Arınabilseydik geçmişimizden birbirimize şifa olabilirdik belki. Suskunluklarımız bu kadar uzun sürmezdi. Fark edebilirdik kaderin bizi neden şimdi bir araya getirdiğini.
Bir kitabı yeniden okuduğumda onun da benimle beraber değiştiği hissine kapılırım. Bu kitabı ilk olarak 2016'da okumuştum. Altı yıl sonra yeniden okudum. O zaman altını çizdiğim satırlar başka, şimdikiler başka.
Yalnızız'da yazar bir ayna tutuyor bizlere. Her okuyan kendini görüyor. Tıp, felsefe, parapsikoloji ile yakından ilgilenmiş. Bunun getirilerini kitapta görebiliyoruz. Derin bir gözlem gücünü, psikolojik tahlilleri, üslubunun inceliklerini de aynı zamanda. Bazen bir eser size bir psikoloji kitabının anlatabileceğinden çok daha fazlasını anlatır insana dair. Bunu Yalnızız'da görebiliyoruz.
Yazar kitapta Samim karakteri ile özdeşleşmiş. Samim'in Simeranya'sı aslında yazarın düşünceleri.
Bir yanda batılılaşma girdabına kapılmış ve bunun sonucunda ahlaki taraflarını kaybeden bir nesil diğer yanda doğu kültürüyle yetişmiş nesil. Aradaki kaçınılmaz çatışma. Ruh-beden, madde-mana ikilemleri. Eserde aynı zamanda yalnızlık dramı ön planda.
Ayrıca yazar muhteşem kurgusuyla hem merakınızı kamçılayarak sonuna kadar götürüyor, hem de zaman zaman gerilimi içinizde hissediyorsunuz.
Peyami Safa dünya çapında bir yazar olabilecek nitelikte bence. Dostoyevski'yi okurken neden bizim de onun gibi dünya çapında yazabilecek bir yazarımız yok diye düşünürdüm. Ama bu kitabı okuduğumda Peyami Safa'nın çıtayı çok daha yükseklere taşıdığını gördüm. Fakat biz gereken değeri verememiş, kıymetini bilememişiz.
Eğer hala bu kitabı okumadıysanız bir an evvel okuyun derim.
YalnızızFyodor DostoyevskiPeyami Safa