Puan vermedi·224 syf.··
2026 1. kitabı
Senai Demirci bana MiMeMa'nın (Minnet duy, Memnun ol, mahçup kal) hayatta ne kadar gerekli olduğunu gösterdiğin için teşekkürler... her sayfasında derin derin düşüncelere daldım kendimle ilgli çoğu şeyi kitapta fark ettim harika bi 224 sayfaydı.
Duygu ve Düşünce
NaikanSenai Demirci · Hayy Kitap · 202252 okunma
Beyaz Geceler ve Yufka Yürekli kitabı hakkındaki düşüncelerim…
8/10
·208 syf.··
2026 8. kitabı
Bu kitabı okuduğumda ana karakterde kendimi gördüm. Onun hayalperestliğini, yaşadığı aşkı ve sevgiyi kendi içinde büyütmesini, bununla ilgili hayaller kurup içinden belli bir umut beslemesini hissettim. Belki hayal kurarken dışarıdan bakınca aptalca, saçma ve anlamsız görünebilecek ama insanı yine de bir şekilde mutlu eden bir yanı vardı bu durumun. Fakat bir yandan da o hayalin gerçekleşmemesinden doğabilecek acı ve üzüntü de çok derindi. Geceleri kurulan hayaller, zihinde sürekli canlandırılan o sahneler, sonrasında gerçeğin yüzüne çarpmasıyla oluşan acı gerçekten çok sarsıcı. Ana karakterimiz günün sonunda yine yalnızlığıyla baş başa kaldığını hissediyor çünkü aşık olduğu kadın başkasına gitmişti. Kim bilir neler yaşadı, neler hissetti… Belki onun adına mutlu olmuştu ya da en azından mutlu olduğunu düşünmek istemişti. Ama günün sonunda yine kendi hayallerine dönüyor, gerçek hayatla yüzleşip acı ve düşünceler içinde gecelerini geçiriyordu. Yine bu kitapla birlikte Dostoyevski’nin Yufka Yürekli adlı eserinde de benzer bir düşünce yapısı dikkatimi çekti. Vasya dediğimiz karakterin ne kadar alçakgönüllü, kibar ve naif biri olduğunu görüyoruz. Adı üstünde “yufka yürekli” oluşu, onu sürekli başkalarının yanında mahcup hissettiren bir özelliğe dönüşüyor. Kendisine verilen küçük bir görevi bile aşırı büyütüyor, kendine gereğinden fazla sorumluluk yüklüyor. Oysa ona görev veren kişi bile bu işi o kadar da önemli görmüyor. Yazıların zamanında teslim edilmemesi gibi durumlar belki işveren için büyük bir sorun bile değilken, Vasya bunu sanki büyük bir başarısızlıkmış gibi içselleştiriyor. Ona güvenin sarsılacağını düşünüp derin bir rahatsızlık yaşıyor. Aynı şekilde sevdiği kadına karşı da benzer bir düşünce içinde. Kadın onu seviyor ve onunla evlenmek istiyor ama Vasya, fakir
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,3bin okunma
Reklam
Mahcubiyet Ve Haysiyet
8/10
·112 syf.··
2026 21. kitabı
Mahcubiyet ve Haysiyet, potansiyelini gerçekleştirememiş bir insanın, modern dünyada giderek derinleşen yabancılaşmasının hikâyesi. Elias Rukla, Norveç’te bir edebiyat öğretmenidir. Her yıl aynı eserleri, aynı sırayla anlatarak toplumun ona verdiği görevi yerine getirir. Oysa zihninde çok daha canlı ve tutkulu bir dünya vardır. Bir öğrencisinin ona “Sizin edebiyattaki favori dörtlünüz nedir?” diye sormasını bile heyecanla hayal eder. Bir gün, derste Ibsen’in Yaban Ördeği eserini işlerken artık kendini kandıramayacağını fark eder. Yağmur altında açılmayan şemsiyesini öfkeyle yere vurduğu an, yalnızca şemsiyeyi değil; yıllardır hakikat sandığı tüm yanılsamaları da parçalar. Evliliğini, öğretmenliğini, seçimlerini ve yaşadığı hayatı yeniden sorgulamaya başlar. Roman boyunca Elias’ın geçmişine döner, aslında tam anlamıyla seçmediği bir hayatın içinde nasıl sürüklendiğini görürüz. Yaşama karşı mahcup, insanlara karşı ise haysiyetini korumaya çalışan bir adamın sessiz çöküşüne tanıklık ederiz. Eva’nın yaşlandıkça güzelliğinin yükünden kurtulup özgürleşmesi ise romanın en zarif ayrıntılarından biridir. Mahcubiyet ve Haysiyet, hayatını nasıl anlamlandıracağını bilemeyen, çağının dışında kalmış hisseden sıradan bir insanın son derece insani ve etkileyici hikâyesidir.
