MK

Kör Baykuş
Puan vermedi·95 syf.·
2022 65. kitabı
"Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar." Behçet Necatigil'in muhteşem çevirisiyle daha da anlam kazanan bu cümleyle başlıyor kitap ve sayfalar boyunca o yaraların nasıl ruhu kemirdiğine şahit oluyoruz. Sanki bir rüyanın içindeymiş gibi hissettiren kurgusuyla ne gerçek ne hayal takip edemiyoruz. Sanırım bunda yazarın tıpkı kitaptaki ana karakter gibi afyon kullanıyor olmasının etkisi var. Zaman zaman kitaptan koptuğumu hissettiğim, neyin gerçek neyin hayal olduğunu karıştırdığım da oldu. Benim gibi düşünenlere ise yazar daha ilk sayfada cevabını veriyor; "Çalışacağım yazmaya, aklımda kalanları, olaylar zincirinden zihnimde kalanları yazmaya. Belki genel bir sonuca varırım, hayır, fakat içim rahat eder, inanabilirim kendim. — Çünkü benim için hiç önemi yok, inanmış inanmamış başkaları. — Lâkin tek korkum: yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan. " Romanda bunalım, depresiflik, varoluşu sorgulama derinden hissediliyor. Bu şekilde kişi karanlık taraflarıyla hesaplanıyor. Güzel tasvirler ve benzetmeler eşliğinde anlatım zenginlenmiş. İnce bir duyarlılık ve müthiş bir gözlem var. Kitapta yer yer Rilke'nin yer yer Kafka 'nın izlerini görebiliyoruz. Ürpertici bir kitap. Dağılma, dönüşme romanı. Zaman zaman dini konulardaki bazı söylemleri beni irite etmedi diyemem, ne gerek vardı şimdi bunlara dediğim kısımlar da oldu. Kitap bendeki YKY baskısında önsöz ve sonsöz ile birlikte 88 sayfa. Bu kısa sayfalara derin bir anlatımı sığdırmayı başarmış yazar. Sayfa sayısı daha fazla olsaydı romanın bunalım ağırlıklı olması sebebiyle okumak da zor olurdu diye düşünüyorum. Sadık Hidayet Rainer Maria Rilke Franz Kafka Kör Baykuş
Edebiyat
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yalnızız
Puan vermedi·416 syf.·
2022 64. kitabı
Bir kitabı yeniden okuduğumda onun da benimle beraber değiştiği hissine kapılırım. Bu kitabı ilk olarak 2016'da okumuştum. Altı yıl sonra yeniden okudum. O zaman altını çizdiğim satırlar başka, şimdikiler başka. Yalnızız'da yazar bir ayna tutuyor bizlere. Her okuyan kendini görüyor. Tıp, felsefe, parapsikoloji ile yakından ilgilenmiş. Bunun getirilerini kitapta görebiliyoruz. Derin bir gözlem gücünü, psikolojik tahlilleri, üslubunun inceliklerini de aynı zamanda. Bazen bir eser size bir psikoloji kitabının anlatabileceğinden çok daha fazlasını anlatır insana dair. Bunu Yalnızız'da görebiliyoruz. Yazar kitapta Samim karakteri ile özdeşleşmiş. Samim'in Simeranya'sı aslında yazarın düşünceleri. Bir yanda batılılaşma girdabına kapılmış ve bunun sonucunda ahlaki taraflarını kaybeden bir nesil diğer yanda doğu kültürüyle yetişmiş nesil. Aradaki kaçınılmaz çatışma. Ruh-beden, madde-mana ikilemleri. Eserde aynı zamanda yalnızlık dramı ön planda. Ayrıca yazar muhteşem kurgusuyla hem merakınızı kamçılayarak sonuna kadar götürüyor, hem de zaman zaman gerilimi içinizde hissediyorsunuz. Peyami Safa dünya çapında bir yazar olabilecek nitelikte bence. Dostoyevski'yi okurken neden bizim de onun gibi dünya çapında yazabilecek bir yazarımız yok diye düşünürdüm. Ama bu kitabı okuduğumda Peyami Safa'nın çıtayı çok daha yükseklere taşıdığını gördüm. Fakat biz gereken değeri verememiş, kıymetini bilememişiz. Eğer hala bu kitabı okumadıysanız bir an evvel okuyun derim. Yalnızız Fyodor Dostoyevski Peyami Safa
1000Kitap
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,3bin okunma
Makyaj Yapan Ölüler
10/10
·165 syf.·
2018 22. kitabı
