bookslawer

bookslawer
@maivekan
Mütemadiyen okur, kitapkolik.
9/10
·112 syf.··
2021 122. kitabı
“İnsan insana nasıl bu kadar acımasız olur, bu kadar nefret duyar?” Merhabalar! Ağustos ayınının son demlerindeyken, #cengizaytmatovla1sene okuma grubumuz vasıtasıyla okuduğum “Cengiz Han’a Küsen Bulut” kitabının yorumuyla karşınızdayım. Aytmatov’un bu romanı, ancak Sovyet Rusya’nın dağılmasından sonra yayınlanabilmiş Stalinizm ve totaliterliğin güçlü bir eleştirisi… Devam niteliğinde bir kitap olduğu için öncelikle “Gün Olur Asra Bedel” kitabını okumanızı öneririm. Cengiz Han’a Küsen Bulut romanının asıl vakası, “Gün Olur Asra Bedel”in kahramanlarından biri olan eski savaş esiri, öğretmen Abutalip Kuttubayev’in masalları ve efsaneleri derleyerek iktidarı kötülemek, Yugoslav-İngilizler ile işbirliği yapmak suçlamasıyla tutuklanmasıdır. Onu tutuklayan Tansıkbayev’in gerçek amacı ise, bu hayali dava sayesinde terfi etmek ve terfi eden diğer arkadaşlarının mensup olduğu küçük burjuvazi sınıfına dahil olmaktır. Kuttubayev’i suçlayan askerî savcı, en önemli delil olarak onun, Cengiz Han’la ilgili bir efsaneyi kaleme almış olmasını gösterir. Efsane; Cengiz Han döneminde, birbirlerini seven insanların ülkenin devamının bedeli olarak nasıl feda edildiklerini anlatmaktadır. Burada Cengiz Han portresi, yazar tarafından, ondan yüzyıllar sonra ortaya çıkan Stalin’le karşılaştırılması amacıyla verilmiştir. Arada yüzyıllarca fark olsa da zalimler ve onların yaptığı zulümler halen devam etmektedir... Anlatan Aytmatov olunca, masal ve efsaneler aracılığıyla geçmişimizi, günümüzü ve hatta geleceğimizi apaçık görebiliyoruz. Totalitarizmin ve mutlak güç talebinin nihai sonucunu ve yarattığı emsalsiz tahribatı anlatmaktan öte, her sonun bir başlangıç olduğunu da son derece edebi ve estetik bir biçimde ifade etmiş yazar bu romanında. Kitabı okurken çok hüzünlendim, hele sonunda
Edebiyat
Cengiz Han'a Küsen BulutCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202520,1bin okunma
Reklam
9/10
·360 syf.··
2021 52. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2021 01:28
“ARAMIZA SIZDI. ÇOĞUMUZ ÖLDÜ. BURAYA BİR DAHA AYAK BASMAYIN.” Dostlar! Salgın hastalıklar muhabbetinden bıkmış olanların bile gönlünü fethedebilecek bir kitapla geldim bugün. Sadece ben öyle düşünüyor olamam ki üzerine ‘2019 Edgar Ödül Adayı, En İyi Genç Yetişkin Roman’ gibi iki yıldızı da kondurmayı başarmış. İşte Salgın; uzay filmlerini aratmayan bir bilimkurgu serisinin başlangıç kitabı, ama ne başlangıç! Uzak bir gezegende, Achyls, çalışan sondaj ekibinin acil yardım çağrısına istinaden olay yerine en yakın gezegenden, deneyimli sayılamayacak ufak bir mürettebat görevlendirilir. Thea, Lisbeth Tarlow, Nova, Dylan Lowe, Sullivan, Toby, Satır... Yedi kişilik Odyssey mürettebatı, zorlu gezegen şartları ve ıssızlığın ortasında koca bir projeyi yerle bir eden şeyin ne olduğunu bulmaya çalışırlarken kendilerini bekleyen ölüm kalım savaşından bihaberlerdir. Gezegene vardıklarında