9/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2025 621. kitabı
Vahdete 7 Adım: Mehmed Alagaş'ın Birlik Çağrısı Üzerine Bir İnceleme Mehmed Alagaş, çağdaş İslami düşünce sahnesinde tevhid, şirk ve toplumsal meseleler üzerine derinlemesine eserler vermiş bir yazar olarak tanınır. 1998 yılında İnsan Dergisi Yayınları arasından çıkan Vahdete 7 Adım adlı kitabı, yazarın bu alandaki en önemli çalışmalarından biri olarak kabul edilir. Kitap, İslam ümmetinin güncel dağınıklığına ve iman erozyonuna karşı bir manifesto niteliği taşır. Alagaş, burada vahdet (birlik) kavramını, romantik bir idealizmden uzak, Kur'an-ı Kerim ve sünnet temelli, pratik bir yaklaşımla ele alır. Toplam 206 sayfalık bu eser, Müslümanların şaşkınlığı ve tevhidi kavrayanların bile dağılmışlığı karşısında, "kolay bir yoldan vahdete çağırmanın ne kadar boş ve anlamsız bir çağrı olduğu"nu vurgular. Bu inceleme, kitabın ana temalarını, yedi adımını, yazarın metodolojisini ve güncel katkılarını detaylı bir şekilde ele alarak, eserin İslamî düşünceye sunduğu değeri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Giriş: Vahdetin Güncel Krizi ve Kitabın AmacıKitabın önsözünde ve giriş bölümlerinde Alagaş, Müslüman toplulukların karşı karşıya kaldığı "hazin bir iman erezyonu"nu acı bir gerçeklik olarak resmeder. Kendilerini İslam'a nisbet edenlerin şaşkınlığı, tevhidi anlayanların ise dağınıklığı, vahdeti "şimdilik fantazi" bir konu haline getirmiştir. Yazar, bu tespitiyle, birliği sadece duygusal bir çağrı olarak değil, "ciddi ve kalıcı çalışmalarda bulunan samimi kardeşler" için "birçok güncel meseleyi de içine alan önemli bir konu" olarak konumlandırır. Bu yaklaşım, kitabın temel amacını belirler: Müslümanları, ortak bir kıble ve istikamet sorunu, kimlik krizi, toplumsal ilişkilerde tutarsız tavırlar gibi pratik engellerden kurtarmak.Alagaş'ın üslubu, didaktik olmaktan ziyade teşvik edici
Düşünce
Vahdete 7 AdımMehmed Alagaş · İnsan Dergisi Yayınları · 199839 okunma
İslam Mutlak ve Evrenseldir
Puan vermedi·93 syf.··
2025 79. kitabı
İsmail Hamdi Danişmend'in bu inceleme-araştırma kategorisinde değerlendirilebilecek kitabının asıl yazılış amacı İslam'a "Çöl Dini" ve Kur'an-ı Kerim'e "Çöl Kanunu" diyen hadsizlere cevap vermektir. Giriş olarak, Danişmend, Türklerin İslam'a hizmetlerini bir kronoloji içinde anlatır. Abbasi Halifesi (El-Kaaim bi-emr-İllah) Miladi olarak 24 Ocak 1058 senesinde Bağdat'ta yapılan bir merasim ile cismani hukukunu Selçuklu Hükümdarı Sultan Tuğrulbey'e teslim etmiştir. İkinci olarak da Yavuz Sultan Selim Han'ın 15 Şubat 1517 senesinde Mısır'ın fethi ile hilafeti teslim almasıyla hem cismani hem de ruhani olarak Türkler İslam'ın en büyük hizmetkarları olmuşlardır. Bu halifeliğin kaldırılmasına kadar devam etmiştir. Böyle bir girişten sonra bu topraklarda İslam'ın "Çöl Dini" olduğunu iddia eden Batı mukallidlerine Danişmend, Batılı kaynaklardan yaptığı ( özellikle