10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 11:09
Olmayacak Şeylerin Romanı ismiyle müsemma, ilk sayfasından itibaren bizi absürtlüğün tam ortasına bırakan ama bir o kadar da insan psikolojisinin en çıplak haliyle yüzleştiren bir eser. Yazardan daha önce okuduğum Mahya İblisi eserindeki o akıcı üslubuna hayranlığım bu kitapla birlikte katlandı diyebilirim. 3 ana karakterle ilerliyor kitap: -Sadece varlığıyla ve yüzüyle etrafına nefret dalgası yayan maskeli bir yazar. -Özgürlüğün yükünden kaçıp kendi rızasıyla gönüllü köle olan bir kadın. - Başkalarının acısını alan ama o acılarla kendini içten ice çürüten bir adamın hikayesi. Bu karakterlerle aslında içimizde sakladığımız en ilkel ve karanlık duygularımızı ironik bir dille bize anlatiyor- bir anlamda ayna tutuyor. Bu dünyanın koşturmacasında insanın gittikçe kendine ve topluma yabancilaşmasına ve varolussal sorunlara odaklanan şahane bir metin çıkmış ortaya.Yazarın kendi deyimiyle o “Hoşkusur” estetiği, kitabın her cümlesinde kendini hissettiriyor. @ogan_1010 editörlüğünde okuması inanılmaz keyifli, bittikten sonra da zihinde dönüp duran cinsten. Ben ısrarla tavsiye ediyorum.
1000Kitap
Olmayacak Şeylerin RomanıHürer Ebeoğlu · Bilgi Yayınevi · 20264 okunma
Can Yücel
kitabın başına yazdığı ön söz üzerine bir kaç şey söylemem lazım... Aslında kendinin ne denli farkında olduğunu dile getiriyor gibi geldi bana şair... ÖN SÖZ Yoldaşlar, yayınlarken bu gecikmiş kitabı, it gibi biliyorum, makbul bişey değil bu, Olsa olsa, bir küçük kentsoylu ızdırabı. .. Veyahut iki cami arasında bir mahya, Rüzgôr vurdukça hani, hep kopacakmış gibi, Yine de ışıl ışıl, ortada salınır ya .. aslında kendisinin bir küçük burjuva olduğunun farkında Can Yücel.. iki cami arasında bir mahya olduktan sonra verdiğin ışığın da pek bir anlamı olmuyor şayet yolunu aydınlatmıyorsa... Yine de bu ön söz ün insanın kendine dürüst olması gerektiği ile ilgili çok şey taşıdığını söylemek gerek... Bugünkü egemenler in özellikle Can Yücel diyince akla getirdikleri " kart sensin postal sana girsin ,yada hadi ben gidiyorum bir kaç şiir okuyum gideceğim ,dediği anlar ,düzeni umursamaz tavırları gündemde tutuluyor... Oysa sınıfsal içerikli şiir yazan devrimci şairlere yapılmıyor bu hiç bir zaman. Bunu da bir not olarak eklemeli... Belki birinin işine yarar...
Sevgi DuvarıCan Yücel · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20186,2bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·176 syf.··
2026 11. kitabı
Oh be bitirdim iki gündür yedi beni :D Sevemedim biraz masalsı olaylar var ama ne anlatmak istediğini tam olarak anlayamadım ne öğrendim diye kendimi sorgulattı.Kitabın amacı neydi kafamdaki soru işareti okumayın :)
Mahya İblisiHürer Ebeoğlu · Bilgi Yayıevi · 202469 okunma
Puan vermedi
Mahya İblisi: Osmanlı’nın III. Osman dönemi Kostantiniyye’sinde geçen, tarihle mistiği, hicvi ve vicdan sorgusunu harmanlayan eşsiz bir roman. Kitap, aslında vicdanın ve insan olmanın romanı. Aylarca aranan Mahya İblisi nihayet bir gece Böcek Korkud tarafından ele geçirilmiş, zindana gönderilmiştir. Onun bıraktığı mahyalar ise, bir isyanın değil, bir uyanışın çağrısı: “Kul olma, insan ol.” Ancak bu gece diğer gecelere hiç benzemez Herkes kendi vicdanları ile yüzleşecektir: Geçmişin azılı hırsızı Böcek Korkud; Dalkavuk Sadık Çelebi; Matrakçı Müzeyyen adıyla bilinen Aynülhayat; cellad Bülbül