terk edilmiş bir kazı alanı, etrafa saçılmış silahlar... ve sondaj ekibinin cesetleriyle karşılaşırlar. “BİZE BULAŞTI VE ÇOĞUMUZ ÖLDÜ. DECKLAN YARDIM İÇİN UÇTU. ÇOCUĞA GÜVENMEYİN.” Zemine kanla yazılmış bu yazı ile ölü bir adamın tavsiyeleri hayatta kalmalarına yetecek mi? Çocuk kim, neden güvenemezler? OKUMADAN BİLEMEZSİNİZ. Başlarda olay örgüsüne kapılmakta zorluk çekseniz de önerim pes etmeyip kitaba devam etmeniz yönünde. Zira, hikayenin gizemli çocuğu olaya dahil olduktan sonra son sayfayı görmek için çırpınacaksınız. Bilimkurgu, macera, aksiyon ve gizem ögelerini bol bol barındırdığından bu türleri severek okuyan herkesin gözü kapalı edinmesini öneriyorum; e, film gibi kitap çünkü. Serinin devam kitabı olan ‘Bağışıklık’ı okumak için de sabırsızım. Hoşça kalın, kitapla kalın.
Edebiyat
SalgınErin Bowman · Epsilon Yayınevi · 2020459 okunma
8/10
·376 syf.··
2021 83. kitabı
“Dönektir düzenbazın kalbi. Kendi tutkularının esiri. Kendi kaderinin mahkûmu. İntikam için çarpar, Yahut macera için, Veya aşk, Ya da bir düşmanı öldürmek için.” Merhaba millet! Bugün, Hainin Oyunu serisinin ikinci kitabı olan “Düzenbazın Kalbi” ile karşınızdayım. Serinin ilk kitabını okumamış olanlar için devam kitabını spoilersız layığıyla yorumlamamın imkanı yok gibi. Arka kapak yazısına sadık kalmış olsam da, bu yorumdan önce serinin ilk iki kitabını okumanızı öneririm. Hainin Oyunu’ndan hatırlayacağınız üzere, Koraklar’ın izini sürdüğü Olden Hançeri Lord Endrick’i öldürebilecek tek silahtı ve o silahı kullanabilecek tek kişinin de Kestra olduğu açığa çıkmıştı. Olden Hançeri’ni ele geçiren Kestra, Lord Endrick’i yok etmeye yeminliydi fakat düşmanını fazla küçümsemişti. Lord Endrick, Kestra’yı hançere ulaştırıp Vasılolan olmasını sağlayan her türlü anıdan, Korak isyanıyla ilişkilendiren her şeyden arındırdığında, zaman sadece sahte anıların zihnine iyice yerleşmesine ve gerçek anılarının daha da derine gömülmesine sebep oldu. Savaş kapılarına dayandığında, Simon ve Kestra’nın hayatta kalmalarının tek yolu birbirlerine tekrar güvenmek ve anılarına tutunmaktan geçiyordu. Peki paramparça bir kalp iyileşebilir miydi? Her sayfada artan gerilimiyle Düzenbazın Kalbi, birinci kitaptan çok daha başarılıydı. İşler daha da sarpa sardı, her olayla kahramanlarımızın kaderleri birbirlerinden olabildiğince uzaklaştı ve ben okurken hop oturup hop kalktım. Simon ve Kestra’nın ilk kitaptaki birlikteliklerini okurken duygu geçişlerini hissedememiştim. Gariptir ki, bu sefer ayrı düşmüş olmalarına rağmen aşkları daha inandırıcı geldi bana. Hainin Oyunu’nda aramızın limoni olduğu Trina’ya bu kitapta sempati duymaya başladığımı da söyleyebilirim. Gurursuz aşık Harlyn’i ve
Edebiyat
Düzenbazın KalbiJennifer A. Nielsen · Yabancı Yayınevi · 2021240 okunma
“İnsanın hayalinde sahip olduğu zenginliği bir dünya dolusu düşman gelse elinden alamaz.”
Sayfa 65·Kitabı okudu
Edebiyat

bookslawer

, bir kitap okudu
7/10
·176 syf.·
2021 113. kitabı
Leo Perutz
8.1/10 · 1.934 okunma
Reklam