Fransızca) iktibaslarla Arap Yarımadasının döneminin en gelişmiş coğrafyası olduğunu; sadece Allah (cc)'ı tanımadıkları için cahil olduklarını gösteriyor. İkinci olarak da, "Çöl Kanunu" denmesini de yine benzer bir usül kullanarak reddediyor. İkinci bahiste ise aktardığı kaynaklar İslam'ın cihanşümul, vahdaniyet, ve yönetim biçimleri gibi konularda ne kadar kapsayıcı ve bütün insanlığa yönelik teklifler sunduğunu yine Batılı kaynaklar kullanarak göstermektir. Sonuç olarak, Danişmend bu toprakların Batılı mukallidlerine diyor ki; "Ey nefsi peşinde giden cahiller! O ekonomik olarak yaşadığınız çöküntüyü anlıyorum; ama elinizi vicdanınıza koyun da bu çok meftun olduğunuz coğrafyanın itidalli müsteşriklerini de okuyun"(Manalandırmadaki ifade biçimi bana aittir). Son kısımda ise Danişmend bu konuların etrafında çokça bilinen bazı ayetleri (Maide 54, Tevbe 39, Muhammed 40, Feth 16 ve Mearic 40-41) gündeme getirerek
Garp İlminin Kur'an-ı Kerim Hayranlığıİsmâil Hâmî Dânişmend · Dergah Yayınları · 197810 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·274 syf.··
Beğendi
·
2025 41. kitabı
Mehmet Yıldız / Ankebut (Örümcek Ağı) Sayfa :274 Tür: #din #i̇slam #edebiyat Merhaba Daha önce okuduğum Sâliha kitabının yazarından başka bir kitap okudum. Yazarın artık hangi üslupla yazdığını da öğrendiğimden oldukça keyifli ve dolu dolu bir okuma oldu. ( Puntoları hesaba katmazsak) Mehmet Bey'in kalemini ben İhsan Oktay Anar'ın üslubuna da çok benzettim. 2.3 günde okunup kenara bırakılacak kitap değil kesinlikle. Yazarımız oldukça usta bir dille ince mesajlar ve şifrelerle kaleme alıyor kitaplarını söylemeden de geçmeyeyim. Ankebut süresi 41. Ayeti baz alarak yazarımız kitabı kurgulamış. Gelelim kitabın konusuna İmranlı A. Ş de çalışan Selim Kankaya'nın korkunç ve oldukça gizemli ölümünün ardından başkomiser Nisa ve Furkan araştırmalarına başlamıştır. Cesedin burnunun ucu yok, sağ kulağı kesilmiş ve sol gözü oyulmuş, vahşice katledilmiştir. Kimsesiz, ailesiz olan Selim Kankaya'nın görünürde ne bir düşmanı ne de bir yakını vardır. Nisa ve Furkan'ın İmranlı A.Ş ile sorgusu başlamıştır. Maide Enfal şirketin sahibi olarak sorguya alınır ama kadının eşi de seneler önce aynı şekilde vefât etmiştir. Kafaların iyice karışmasıyla derin araştırmalara giren ekip oldukça derin bir yapılanma ile karşılaşır. Nevislam... Hadisleri kabul etmeyip, sünnetleri reddeden ve Kurân'ı Kerim'den başka hiçbir kaynağı ciddiye almayan. Namazların vaktini bile 3'e indiren bir topluluk. İnsanların imanlarını zayıflatıp, dinden soğutma projesi.. Bu toplulukta genel de doğu illerimizde oldukça yaygın olan 'Dak' ile birlikte Arapça 'Cim' harfiyle işaretleyip kendilerini güvenli bir şekilde tescil ediyorlar. Dak'ı yapan dövmeciyi bulunca yapılanmanın daha büyük olduğu anlaşılır. Deşifre olanın intihar ettiği, yada öldürüldüğü bu güruh... Geçmişini hatırlamayan beyninde ağır bir tahribatla
