bookslawer

bookslawer
@maivekan
Mütemadiyen okur, kitapkolik.
8/10
·320 syf.··
2021 94. kitabı
“Tam anlamıyla mutlu olmanın ne demek olduğunu biliyordum. Ama asıl sorun, mutluluk uçurumundan düşmenin fena hâlde can yakmasıydı.” Selammm dostlar! Bugün, Erin Watt’ın kaleme aldığı Royal serisinin ikinci kitabı ile karşınızdayım: “Paramparça Prens”. Bilen bilir; seri kitapları okumaktan ne kadar çok hoşlanıyorsam, devam kitapları için yorum yapmaktan da o kadar nefret ediyorum. Spoiler vermek de istemediğimden mümkün olduğunca üstü kapalı konuşacağım. Serinin ilk kitabında; babasını hiç tanımamış ve annesinin ani ölümüyle yalnız kalmış olan Ella, vasisi Callum Royal’in birden ortaya çıkışıyla ufak çaplı (!) bir şok geçirmişti. Astor Park züppeleriyle ve nefret dolu beş erkek kardeş ile baş edebilmek de sandığı kadar kolay değildi. Babasından ve onun yeni oyuncağından intikam almak isterken bambaşka bir çıkmaza giren Reed ise, kitabın sonunda yaptığı bir hatayla her şeyi eline yüzüne bulaştırdı ve Ella’nın malikâneyi terk etmesine sebep oldu. Herkes Royalların zehirli olduğunu söylüyordu ve belki de haklılardı… Peki ya şimdi; etrafı sırlar, düşmanlar ve ihanetle sarılmışken, Reed gerçek bir Royal olduğunu kanıtlayıp ailesini koruyabilecek, Ella’yı güvende ve yanında tutabilecek mi..? ‍ Annelerinin kaybından sonra Ella ile birlikte yeniden toparlanan Royal kardeşlerin onun gidişiyle sarsıldığını görmek harikaydı. Yanlış anlamayın. Karakterleri keşfetmek ve gelişimlerine tanıklık etmek güzeldi. Özellikle Reed’in düşüncelerine yer verilen kısım büyük ölçüde ona olan sinirimi de törpüledi. Easton yine çok sevimli ve komik olmayı başarmıştı. Bay Callum’u gerçek bir baba figürü olarak görmekse içimi rahatlattı. Brooke ile Dinah’ın sahte tavırlarından bahsetmek dahi istemiyorum. ‍Serinin ilk kitabına göre daha duygusal ve iyi buldum. İlk yarı durağan geçse de ikinci
Edebiyat
Paramparça PrensErin Watt · Yabancı Yayınları · 2021919 okunma
Reklam