'' Bir gün sokağınızdan geçerken, oturduğunuz binanın bütün pencerelerinde kendinizi görürseniz sakın dehşete kapılmayın! Bakın onlar ne kadar sükunetle izliyorlar sizi. İlk kattaki çocuklar size ne kadar benziyor! İlk penceredeki emzikli çocuktan, son penceredeki önlüklü çocuğa kadar hepsi el sallıyor size. Haydi durmayın, siz de el sallayın onlara ! '' Hâlâ Ali Ural'la tanışmamış olanlara ithaf ediyorum bu yazımı. Daha önce Posta Kutusundaki Mızıka'yı tanıtmıştım sizlere. Bu sefer içeriği tamamen farklı fakat tadı aynı bir kitap daha var elimde: Makyaj Yapan Ölüler. Benim ''Bir Solukta Okunacak Kitaplar'' listemde yer alıyor ikisi de. Her gün gördüğümüz fakat tanımadığımız insanlardaki değişiklikleri fark etmek, onların üzgün ya da mutlu görünüşlerine göre zihnimizde kurgular oluşturmak, insanların bir mevzuyu anlatırken yüzünde oluşan mimiklerine olaydan daha çok dikkat etmek ve bunu salt bir çıkar anlayışıyla değil de doğal bir meraktan ötürü yapmak. Yanı başımızda olup biten fakat farkına bile varmadığımız olayların içinde kim bilir ne hikayeler var. İşte Ali Ural tam da burada bir ayna alıyor eline hikayelerinin içine kattığı gerçeklikleri gösteriyor bize. Her bir ayna hayatımıza ve benliğimize tutuluyor aynı zamanda. Hikaye deyip durduğuma bakmayın kitap genel anlamda bir deneme. Fakat içindeki her denemenin iki ana unsuru var; bir gerçeklik bir de hikaye. Gazetelerin üçüncü sayfalarına konu olabilecek kimi haberleri hikaye potasının içinde usta kalemiyle eritmiş Ural. Bazen hikayenin nasıl bir haberle bağlanacağını dahi kestiremiyorsunuz, bazen de haberi okuduğunuz da tüyleriniz diken diken oluyor. Fakat her okuduğunuz hikaye sizi biraz daha insan olmaya davet ediyor. At gözlükleriyle yaşadığımız dünyamızı genişletip farkına varmanın anlamını
1000Kitap
Makyaj Yapan ÖlülerA. Ali Ural · Şule Yayınları · 20212,333 okunma
Posta Kutusundaki Mızıka Üzerine İnceleme
10/10
·206 syf.·
2018 16. kitabı
Sevgili Dost, En son ne zaman bir mektup yazdın? Şimdilerde mektup alaturka kaçıyormuş. Olsun, ben yine ısrar edeceğim pulu da olsun diye. Postacı yüzüme bakıp gülümseyerek; ''Makinadan geçiriyoruz, pul yok artık, '' diyecek. Olsun, ben yine de kırmızı olsun diyeceğim. Kırmızıyı sen de seversin değil mi? Sevgili Dost, Mektubun gelmedi. Ali Ural'ın Posta Kutusundaki Mızıkası'na girizgâh yapmak istediğimde, öykünmeler aldı başını gitti. Doğrusu o kitabı anlatmak için benzer birkaç cümle kurmak mübah sayılabilir sanırım. Günümüzde edebi değer taşıyabilecek eserlerin azlığından şikayet ettiğim sıralarda tanıştım bu kitapla. Sayfalar ilerledikçe geç kalmışlığımın farkına iyiden iyiye vardım. Eğer kalemle kitabın kenarlarına notlar almak, beğendiğiniz yerlerin altını çizmek gibi bir alışkanlığınız yoksa bu kitapla oluşabilir haberiniz olsun. Zira bende tam olarak öyle oldu. Posta Kutusundaki Mızıka mektup-deneme tarzında yazılmış, 160 sayfalık damıtılmış bir eser. Anlam süzgecinden geçirilmiş betimlemeleriyle, güçlü bir hayal gücü ve kelime hakimiyetiyle kurulmuş tasvirleriyle kaptırıp gidiyorsunuz kendinizi mızıkanın notalarında .Açıkçası burada yazıp merakınızı söndürmek istemediğim fakat okurken daha önce neden aklıma gelmedi dediğim çok hoş tasvirler kullanmış Ali Ural. Okuduğum bir cümleyi tekrar okumak zorunda kaldığım da olmuştur. Bu durumumun sebebi ise kullandığı imgelerin mantığını çözmek istemem ve sonra tasvirlerdeki ince işçiliğe hayran kalışımdı. Sizinle sohbet ediyormuş havasındaki üslubu ise kitabı çekici kılan diğer bir özelliği. Kitabın ilgimi çeken diğer bir yönü ise düşünürlerden, şairlerden zaman zaman yapılan alıntılar. Sanırım cimriliği bir kenara bırakıp, kitabın arka kapağını paylaşabilirim sizlerle; Sevgili Dost ! Bu sabah kuş
1000Kitap
Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural · Şule Yayınları · 202022,9bin okunma
Puan vermedi·188 syf.·
2022 2. kitabı
Cemal Süreya bir röportajında; "1944 yılında Dostoyevski'yi okudum, o gün bugündür huzurum yoktur. " diyor ya hani, Dostoyevski'yi okudukça anlıyorum bu sözün anlamını. Bazen bir roman, bir psikoloji kitabından çok daha fazla şey öğretiyor insana. Ve aradan yüzyıllar geçse de temelde insanın hiç değişmediğini. Öteki bazen dışarıdadır bazen içeride, ama herkesin bir "öteki"si vardır. Daha psikanalizin ortaya çıkmadığı yıllarda bunu muhteşem bir dil ve kurguyla anlatmış Dostoyevski romanında. Psikanalizin kurucusu Freud'un Dostoyevski'yle ilgili birçok makalesi mevcut. Dostoyevski okuduğunuzda sizinde huzurunuz kaçabilir, fakat belki de Cemal Süreya gibi bizim de biraz huzurumuzun kaçmasında fayda vardır.
1000Kitap
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,5bin okunma