Ankebut - Örümcek AğıMehmet Yıldız · Hestia Yayınları · 202317 okunma
Kurtuluş İçin Müslümanlaşmak
Puan vermedi·336 syf.··
2024 47. kitabı
Ahmet Kalkan kitabının çıkış noktasını çok doğru bir temele dayandırmıştır. Dünyanın vaziyeti kötüdür. Bazı kimseler bunun için şeytan ve onun yoldaşlarının yaptıklarını neden olarak gösterirken; kendisi bu sorunları Müslümanların niteliksizliğine dayandırır (Diğer görüşü inkar etmiyor ama reçete Müslümanlara). İfadeler mana olarak kendisine ait olmak kaydıyla "Müslümanlar Müslümanlaştığında" dünyayı ahiret yurduna çevirebilmek mümkün olacaktır.  Bunun nasıl'ına dair tekliflerini kısa kısa pek çok makalesinde biz okuyuculara sunmuştur. Bazı noktalardaki tekliflerini kendi nefsime göre ya da teamüllere göre çok katı olarak değerlendirsem de biraz kitap yalamış bir Müslüman'ın bu konulara aşikar olacağını düşünmekteyim. Kitabın büyük bir bölümü Tevhid ve Cihad kavramını tartışıp güncel durumlara karşı tatbikini gösteriyor. Bunun dışında ayrıca ibadet ve mabed konusu da Müslüman'ın hayat tasarımındaki merkezin rolünü hatırlatacak şekilde işlemiş durumdadır.  Ahmet Kalkan ayrıca çok önemli bir şey yapıyor. Evet, hedef olarak dar-ül İslam'ı, Halifeliği, şeriatı koyuyor ama bunların uzak ihtimallerinden dolayı gönülleri kedere sürüklenecek Müslümanlar'a da hemen şimdi neler yapması gerektiğini ve onların üzerine ne düştüğünü çok net bir şekilde açıklıyor. Ve tabir yerindeyse herkesten harekete geçmesini bekliyor. Bazı alıntılar ve gelecek için hatırlatmalar:  Şerri olan ahkamın dışına çıkma durumunda kişinin hali üzerine hüküm: "Kendilerini Allah’a vermiş olan peygamberlerin ve -Allah’ın kitabını korumaları kendilerinden istendiği için- rablerine teslim olmuş zâhidlerin, bilginlerin yahudiler arasında kendisiyle hükmettikleri, içinde hidayet ve nur bulunan Tevrat’ı elbette biz indirdik. Hepsi onun (hak olduğunun) şahitleri idi. O halde insanlardan korkmayın, benden
Din İslam
Müslümanın MüslümanlaşmasıAhmed Kalkan · Kalemder · 201816 okunma
Puan vermedi·605 syf.··
2022 25. kitabı
·
185 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2022 01:41
Kur’ân'ı kerim 114 sure'den oluşur. Bu surelerin 86'sı mekke dönemi, 28'i ise Medine dönemin de inmiştir. - Fatiha Suresi Kur'an'ın ilk suresidir. Sure, 7 ayetten oluşur. Mekke döneminde inmiştir, ve iniş sırasına göre 5. suredir. Fatiha Suresi'nin ilk sure olması, surenin içeriğinde Kur'an öğretisinin bir özetinin yer alması olarak açıklanmıştır. Ve Kur'an'ın ilk suresi olduğu için, adını ''başlangıç, açılış'' anlamlarına gelen ''fatiha'' kelimesinden almıştır. - Bakara suresi, Kur'an'ın ikinci suresi olup, aynı zamanda da 286 ayet ile en uzun suresidir. Sure adını içinde geçen hz. Musa ile ilgili bir kıssadan almıştır. Bakara kelimesinin anlamı inek/sığır demektir. Sure Medine dönemin de nail olmuştur. Yapısı itibarı ile Kur'an'ın özeti gibi bir suredir. İçinde bir çok konu ile ilgili hüküm ve kıssalar mevcuttur. - Kur'an'ın 