Tümevarım'a gelince o, cüz'ileri içine alan bir durum hakkında bu cüz'ilerin hükmüyle hükmedebilmek için, cüz'î durumların iyice araştırılmasından ibarettir. Fıkıhtaki şu sözümüz gibi: "Vitir namazı farz değildir, çünkü o binit üzerinde eda edilir." Eğer "niçin farz binit üzerinde eda edilmez" dediniz denilirse, "biz bunu istikra ile bildik" deriz. Çünkü biz, kaza, eda, nezirler ve farzların diğer çeşitlerinin binit üzerinde eda edilmediğini gördük ve her farzın binit üzerinde eda edilmediğini bildik. Bunun delil olma yönü ancak birinci şekle döndürmekle tamamlanır. O da şudur: "Her farz, ya kaza, ya eda ya da nezirdir. Her kaza, eda ve nezir binitte eda edilmez. Öyleyse her farz binitte eda edilmez". Bu, kesin olanlar değil de zanni olanlar için uygun olan yanılmadır. Yanlış, "ya edadır" sözü altındadır. Onun hükmü ise, rakibin kabul etmeyeceği "her eda binitte eda edilmez" sözüdür. Çünkü vitir de sabah ve ikindi gibi edadır. Rakip, ancak beş vakit namazı kabul etmekte, altıncıyı ise kabul etmemektedir. Bu takdirde ona "sen vitrin hükmünü iyice araştırdın mı ve onu nasıl buldun?" deriz. Eğer "onun binit üzerinde eda edilmediğini buldum" dersen, rakip bunu kabul etmez. Eğer onu iyice araştırmazsan, senin için ancak edaların bir kısmı açıklığa kavuşur ve ikinci öncül de tümel olmaktan çıkıp, tikel olur. Senin "bazı farzlar binit üzerinde eda edilmez" demen gerekir. Bu ise netice vermez. Çünkü biz, birinci, şekilde iki öncülün tümel olması gerektiğini açıkladık. Alemin yaratıcısı Teala'nın cisim olduğunu söyleyenin sözü de hatadır. Çünkü ona "niçin" denildiğinde, o da "her fail cisimdir" der. Ona "bunu neyle bildin" denilir. O da "istikra ile" der. Çünkü yapıcılardan (fail) terzi, bina ustası, ayakkabıcı, kan alan kimse, demirci ve diğerleri üzerinde düşündüm ve onları