Ferhad; Mesnetsiz İzzet; hatta dönemin padişahı III. Osman. Yer yer gülümsetirken çoğu yerde düşündürür hikâyeleri; çünkü hepsi, birer vicdan aynası. Her karakter, yaşadığı alemin dışına çıkarak geçmişine bakar, hatalarını fark eder ve başkasının göremediği figürlerle karşılaşır. İşte bu gizli figürler, vicdanın kendisidir; karakterlerin hatalarını gösterir, onları uyarır ve içsel dönüşümlerine yol açar. Mahya İblisi sadece tarihi bir roman değil; geçmişin İstanbul’unu ve o dönemin toplumsal çürümüşlüğünü gösterirken, aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine yapılan bir yolculuktur. Okuyucu, Mahya İblisi’nin bıraktığı mahyalar aracılığıyla hem gülümser hem de kendine döner, hatalarını fark eder ve vicdanını uyandırır. Bu nedenle kitap, mistik, büyülü, eğlenceli ve bir o kadar da ders verici bir deneyim sunar.️ Kitabı uzun zamandır okumak istiyordum ama Ramazan ayına denk gelmesi benim için daha bir anlamlı oldu
Mahya İblisiHürer Ebeoğlu · Bilgi Yayıevi · 202469 okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2026 14. kitabı
Aşırı edebi bir dille yazılmış. Biraz zor bitirdim. Gazze'de o kadar yazılacak kıymetli hikayeler varken, her başlıkta "otel odasında" ile başlayan paragraflar şahsen içimi daralttı. Daha farklı beklentiyle kitabı almıştım.
Çocuk, Zeytin ve AteşMurat Mahya Gürses · Morena Yayınevi · 20233 okunma
Putları kırmanın yalnızca bir eylem değil, bir zihniyet Devrimi
Puan vermedi·208 syf.··
2025 449. kitabı
Putlarını Kıramayan Kabileler: Atasoy Müftüoğlu'nun Çağdaş İslam Dünyasına Eleştirel Bir Bakışı Atasoy Müftüoğlu, 1942 yılında Trabzon'un Çaykara ilçesinde doğmuş, Türk düşünce hayatında önemli bir yer tutan bir yazar ve denemeci olarak bilinir. Eğitim hayatını Ankara'da tamamlayan Müftüoğlu, Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç ve Mehmet Akif Ersoy gibi figürlerden etkilenerek İslami düşünceye yönelmiş, eserlerinde modern dünyanın Müslüman toplumlar üzerindeki etkilerini sorgulayan bir yaklaşım benimsemiştir. Eskişehir Belediyesi'nde uzun yıllar idari görevlerde bulunmuş olsa da, asıl katkısını deneme ve eleştiri yazılarıyla yapmıştır. 2016 yılında Mahya Yayınları tarafından yayımlanan Putlarını Kıramayan Kabileler adlı eseri, Müftüoğlu'nun bu sorgulayıcı üslubunun zirve noktalarından birini temsil eder. 208 sayfalık bu kitap, İslam dünyasının güncel sorunlarını metaforik bir çerçevede ele alarak okuyucuyu derin bir muhasebeye davet eder.Kitabın temel teması, başlıkta da işaret edildiği üzere, "putlar" ve "kabileler" kavramları etrafında döner. Müftüoğlu, burada "putları" modern çağın ideolojik tuzakları olarak yorumlar: Ulus-devlet milliyetçiliği, sekülerleşme eğilimleri, kapitalist tüketim kültürü ve liberal bireycilik gibi unsurlar, Müslüman toplumlarda yeni bir "cahiliye" dönemi yaratmıştır. Yazar, bu putların kırılmamasını, toplumların kabileci zihniyetlere hapsolmasıyla ilişkilendirir. Kabilecilik, burada yalnızca etnik veya aşiret temelli bir yapı değil, aynı zamanda ideolojik, mezhepsel ve kültürel bölünmeleri ifade eder. Müftüoğlu, bu bölünmelerin İslam ümmetinin birliğini nasıl erozyona uğrattığını, Batı hegemonyasının etkisi altında nasıl pasifleştiğini detaylı bir şekilde idrak eder. Kitap, tarihsel referanslarla zenginleştirilmiş olup, İslam'ın erken
Edebiyat
Putlarını Kıramayan KabilelerAtasoy Müftüoğlu · Mahya Yayınları · 201625 okunma