“Aşkta kim olmak istediğimizi, savaştaysa kim olduğumuzu keşfederiz.”
Kitap kurtları, toplanın! Bugün karşınıza; okurken asla sıkılmayacağınız, aile bağları, aşk, dostluk ve kahramanlık üzerine yazılmış orijinal bir roman ile geldim. Çoksatan, ödüllü yazar Kristin Hannah’ın dünya çapında satış rekorları kıran eserlerinden biri olan “Bülbül” ile. Kendisi, okuma grubumuz vesilesiyle, yazardan okuduğum ilk kitap olup, tek kelimeyle unutulmazdı.
II. Dünya Savaşı döneminde Fransa’da yaşayan iki kız kardeş, Viann ve Isabelle. Küçük yaşta annelerini yitirmiş, baba sevgisinden yoksun bir yaşam sürmek zorunda kalmışlardı. Ağırbaşlı ve iyi huylu büyük kardeş Viann, genç yaşta çocukluk aşkı Antoine ile evlenip bir kız çocuk sahibi oldu. Küçük kardeşi Isabelle ise, yaşamına bir amaç arayan asi ruhlu bir genç kız olarak, gittiği her yatılı okuldan ya atıldı ya da kaçtı. Savaşın alevlenmesiyle Viann’ın kocası cepheye çağrılmış; Isabelle ise babası tarafından ablasının yanına gönderilmişti. Birbirlerine oldukça zıt karakterlere sahip bu iki kız kardeşin arası savaş yüzünden açıldığında, Isabelle direnişçilere katılarak kendi canı pahasına hayatlar kurtaracak; Viann kocasının yokluğu ile başa çıkmaya çalışırken işgalcilerle dolu bir şehirde hayatta kalmanın yollarını arayacaktı. Ve sonrası... Ailelerini ve vatanlarını korumak için defalarca hayatlarını riske atacak iki kadının Fransız Direnişi’ne verdiği destek, aşkları, kayıpları ve zaferleri...
Bülbül'ü okuduktan sonra savaş dönemi kitaplarını ne kadar sevdiğimi fark ettim. Özellikle II. Dünya Savaşı ve Nazi Almanya’sını yansıtanları. Dram, romantizm ve tarihi gerçeklik arayan okurların da benim gibi bu kitaba bayılacağını düşünüyorum. Okurken resmen film izliyormuş gibiydim. O kadar hayran kaldım ki hâlâ etkisinden çıkabilmiş