Məhəmməd İmanov

İkincisine gelince, Allah Teâlâ'nın varlığının isbatında, âlemin hudüsundan O'nun varlığına delil getirilmesinin ve tesirin hâdis şeylere dayandırılmasının doğru olmayışı gibi ve Vacibu'l-Vücud'un sübutundaki benzerleri ondan daha açıktır.
Sayfa 132·Kitabı okudu
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bunun fikıhtaki örneği ise, Hanefi mezhebinden olan kişilerin Ramazan ayında geceden oruca niyet etme hususundadır "kişinin ramazanda tuttuğu farz oruç, nafile oruçta olduğu gibi, geceden niyet etmeyi gerektirmez" demesi gibidir. Bu kıyasın şekli ise şöyledir: "Her farz oruç geceden niyet etmeyi gerektirmez, bu farz oruçtur; öyleyse bu geceden niyet etmeyi gerektirmez". Farz oruç sözü, aslında neticenin bazı unsurlarının kendisinde var olduğu bir öncüldür. Açıklaması ise şudur: (Bunu söyleyene) "nafile oruç, farz oruçtur sözünden ne kastettin" denilir. Çünkü bu kabul edilmez. Ona şu delil söylenir: "Kim ki, geceleyin niyetsiz olarak sabahlarsa, gündüzü nafile için uygun olur, başka bir şey için uygun olmaz. Her hangi bir şey için uygun olan ve onun dışındakiler için uygun olmayan şey, kendisi hakkında farz olur. Bu da, farz oruçtur. Bu takdir de denilir ki, "Başkası için uygun olmaz" sözü, bu belirliliği gerektirmemektedir. Zira, gece oruç için uygun olmaz ve o farzdır denilmez. Ancak biz ona, nafile için uygun olduğunu ilave ediyoruz. Bunun da, "geceden niyet etmeyi gerektirmezden" başka bir anlamı yoktur. Yani, gündüzden niyet etmek uygun olur ve bu da hükmün aynısıdır. Burada onun sebebini elde etmek için delil getirildi. İlletin ise, hükmün aynısı olmaması gerekir. Çünkü hüküm neticedir, sebep ise netice vericidir. Netice veren şeyin, neticenin dışında olması gerekir. "Gündüzden niyet doğru olur" sözü de, "o farz oruçtur" sözünün yorumundan bir parçadır. Böylece hüküm illetin kendisinden bir parça olmuştur.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Din
Her ne zaman bu gibi inançların nefislerde yerleşmesi kastedilirse, yani harflerin kadimliği inancı, bunun çocuklukta kulağa tekrar edilmesi gerekir. Onu inkar eden zikredildiğinde, yüz kapatılır, Allah'a sığınılır, dil onu kötülemeye salıverilir ve bu kafirlerin sözüdür denilir. Yani, kendilerinin şöyle şöyle cezalandırılacak olan kişiler. Ardından da, "falan kimse buna inananlardandı, sabah olduğunda Allah onu köpeğe çevirmişti ve falanın şu sözü sebebiyle mezarından köpek sesleri işitiliyordu" diye hikayeler ortaya atılır. Bu durum, nakışın taşa işlendiği gibi, farkında olmaksızın ruhuna tedricen yerleşmeye devam eder. Büyüdükten sonra bunu tedavi etmek, tedavi edilmesi doktorun gücünü aşan yerleşmiş bir hastalık gibi, âlimlere zor gelir. Kalp ve beden hastalıkları arasında hiçbir fark yoktur ve ikisinden de Allah'a sığınırız. Sana gelince; eğer senin taklit etmen bu dereceye kadar devam ederse, delilsiz olarak güzel bulup doğruladığı şeye inanan kimse, onun zıddını çirkin görüp de çirkin ve kötü olması sebebiyle onu doğrulamaktan kaçınan kişiler topluluğundan olmaktan kaçın. Unutma ki, gerçek güzelin dışında olan ve çirkin de yanlışın dışında olan olabilir. Çünkü nice çirkin vardır ki, gerçektir ve nice övülmüş şey vardır ki, gerçek dışıdır. Allah'ın arşın üzerinde ve harflerin kadīm olduğunu inkar etmek, onları kabul edenlerce çirkindir. Amaçsız olarak masumlara acı vermek çoğunluğa göre çirkin olduğu gibi; bir taifeye göre de hayvanların kesilmesini caiz görmek çirkindir. Şeytanın tuzaklarından biri kabul edilen bu bataktan kaçın ve kendin için doğruladığın şeyden vazgeç. Eğer bu konuda ikinin birden çok olduğunda şüphe etmenin imkansızlığı gibi bir şüphelenme imkansızlığı varsa, bil ki o doğru taraftır.
Sayfa 127·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Unutma ki, bazı zihinler öyle bir yapıda yaratılmışlardır ki, duyduğu her şeyi kabule koşar ve sonra da onunla öyle boyanır ki, ondan kurtulması imkansız olur. Bunun örneği, derinliklerine mürekkebin dalmış olduğu yumuşak kağıt gibidir. Eğer onu mahvetmek istersen, kağıdı bozman ve onu yakman gerekir. Kağıt varolduğu sürece, oradaki siyahlıkta var olur. Aynı şekilde, bunların beyinleri var olduğu sürece oradaki sapık düşünceler de var olur ve insanlık onun ortadan kaldırılmasına güç yetiremez.
Sayfa 126·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Araştırmacıların hatalarının çoğu çocuklukta babadan, hocadan, o beldenin sakinlerinden ve faziletle meşhur olanlardan işittikleri ve almış oldukları şeyleri doğrulamaktan kaynaklanır.
Sayfa 126·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce