"Biliyor musun, Alvah, günün birinde gerçekten istediğim bir işim olursa bunu korkunç bir şey sayarım."
"Daha neler! Amma anlamsız bir söz! Ne demek istiyorsun?"
"Ne diyorsam onu. Zevk aldığım, kaybetmek istemediğim bir işim olursa, korkunç olur."
"Neden?"
"Çünkü sana bağımlı duruma gelirim. Sen harika bir insansın, Alvah, ama pek de ilham verici sayılmazsın. Senin taşıdığın kırbacın karşısında eğilip bükülmek iyi olmaz gibi geliyor bana. Yo,
itiraz etme, seninki çok nazik bir kırbaç olur. Esas çirkin olan da o zaten. Patronumuz Gail'e de
bağımlı olurum. Harika bir insandır, ondan eminim, ama onunla hiç karşı karşıya gelmemeyi yeğlerim."
"Bu kadar çılgın bir davranışa bürünmene sebep ne? Gail'in de, benim de, senin için her şeyi yapacağımızı bildiğin halde hem de ... Ben şahsen ..."
"Yalnız o kadar değil, Alvah. Bir tek sen değilsin. Gerçekten istediğim bir işi, bir projeyi, bir ideali ya da bir insanı bulursam, bütün dünyaya bağımlı duruma gelirim. Her şeyin diğer şeylerle bir bağlantısı var. Birbirimize öyle sıkı bağlıyız ki! Bir ağın içindeyiz hepimiz. O ağ bekliyor. Ve hepimiz
onun içine bir tek arzu nedeniyle itiliyoruz. Sen bir şey istiyorsun, o şey senin için değerli oluyor. Onu senin elinden kapmak için bekleyenler kim, biliyor musun? Bilemezsin. Belki çok karışık, çok uzaklarda olabilir, ama birileri onu kapmak için hazır bekliyor. Ve sen de onların hepsinden
korkuyorsun. Büzülüyorsun, sürünüyorsun, yalvarıyorsun ve kabulleniyorsun ... tek ki almasın, sende bıraksınlar. Bir de kimleri kabul ettiğine bak."
"Eğer yanılmıyorsam, sen genel olarak insan ırkını eleştiriyorsun."
"Biliyor musun, bizim genel olarak insan ırkı hakkındaki düşüncelerimiz çok garip bir şey. O kelimeyi söylerken hepimizin kafasında belirginlikten uzak, pırıltılı bir tablo oluşuyor. Ciddi,