3. Suresi Al-i imran suresidir. Sure 200 ayetten oluşmuş olup Medine dönemin de inmiştir. İsmini 33. Ayetin de geçen ve imran ailesi anlamına gelen Al-i İmran'dan almıştır. İmran, hz. İsa'nın annesi hz. Meryem'in babasıdır. Bu surenin hâkim konusu, bu ailenin temsil ettiği peygamberlik, İsa, Meryem ve Hristiyanlık inancıdır. - Kur'an'ın 4.suresi Nisa suresidir. Sure 176 ayetten oluşmakta olup Medine dönemin de inmiştir. Sure, ismini Arapça kadınlar anlamına gelen “nisâ” kelimesinden alır. - Kur'an'ın 5.suresi Maide suresidir. Sure 120 ayetten oluşmuş olup Medine dönemin de inmiştir. Sure ismini, 112 ve 114. Ayetlerin de geçen sofra anlamına gelen Maide kelimesinden almıştır. - Kur'an'ın 6.suresi En'am suresidir. Sure 165 ayetten oluşmuş olup Mekke döneminde inmiştir. Sure ismini 136. 138. ve 139. âyetlerinde geçen koyun, keçi, deve, sığır ve manda cinsi evcil hayvanları ifade eden En’âm kelimesinden alır. Allah'ın birliği ve puta tapmayı
1000Kitap
Açıklamalı Kur'an-ı Kerim MealiEbu'l A'lâ el-Mevdudi · İnkılab Yayınları · 200459 okunma
1/10
·139 syf.··
2022 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2022 23:06
Yayımlandığı ülkelerde büyük yankı uyandıran, bu kitaptaki dini görüşleri yüzünden kitabın yazarı Jose Saramago’nun ülkesi Portekiz’i terk etmek zorunda kaldığı, dinle alay eden bu kitabın ülkemizde “gıpta edilerek, beğenilerek” bu kadar çok okuyucuya ulaşması hayret edici, üzücü... -Nobel Ödüllü olması da ayrı bir muamma...- Yapıtlarında mitleri, ülkesinin tarihini ve gerçek üstü imgelemi kullanan yazarın, ölmeden önce yazdığı ve yayımlandığı ülkelerde büyük tartışmalara yol açan bu son romanında insanlığın inançlarını hiçe sayarak kurgu içinde çirkince eleştirmesini beyninin sulanmasına ve o beynini kullanamamasına veriyorum. Tahrifata (aslıyla oynanmış, değiştirilmiş) uğramış metinler üzerinden öğrendiği Hıristiyanlık ve Yahudilik sonrası ateistliği seçen yazarın düzmecesidir. Yüce Allah(c.c.) tarafından Hz. İsa'ya (a.s.)/ Hz.Musa'ya (a.s.) ‘gönderilmiş kitaplar olamaz, insan kalemi ile yazılmıştır, din, kitap, inanç yoktur’ düşüncesinin yazarda hâsıl olmuş olabileceğine bağladım.... Kur'an-ı Kerim Tevbe, 9/30, 9/34; Maide, 5/72, 73 ayetlerinde İncil hakkında özellikle “Teslis inancıyla” ilgili tahrifata, Tevrat hakkında ise En'âm, 6/91, Bakara, 2/41-59, 75, 79, 174, 175; Ali İmran, 5/71, 78; Nisâ, 5/44, 46; Maide, 5/13, 68 ayetlerde aslını görebilirsiniz. İnancımızı ve kutsal kabul ettiğimiz değerlere böylesi aşağılık bir ağızla saldıran sapkın hayal gücünün ürünü olan kitabı çok çirkin buldum... Zaman kaybıdır.. Kitabın adını da oluşturan Kabil’in öyküsünü bilmeyen yoktur herhalde: (Mâide sûresi; 27/32) Rivayete göre Kâbil, kendisiyle aynı batında doğan kız kardeşini almak istedi. Hâbil ise, bunun şerîate uygun olmadığını, diğer zamanda doğan kardeşlerinden birini al­ması gerektiğini
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma