Məhəmməd İmanov

Hâris-i Muhâsibí de şöyle diyordu:
"Dinde cömertlik, nefsini Aziz ve Celil Allah uğrunda telef etmen, kalbini, ruhunu Allah için fedâda ve kanını akıtmakta yüksünmeden, hoşnutsuzluk göstermeden seve seve vermen ve bundan dolayı da ne dünyada ne de âhirette bir karşılık beklemendir. Gerçi sen sevaptan vâreste değilsin ama ihtiyarı Allah'a bırakmak suretiyle cömertlikte zirve noktanın tercih hakkını Allah'a bırakmak olduğunu düşünüp nefsin lehinde iyi seçim yapamadığında efendin senin için tercihte bulunmuş olur."
Sayfa 603·Kitabı okuyor
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Cömertlik de budur. Ancak gönülden olması, iyiliğin seve seve yapılması şarttır. Bir tamah, bir hizmet veya mükâfat veya teşekkür veya övgü, hâsılı karşı taraftan veya başkalarından bir çıkar beklentisi olmamalıdır. Zira teşekküre veya övgüye tamah ederek iyilik yapan satıcı vasfını alır, cömert sıfatını değil. Çünkü malı mukabilinde övgü satın almıştır. Övgü bizzat tatlı bir olgudur. Halbuki cömertlik bir şeyi karşılıksız vermektir. Hakikat budur ve bu da Allah'tan başkasından beklenemez. Yani hakiki anlamda cömert yalnız ve yalnız Allah'tır! İnsanoğluna cömert vasfının verilmesi mecâzí bir nitelik taşır. Zira insan bir şeyi çıkarı olmadıkça vermez. Ancak insanın cömert vasfını alabilmesi için: a) Ya âhirette sevap kazanmayı amaçlamalı, b) Ya da nefsini cimrilik çirkefliğinden aklayıp cömertlik faziletini elde etmeyi gaye edinmelidir. Bu düşüncelerle verirse cömert unvanını alır.
Sayfa 601·Kitabı okuyor
Din
O halde cömertlik, el açıklığıyla sıkılığın ortasıdır ki gerekli miktarda malı harcamaya ve tutmaya muktedir olmaktır. Aynı zamanda cömert kimsenin kalbinin sarf ettiği mala karşı ferahlık duyması, verdiğinden haz alması ve harcadığı şeye gönlünün bağlı olmaması icap eder. Binâenaleyh harcanması bir vecibe niteliği taşıyan bir yerde istemeye istemeye infakta bulunan cömert değil, cömert olma uğraşı veren olarak değerlendirilir. Teyiden söylüyoruz cömert verdiği malda gözü kalmayan, harcanması gereken yerlerde kalbi bir sıkıntı duymadan gerekli harcamaları yapandır.
Sayfa 599·Kitabı okuyor
Hayata Dair
İsâr, kişinin bizzât ihtiyaç duyduğu bir malı başkasına vermesidir. Sehâ (cömertlik) ise kişinin muhtaç olmadığı bir malı ihtiyaç sahibine veya bir başkasına vermesidir.
Sayfa 593·Kitabı okuyor
İnsan ve Duygular
İncir örtünün altında
Bir çöllü adamın birini arıyordu. Adamın bulunduğu yer gösterilir, oraya varır. O sırada adamın önünde "tin = incir" vardır. Bir örtü ile incirin üzerini örter. Çöllü oturur. Adam: - Güzel Kur'an okur musun? diye sorar. Çöllü: - Tabii der ve: "Ve't-tîni ve'z-zeytûni ve Tûr-i sînîn." diye başlayıp devam eden Tîn sûresinin başındaki "ve't-tîn" sözcüğünü söylemeden vez- zeytûni diye okumaya başlar. Adam: - "Vettîn" nerede kaldı? Sûre Vettîni diye başlar, der. Çöllü cevabı yapıştırır: - O senin örtünün altında!
Sayfa 591·Kitabı okuyor
Din