Hem dürüstlük nedir sence? Komşunun cebindeki saati aşırmamak mı? Yo, o kadar kolay değil. Hepsi o kadar olsaydı, insanların yüzde doksan beşi
dürüst sayılırdı. Oysa görüyorsun ki değiller. Dürüstlük bir fikri savunabilme yeteneğidir.
"Ben de öyle yapıyorum. Düşünceli hareket ediyorum, çünkü sen konuşmaya hazır değilsin. Henüz bir süre için. Eh, konuşalım o zaman. Soyut düşünce düzleminde. İnsanların seni hemen aralarına,
böylesine hevesle kabul etmeleri ne kadar ilginç. Sürüler halinde sana doğru akıyorlar. Sence bunun nedeni nedir? Onlar da çevrelerindekileri bol bol tersliyorlar, ama kendilerini ömrü boyunca terslemiş biri birdenbire onlara kucağını açtığında; pençelerini içeri çekip koşa koşa geliyorlar, sana
karınlarını okşatıyorlar. Neden? Bence bunun iki açıklaması olabilir. İyi olan açıklama, bu insanların iyi kişiler oluşu, sana dostluk bahşetmek istemeleri. Öteki açıklama da, senin onlara ihtiyaç duymakla kendini küçültüyor olduğunu bilmeleri. Fildişi kulenden iniyorsun. Yalnızlıklara hepsi birer fildişi kuledir. Onlar da dostluklarıyla seni aşağıya çekmekten sevinç duyuyorlar. Tabii bunun bilinçli olarak farkında değiller. Tek bilen sensin. O yüzden de bu işi yaparken acılar çekiyorsun. Soylu bir amaç uğruna olsa, asla yapmazdın bunu. Ancak kendi seçtiğin amaç uğruna yaparsın. Uygulanan yöntemlerden daha çirkin bir amaç. O amaç, yöntemleri dayanılır kılıyor."
"Biliyor musun, Ellsworth, gazetedeki yazında asla kullanmayacağın bir cümle çıktı ağzından."
"Öyle mi? Olmuştur. Yazımda kullanmayacağım pek çok şeyi sana söyleyebilirim. Hangisini demek istiyorsun?"
"Her yalnızlık bir fildişi kuledir."
Okudukça çarpıldığım ve sürüklendiğim bir kitaba devam ediyorum. Sonunda bir inceleme yazmak istiyorum ama bende böyle bir kitaba inceleme yazacak kapasite var mı bilmiyorum. Ne yazsam hakkında ayıp edeceğim sanki...