bookslawer

, bir kitap okudu
8/10
·400 syf.·
34 saatte okudu
·
2021 112. kitabı
James Dashner
8.4/10 · 9,2bin okunma
7/10
·320 syf.··
2021 54. kitabı
"Kader, zayıflar ve hayatlarını istedikleri şekle sokma gücü veya isteği olmayan insanlar içindi.” See-laammm millet! ‘Gossip Girl’ sever gençler için aranan taze kan bulundu. Royal serisinin ilk kitabı olan ‘Kağıt Prenses’te annesi vefat edince kendi ayaklarının üstünde durmak zorunda kalan ve geçinebilmek için sahte kimlikle striptiz kulüplerinde çalışan liseli Ella Harper’ın serüvenine eşlik edeceksiniz. Vasisi olduğunu söyleyen Callum Royal ile yolları kesişen Ella’yı özel okullar, malikâneler ve ondan nefret eden beş erkek kardeş(!) bekliyor. Zenginlik, ölçüsüzlük, aldatma ve her kapının ardında başka bir günahla Ella, Royal Malikânesi’nde tutunmak istiyorsa önce kendi yolunu bulmak zorunda… Aslında birçok açıdan lisedeyken okunan Wattpad kitaplarına benzettim. Ayrıca başkarakterleri 16-17 yaşındaki çocuklardan oluşan kitabımız +18 okuyucular için uygun. Ella ve Royal kardeşlerimiz tüm o eylemleri yerine getirebilirler ama okuyamazlar. Psikolojileri bozulur sonra mazallah. Bu kitaptan da Amerikan gençlik dizilerinden daha fazlası beklenilemez zaten. Gereğinden fazla övülmüş olduğunu düşünürsem bana darılır mısınız fangirller? Peki peki, gönlünüzü alayım. Tüm olumsuz yanlarına rağmen ne için okunur? Çok akıcı, çok sürükleyici ve her ne kadar aşırı klişe ve toksik olsa da reading slump çukurundan sizi kurtarmak konusunda oldukça iddialı olduğu için elbette! Kitapla kalın, hoşça kalın.
Edebiyat
Kağıt PrensesErin Watt · Yabancı Yayınevi · 20211,196 okunma
8/10
·172 syf.··
2021 100. kitabı
“Eğer ağlamakla ahlak düzeltmek mümkün olaydı dünyada çocuklardan uslu akıllı kimse bulunmazdı...” Selaammm millet! Türk Edebiyatı Klasikleri arasında kitaplarını okumaktan en zevk aldığım yazarın Hüseyin Rahmi Gürpınar olduğunu bilen bilir, kendisi yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu kriz ve değişimleri gözlemci bir mizah diliyle ele almakta çok usta olduğunu her eseriyle kanıtlamış, benzeri az bulunur bir şahsiyet. Bugün ben de, toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerin, kadın erkek ilişkilerinin konu edinildiği trajikomik bir eserini yorumluyorum: “Mürebbiye” romanını. Matmazel Anjel, doğup büyüdüğü Paris’in fuhuş çöplüğü kenar mahallelerindeki sefil hayatını geride bırakıp, zengin bir ailenin hanımı olmayı kafasına koymuştur. Kaderi, birkaç masumun eğitim ve terbiyesinden sorumlu öğretmen olarak İstanbullu Dehri Efendi ailesinin evinde görevlendirilmesiyle değişiverir. Mürebbiyelik Anjel’e istediği kazancı sağlayamayınca, aralarına karıştığı aile üyeleri içinde genç, ihtiyar birkaç erkeği gözüne kestirir. Onları fethetmek için hazırladığı dehşetli programı derhal uygulamaya girişir. Ev ahalisi giderek birbirine düşer, sınırlar zorlanır ve finalde büyük bir sürpriz onları beklemektedir. Paul Bourget, Paul de Kock, Alfred de Musset gibi Fransız yazarlardan çeviriler yapan Gürpınar'ın başkahramını bir Fransız olan bu romanında doğal olarak çok sayıda Fransızca kelime, cümle ve isimle karşılaşıyoruz. Türk toplumununun geleneklerine tezat teşkil ettiği için gülünç durumlara düşen, alafranga, züppe ve dejenere tipleri yansıtan Amca Bey, Sadri ve Şemi’nin Mürebbiye Anjel ile olan trajikomik aşk maceraları sayesinde de bol bol eğleniyoruz. Kitabın sonundaki şaşırtıcı sürpriz, çok kitap okuyanlarımız için bir gizem niteliğinde olmayabilir ki ben o sonu
Edebiyat
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
8/10
·144 syf.··
2021 76. kitabı
“Gerçek güzel şeydir. Gelgelelim, bazen öyle acı gelir ki ister istemez görmemeye çalışırsın.” Seelaamm herkese! #cengizaytmatovla1sene okuma grubumuz vasıtasıyla hız kesmeden Aytmatov’un şahane eserlerini okumaya devam ediyorum. Emek mi, aşk mı? Süreklilik mi, değişim mi? İkisini de arzulayan, isteyen insanın kaderi ne olabilir? Dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un bu eserinde kamyon şoförü olan İlyas ile köylü kızı Asel’in aşkları, ayrılmaları ve tekrar yollarının kesişmesi anlatılıyor. Birbirini seven, talihsiz bir olay sonucu yolları ayrılan ve en sonunda garip bir tesadüfle karşılaşan bu iki insanın parçalanmış hayatlarına tanık olacağımız bir eser ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’: Geçmiş ve gelecek arasında, aşkla sevginin, tereddütle istikrarın, duyguyla düşüncenin iç içe geçtiği sıradışı bir öykü... Aytmatov’un birçok kitabında olduğu gibi bu kitabında da geçmişe dönülüyor ve yaşananlar tüm çıplaklığıyla kahramanların ağzından aktarılıyor. Bir yandan da hızla gelişen teknolojinin ve sanayileşmenin Kırgız toplumu üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi ustalıkla gözler önüne seriyor yazar. Al yazmalı lakin kara yazgılı olan Asel’imizin kitabın sonunda yaptığı seçim ise, bana göre bu eseri unutulmaz kılan asıl unsur. Anlayacağınız, hikaye öyle bir hikaye ki “keşkelerle” şekillenirken “iyi kilerle” yoluna devam edebilmiş, empati yapmaya uygun ve tam da hayatı sorgulatacak nitelikte. Kitabı okuyanlar, Aytmatov’un kaleminin güzelliğini; Arif Yılmaz’ın filmini izleyenler de, Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın oyunculuklarını takdir etmiştir eminim. Okumayanları ikna için daha fazla söze gerek var mı bilmem. Hoça kalın. Kitapla kalın!
Edebiyat
Selvi Boylum Al YazmalımCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 201713,5bin okunma
Reklam