye yapıyordu yoksa Allah'tan korktuğu, Allah'tan utandığı için değil! Dünya bağlıları ise böbürlenmek, kurum satmak, elleri hareket ettirmek, sık adımlar atmak, itibar ve haşmetini vurgulamak için salınarak yürümek gibi hareketlerle gösteriş yaparlar.
Sayfa 686 - III cilt·Kitabı okuyor
Din
Reklam