mayıs

öyle uzak ki yerim uzakları aşıyor, bütün özlediklerim benden ayrı yaşıyor. ya her şeyim ya hiçim, sorma dünyam ne biçim. bir kördüğüm ki içim çözdükçe dolaşıyor.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
onbir haziran.
mutlu ve keyifli olsam da en mutlu anımda bile bazen bilmediğim bir sebepten birden içim kararıyor. saçma sapan şeylere ağlıyorum ama ne için ağladığımı kendim de bilmiyorum. işin aslı pek iyi değilim, her şeye karamsar bakıyorum. soluk renkli açık gökyüzü, batan güneş, akşam dinginliği, tüm bunlar beni kederlendiriyor ve canımı acıtıyor; kalbim ağırlaşmış gibi ve ağlamazsam bir türlü rahatlayamıyorum.. makar aleksiyeviç! dün sanki tüm hislerimi okuyabilirmişsiniz gibi gözlerimin içine baktınız, sanki benim mutluluğumu paylaşıyor gibiydiniz. çalılıktan ya da patikadan ya da deniz kıyısından geçerken önümde durup sanki sahip olduğumuz şeyleri bana göstermek ister gibi yüzüme baktınız. nasıl da iyi yüreklisiniz, bu yüzden seviyorum sizi. beni unutmayın. sık sık beni görmeye gelin. sadece sizin, varvara alekseyevna
Sayfa 59·Kitabı okudu
sekiz nisan.
acı ve kedere mahkûm biz ölümlüler ne acı ne de keder bilmeyen kuşlara gıpta eder.
Sayfa 7·Kitabı okudu
Frankenstein ya da Modern Prometheus
prometheus, bir tanrılara bir de insanlara baktığında aralarında önemli bir fark görür. tanrılar ateşe sahipken insanlar ateşin varlığından bihaberdir. prometheus ateşi tanrılardan çalarak insanlara verir. burada ateşin, bilimi ve aydınlanmayı temsil ettiğini söyleyebiliriz. fakat prometheus'un insanlara duyduğu bu yüce gönüllülüğü, tanrılar katında pek hoş karşılanmaz. prometheus haddini aşmanın bedelini, kendisinin kayaya bağlanıp karganın akciğerini yemesiyle sürecek bir sonsuz işkenceyle öder.
Sayfa 113·Kitabı okudu
ölümü sıkça düşünmek insanı bir şeyler yapmak için motive edebildiği gibi, tam tersi şekilde insanı nihilist bir kaosa da sürükleyebiliyor. kısacası ölüme fazla kafa yoran, kafayı yer. ölümü düşünürken stratejik olmak şart. o yüzden biz de ölümü, bizi gerçekten hayata bağlayacağına inandığımız zamanlarda düşünelim. yoğun ve anlamlı bir şekilde, meditasyon misali. damarlarımızdaki kanı hissedercesine yaşadığımızı hissedelim ve bu hayatın her şeye rağmen ne kadar değerli olduğunu hatırlatalım kendimize. sonuçta ölümden ne kadar ürperiyorsak, ölümü sindirmekte bu kadar zorlanıyorsak, demek ki yaşıyor olmanın bir değeri vardır.
Sayfa 74·Kitabı okudu