Meselâ, tıp fenninden sual olsa; "Bu kâinat nedir?" Elbette diyecek ki: "Gayet muntazam ve mükemmel bir eczahane-i kübrâdır. İçinde herbir ilâç güzelce ihzar ve istif edilmiştir."
Bütün cihan gece gündüz benim için ağlar. Her an hüzünlü kalbim benim için ağlar. O işveli sevgili benim için ağlar. Dünya âlem, ben, herkes ağlarken, etraf böylesine gözyaşıyla dolmuşken ben şimdi mutluyum çünkü sevgilim de benim için ağlıyor.
Zemin ile âsumân ortasında muallâkta durdurulan bulut, gayet hakîmâne ve rahîmâne bir tarzda zemin bahçesini sular ve zemin ahâlisine âb-ı hayat getirir ve harareti (yani yaşamak ateşinin şiddetini) tâdil eder ve ihtiyaca göre her yerin imdadına yetişir.
Sonra yağmura bakıyor, görür ki: O lâtif ve berrak ve tatlı ve hiçten ve gaybî bir hazine-i rahmetten gönderilen katrelerde o kadar rahmânî hediyeler ve vazifeler var ki; güya "rahmet tecessüm ederek katreler sûretinde hazine-i rabbâniyeden akıyor" mânasında olduğundan, yağmura "rahmet" namı verilmiştir.