Mahcubiyet ve HaysiyetDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 20253,474 okunma
Kendini Kusursuz Sanmanın Büyük Yanılgısı
Puan vermedi·144 syf.··
2026 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 09:38
"İnsan Nasıl Kaybeder?" İnsan gerçekten ne zaman, nasıl kaybetmeye başlar? Çoğumuz kaybetmeyi bir başarısızlık, maddi bir düşüş ya da hayatta yanlış bir adım atmak olarak görürüz. Oysa Mesud Topal, İmam Gazali’nin o derin felsefesinden süzerek bize bambaşka bir gerçeği fısıldıyor. Kitap boyunca anlıyorsunuz ki insanın asıl büyük kaybı, dış dünyada değil, kendi içinde başlıyor. Üstelik insanı yoldan çıkaran şey basitçe hata yapmak da değil; yaptığı doğrudan o kadar emin olmak ki, bir süre sonra kendi kusursuzluk illüzyonuna aşık olmak. Kibrin ve "Emin Olmanın" Gizli Zehri…. İnsan ne zaman ki kendini başkalarından üstün görmeye başlıyor, ne zaman ki o gizli kibir kalbine sızıyor, işte o an fark etmeden kendi insanlığından eksiltmeye başlıyor. Kendi doğrusundan şüphe duymayacak kadar emin olan insan, aslında yanılma payını, yani insan olmanın en yalın gereğini kaybediyor. Kusursuz olduğuna inanan o dik duruş, zamanla etrafındaki insanları tepeden görmeye, onları acımasızca yargılamaya dönüşüyor. Kitap, tam da bu noktada durup kendimize bakmamızı istiyor: Başkalarını yargılarken kalbimizin ne kadar bozulduğunu fark ediyor muyuz? "İnsan Nasıl Kaybeder?", sadece teorik bir Gazali okuması değil, adeta bir içsel ayna. Gazali’nin bilginin ve aklın ötesine koyduğu o "kalp gözü" kavramı, günümüz dünyasının o koşturmacalı, benmerkezci yapısında unuttuğumuz bir şeyi hatırlatıyor: Tevazu ve esneklik. Hata yaptığında mahcup olabilen, "Acaba yanılıyor muyum?" diyebilen bir insan, vicdan kapısını her zaman açık tutar. İşte bu eser, o kapıyı açık tutmanın, her şartta insanlığın ortak paydasında ve o görünmez eşitlik çizgisinde kalabilmenin hayati önemini anlatıyor. Eğer siz de hayatın koşturmacası içinde durup ruhunuza, niyetlerinize ve insanlarla kurduğunuz bağların samimiyetine
İnsan Nasıl Kaybeder?İmam Gazali · Destek Yayınları · 2026232 okunma
Spoiler içermez!!!!!
10/10
·184 syf.·
2026 109. kitabı
Hasretinden prangalar eskittim Sevgilim Sevdiğim Sevdam ... Açıkçası ilk okuduğumda Ahmet Arif'e çok yabancıydım etkilenmemiştim .Demek ki pişmek lazımmış ,derinden özlemek ya da aşık olmak ,Çaresizlik hissi ... .Dört duvara sıkışıp kalınca tutunacak bir dal , sığınılacak bir liman gerekiyormuş . Diyarbakır' ı Ahmet Arif'i anadolu insanını tanımak gerekiyormuş .Nasıl bir psikolojiyle yazıldığına dair bir fikrim yoktu .Hayatını dergilerden okumuştum beni hayatı gerçekten çok etkilemişti şiirleri daha çok etkilemiş insanları .Şimdi özdemir Asaf'ın deyimiyle " anlamlı güzeli" okumak .Bu güzel ve anlamlı şiirleri tekrardan okudum. Bu sefer tabii ki hangi bilinçle okuyacağımı biliyordum .Bu sefer daha güzel ,daha anlamlı daha anlayarak daha hissederek ,daha özleyerek Hasretinden prangalar eskiteceğim. Özlediklerime gelsin :) Şuraya güzellerden bir tane:) " Mağlup mu desem, mahçup mu? Ama ikisi de değil, Ben garip, sen güzel, dünya mutlu... Öyle tuhafım bu akşamüstü, Sevgilim," " Öyle yıkma kendini, Öyle mahzun, öyle garip... Nerede olursan ol, İçerde, dışarda, derste, sırada, Yürü üstüne üstüne, Tükür yüzüne cellâdın Fırsatçının, fesatçının, hayının.. Dayan kitap ile Dayan iş ile. Tırnak ile, diş ile, Umut ile, sevda ile, düş ile. Dayan rüsva etme beni ." "
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748,1bin okunma
Aşıklar Ölmez
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 17:45
Hayatını okuduğumuz Yahya efendi Sultan Süleyman'ın sür kardeşi. Sultan Selim eşinin sütü şehzadesini doyurmaya yetmediğiden süt anne arayışına girer ve Ömer efendinin eşi bir vakit önce doğum ettiğinden süt anne adayı olarak saraya giderler ve Yahya ile Süleyman süt kardeş olur. Sultan Süleyman toprakları, Yahya efendi gönülleri fetheder. Ene kitabından sonra okuduğum yine harika bir kitap. Her sayfasında ölümü düşündüren, yine etkisinde kaldığım bir eser oldu. Dünyayı çok sevdiğimden mi ölmekten korkuyordum? Yani dünya mı vardı gönlümde? Yaşamaya mı sevdalanmıştım? Hiç ölmeyeceğimi mi sanmıştım? Gönlümde kimi saklamıştım ve kime saklamıştım gönlümü? Ya şimdi ölsem... Tam şuan... Ne olacaktı? Mahcubiyet mi hissedecektim yoksa sancı mı? Ne götürecektim bu dünyadan yanımda? Suç mu günah mı, acı mı? İstemsizce zihnimde yankılanan şu sorular ve yine kitaptan bir cevap: Korkuyordum ama öleceğimden değil, Allah'a mahcup olarak öleceğimden korkuyordum. Ölmek korkusu değil de ölüme hazır olamamak korkusuydu bu. Ve ben hiç hazır degildim buna. Son sayfalarında gözyaşlarımı tutamadım ve aklıma kitapta geçen şu cümle geldi: Yaş gözden aksa da gönülden gelir.
Sır: Aşıklar ÖlmezFatih Duman · Nesil Yayınları · 20153,108 okunma
Reklam
Reklam