mayıs

yoksun bırakılmanın burukluğu.
bilinmezlikler çarşısında geçirip getirmişti her biri seni buraya. kokular, sesler, renkler arasında yitirdiğin bakışları hatırlatan yurduna birden döndüğünde. ötede kalan her şey bir anda flulaşmış, yeni seslere, renklere bürünmüştü varlığın. göz ucuyla baktığın, belki de "yaşadım" dediğin hayatın izleriydi. şimdi karşına çıkıyordu her biri. içinden "insanı onarma mevsimi bı belki de" demiştin. yakınlaştıkça uzaklaştıkların, uzaklaştıkça kayboldukların.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Reklam
ıskalayarak yaşayanlar.
kendi acılarımızı sıralayarak, hatta onlarla aramıza suskunluk duvarı örerek, unutarak yaşıyoruz. kaybetmeyi bana öğrettin. derler ya, "bir kez kaybetmeyegör vazgeçişlerini çoğaltarak yaşarsın hep." benim uçurum dediğim de aslında gidip gidip dönmelerimdi. herkesin kırılganlığı kendineydi diyemiyorum. çünkü bunu var eden hep iki kişidir. gören göremeyen, hisseden hissedemeyen, buluşan buluşamayan. bir yerde okumuştum, "dikkate değer her şey nadir olduğu kadar da zordur." galiba ıskalayarak yaşadığımızda göremediğimiz de bu olsa gerek.
Sayfa 52·Kitabı okudu
nefessiz kalmamak için toprağa döndüm, çaresiz.
zaman hissedişlerinin barınağıydı yolun. ezinti dediğin şey, sırtındaki kabuk gibiydi. her kıpırdayışta çatırdayan. neden, niçin olduğunu bilmediğin derin hüzün. duygularınla ara yerde değildin, tüm varlığınla bölünmüşlüğü hissediyordun, köksüzlüğü. aidiyetini var kılan her şeyin yakınlaştıkça uzaklaştıkların olduğunu görüyordun.
Sayfa 50·Kitabı okudu
kendi cehenneminin odununu kendi götürenler.
aranızdaki imkansızlığın dilini yaratan onun hayata bakışıydı biraz da. bekledikleri, beklentileri, uzlaşmazlıkları. -hayat bir yerden başlar ve sürer. oraya taşıdığımız her şey, yaşama yolumuzda karşılaştıklarımız birer rastlantı değil, olması gerekenlerdir. biz orada aklımız, duygumuz, bakışımızla yalnızca bir enstrümanız-
Sayfa 21·Kitabı okudu