günün sonunda bu etimin çürüyeceğini, organizmaların bedenimi parçalayacağını ve benden geriye sadece kemik parçaları kalacağını biliyorum. ölüm gibi bir gerçek karşısında insanların benim hakkımda ne düşündüğünün, rezil olmamın ve utanmamın da hiçbir anlamı kalmıyor... hepimiz istesek de istemesek de hayatımızla kumar oynuyoruz. ölüm illaki kazanacak ve nihayetinde biz de bu kumar masasından kaybederek ayrılacağız.
"yakında öleceğimi hatırlamak, hayatta büyük seçimler yapmama yardımcı olan, şimdiye kadar karşılaştığım en önemli araçtır. çünkü hemen hemen her şey, tüm dış beklentiler, tüm gururlar, tüm utanç veya başarısızlık korkusu, ölüm karşısında tüm bunlar bir kenara atılır ve geriye yalnızca gerçekten önemli olan şeyler kalır. öleceğinizi hatırlamak, kaybedecek bir şeyin olduğunu düşünme tuzağından kaçınmanın bildiğim en iyi yoludur. sen zaten çıplaksın. kalbinin sesini dinlememek için hiçbir nedenin yok."
tüm bu neşenin içinde sensizliğin o büyük boşluğu var leyla'm. tek gerçek sıkıntım bu. sizden uzak olmak, sizi görememek, kızımın kahkahasını duyamamak, senin gülüşüne eşlik edememek... kahkahalarla gülerken gözlerin nasıl da kısılır? o anları özlüyorum.