Deni idrak yüzünden ulvi idrak nasıl değerden düşürülebilir. Ayrıca, hissi, hayvani ve gazabi lezzetleri, ebedi saadet ve lezzetlerle mukayese etmek nasıl bizim için mümkün olabilir? Elbette mümkün olamaz. Biz bu alemde, bu bedenlerde, bu rezaletler içinde bu lezzetleri hissedemiyoruz. Daha önce işaret ettiğimiz gibi, işte o saadet ve lezzetleri hissedemediğimiz için onları talep etmiyor, onlara iştiha duymuyoruz.
Malumdur ki hiçbir akıl tüm beşeriyetin maslahatlarına şamil olan bir sünnet oluşturmaya güç yetiremez. Hiçbir insani akıl tüm insanlığı huzura ve saadete kavuşturacak, alemşumül kanunlar meydana getiremez. Bunu ancak vahiyle takviye olunmuş, risaletle vazifelendirilmiş, alemin nizamını korumakla görevlendirilmiş olan ruhanilerden yardım almış bir akıl gerçekleştirebilir ki bu da nebilerde bulunur. Onlar vahiyle takviye olunmuş bu akılla hareket eder, mahlukat arasında onun
sünnetiyle yaşar ve onun hükmüyle hükmederler.
Nitekim Peygamberimizin ibadetten ayakları şişince ona: "Biz sana Kur'an'ı zahmet çekesin diye indirmedik ..." buyurulmuştur.
Yine aynı şekilde ibadetten ayakları şişmişti de kendisine niçin böyle hareket ettiğini soranlara: "Şükreden bir kul olmayayım mı ?" şeklinde cevap veriyordu.
Risalet insaniyet mertebesinden üstün bir mertebe olduğu gibi , insaniyet de hayvaniyet mertebes inden üstün bir mertebedir. Risalet insaniyet mertebesinin üstüne bir mertebe olduğuna göre , resule tabi olmak risaleti bilmeye bağlı değildir. Aynı şekilde hayvanın insandan aşağı olduğu da gayet açıktır. İnsan insaniyetin özelliklerini hayvana tarife kalkışsa, bu o insan için ne kadar manasız bir iş olur. Bu hayvan için de takatinin dışında bir teklif olur. lşte bunun gibi resulun, risaletin özelliklerini insanlara tarif etmesi onların takatinin dışındadır.
Söz Allah'a varınca neden, niçin , ne vb. gibi sorular ortadan kalkar. Nitekim Allah-u Teala: "O, işleyeceği fiillerden mes'ul değildir ancak onlar mes'uldürler" buyurmuştur.