Kadim geleneklerde bu manayı içeren sözler bulmak çok zor değildir. Gerek kelam-ı kibar olarak dilimize yerleşmiş "Nefsini bilen rabbini bilir." sözü, gerekse Delphoi Tapınağına altın harflerle yazılarak asıldığı nakledilen "Kendini bil." ifadesi bu aktardığımız anlamı içermektedir
Lise ve üniversite çağlarında, içindeki tüm kelimeleri bildiğiniz bir eseri okumak gelişiminiz açısından size pek bir şey kazandırmaz. Yeni kelimelerle karşılaşacaksınız ve bunları kendi hazinenize katmaya çalışacaksınız ki diliniz zenginleşsin, ifade ve anlama kabiliyetiniz artsın.
Hayvanlara en yakın olanlar Araplar ve Türklerdir. Hayvan güdücülerin çoğu onlardan çıkar.
Eğer onların içlerinden kendilerinden daha dirayetli ve akıllı bir çoban çıkarsa tabiat itibariyle ona saygı duyarlar, ona çok itibar gösterirler.
Bu sebeple Türklerin, yaşlılarına aşırı derecede itibar ettiklerini görürsün. Çünkü bilgi üzerine tecrübe, onlara bu mümeyyiz vasfı kazandırmıştır.
Meselâ Allah rızası için her gece teheccüd namazına kalkmayı itiyad edinmiş birinin bu namazı ağırlanarak kıldığı halde yanında başkası bulunduğunda aynı namazı hevesle kılması bu kabilden bir riyadır. Şimdi bu kişi çok iyi biliyor ki sevap beklentisi olmasa sırf yanına gelen kişi görsün diye kalkıp teheccüd kılmayacaktır. Bundan daha gizli olanı da şudur: Başkasının onu görmesi, amel etmesi veya yapmakta olduğu amelini kolaylaştırması açısından tesir etmez, fakat kalben amelinin bilinmesini ister.