"Bugün içerisinde yaşadığımız toplumda kapitalist seküler, liberal düzen, bütün kavram ve kurumlarıyla yaşanan dönüştürücü gücü olan somut bir gerçeklik iken, İslam, ancak duygusal bir meşruiyet zemininde temsil edilebiliyor." Atasoy MÜFTÜOĞLU // Sahte Mutlakların Hükümranlığı, sh, 93 ¦ Mahya Yayıncılık
"İslam'ın sulandırılması, göreli hale getirilmesi alt kültürlere hapsedilmesi doğrultusunda uygulanmakta olan emperyalist bir proje başarıya ulaştığı için bugün, ucuz dindarlıklarla risk içermeyen, risk almayı gerektirmeyen dindarlıklarla iftihar edebiliyoruz." •Atasoy müftüoğlu ¦ Sahte Mutlakların Hükümranlığı, sh, 49 - Mahya Yayıncılık
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir mahya, bir gece... Eyüp Sultan Camii Ramazan 17
Din
Mahya Işıkları
İki minare arasındaki boşluğu görüp, oraya yazı yazılır diye kim düşündüyse saygı ve rahmetle anıyorum. Hoşgeldin Ramazan.
Hasbihâl
İstanbul'da ramazan ayrı güzeldir..Valide ya da Hırka-i Şerif'teki teravihleri, Üsküdar, Süleymaniye ya da Sultanahmet'teki iftarları özlememek mümkün değil?
Şaheser
Kocaman bir ev var içimde. İlmek ilmek ördüğüm. İyice sağlam olsun diye kırk kat yerin dibine kazdığım. Zeminini yaşanmışlık müsveddeleriyle doldurdum. Tuğlalara geldi sıra. En sağlamı olsun diye kılı kırk yarıp seçtim. Mahya harcım öyle yapıştı ki kimse yerinden oynatamazdı. Sağlam, dik duruşlu bir laf ile; eğilip bükülmeyen cinsten olmalıydı. Molalarda nabza göre şerbetler ikram ettiler. Ağzım kurudu, tadının tatlı olduğunu biliyordum ama asla içmedim. Alnımdan akan her terin acı tuzu öyle keskindi ki sadece yutkunuyordum. Kimseye tamah etmeden devam ettim. Saatler, günler, aylar geçti. Bir kat, iki kat derken çatıya kadar gelmiştim. Haberim yoktu. Sanki uykuyla uyanıklık arası geçen zaman dilimi gibi, kısacıktı. Lodosla karışık yağmurlar yağdı kuruyan betonların üstüne. Önce bir korktum. Ama bu da lazımdı. Ufacık bir darbede yıkılmak yok dercesine sapasağlam durmalıydı. Böylelikle yüreğime de su serpti aynı yağmurlar. Kızıl kiremitlerle süsledim çatısını. Sanki saçlarımdı da toka takıyordum. Öyle parlıyordu gün ışığında. En sevdiğim renklere boyadım duvarlarını.