Məhəmməd İmanov

Çünkü nazarî ilimlerdeki hataların hepsi, açık hükümlerin ihmali ve bu konuda müsamahalı olmaktan ortaya çıkmaktadır. Eğer açık olanları ele alır, inceler ve sonra da yavaş yavaş gizli yön kalmayıncaya kadar, tedrici olarak ondan ötesine yol bulup gidersen; o şey yakınlık olarak kendinden öncekiyle açıklığa kavuşur ve böylece mugalatalar (hatalı ve yanlış sözler) ortadan kalkar. Fakat araştırıcının âdeti, zor olanların en şiddetlisine hücum etmek ve onunla evveliyat arasına pek çok dereceler girdikten sonra, akliyatın başlangıcından uzak olan şeyi araştırmaktır. Açık olanın gözlenmesi uzun sürmez ve zihin pek çok basamaklarda bir anda yükselmeye güç yetiremez. Ayaklar kayar, istekler zorlaşır ve akıllar şaşırır. Bu sebeple nazarī ilimlerin çoğu dalalete düşmüşler ve -Allah Tealanın nuruyla kendi yoluna ulaştırdığı ve onlara yol gösterdiği kimselerin korunması hariç- bir çoklarını da dalalete düşürmüşlerdir.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitapların bu lafızların anlamları konusunda faydasız uzatmalarla dolu olduğunu görürsün. Bunun ortaya çıkarılması ise, ancak bizim takip ettiğimiz yolla olur. Senin istediğin şeyin meşhur ve alışılmış sözlerle dolu olması gerekmez. Aksine alışılmışa zıt olsa bile, faydalı ve açık sözlerle olmalıdır.
Sayfa 117·Kitabı okudu
Din
Tümevarım (İstikra) ve Analoji (Temsil)
Tümevarım'a gelince o, cüz'ileri içine alan bir durum hakkında bu cüz'ilerin hükmüyle hükmedebilmek için, cüz'î durumların iyice araştırılmasından ibarettir. Fıkıhtaki şu sözümüz gibi: "Vitir namazı farz değildir, çünkü o binit üzerinde eda edilir." Eğer "niçin farz binit üzerinde eda edilmez" dediniz denilirse, "biz bunu istikra ile bildik" deriz. Çünkü biz, kaza, eda, nezirler ve farzların diğer çeşitlerinin binit üzerinde eda edilmediğini gördük ve her farzın binit üzerinde eda edilmediğini bildik. Bunun delil olma yönü ancak birinci şekle döndürmekle tamamlanır. O da şudur: "Her farz, ya kaza, ya eda ya da nezirdir. Her kaza, eda ve nezir binitte eda edilmez. Öyleyse her farz binitte eda edilmez". Bu, kesin olanlar değil de zanni olanlar için uygun olan yanılmadır. Yanlış, "ya edadır" sözü altındadır. Onun hükmü ise, rakibin kabul etmeyeceği "her eda binitte eda edilmez" sözüdür. Çünkü vitir de sabah ve ikindi gibi edadır. Rakip, ancak beş vakit namazı kabul etmekte, altıncıyı ise kabul etmemektedir. Bu takdirde ona "sen vitrin hükmünü iyice araştırdın mı ve onu nasıl buldun?" deriz. Eğer "onun binit üzerinde eda edilmediğini buldum" dersen, rakip bunu kabul etmez. Eğer onu iyice araştırmazsan, senin için ancak edaların bir kısmı açıklığa kavuşur ve ikinci öncül de tümel olmaktan çıkıp, tikel olur. Senin "bazı farzlar binit üzerinde eda edilmez" demen gerekir. Bu ise netice vermez. Çünkü biz, birinci, şekilde iki öncülün tümel olması gerektiğini açıkladık. Alemin yaratıcısı Teala'nın cisim olduğunu söyleyenin sözü de hatadır. Çünkü ona "niçin" denildiğinde, o da "her fail cisimdir" der. Ona "bunu neyle bildin" denilir. O da "istikra ile" der. Çünkü yapıcılardan (fail) terzi, bina ustası, ayakkabıcı, kan alan kimse, demirci ve diğerleri üzerinde düşündüm ve onları
Sayfa 113·Kitabı okudu
Din
Geleneklerden örneği ise, "bu kadın hamiledir" demendir. Niçin denildiğinde, "çünkü onun karnı büyüktür" dersin. Bu bozuk bir delildir ve iki öncülünden birisi atılmıştır. Tamamı ise şöyledir: "Bu kadının karnı büyüktür ve her karnı büyük olan hamiledir, öyleyse bu kadın hamiledir". Orta terim karnın büyük olmasıdır ve her iki öncülde de yüklem yapılmıştır. Bu, konudan daha geneldir. Çünkü o, belirli bir kadındır ve karnı büyüktür ve karnı başka bir sebeple de büyüyebilir. Aynı şekilde yüklemden de daha geneldir. Hüküm hamile olmaktır. Karnın büyük olması ondan daha umumidir. Çünkü karın, bedendeki hastalık, şişmanlık ve böbürlenmek sebebiyle de olabilir. Bu tür bir yanlış, fıkhí ve kelamî meselelerde sayılamayacak kadar çoktur.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Din
Cahil bir kimse de şöyle der: "Fıkıhçıklar kötü edeplidirler ve sofilerin hepsi fasıktır". Ona niçin denilir. O da "çünkü ben falan misafirhanenin sofilerinin ve filan medresenin fikıhçılarının şöyle şöyle yaptıklarını gördüm" der. Bu bir hatadır. Çünkü o üçüncü şekilden tümel bir neticeyi istemektedir, bu ise imkansızdır.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Din