Sitare

Sitare

, bir kitabı okumaya başladı
Dante Alighieri
8.6/10 · 6,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·741 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 13:37
Bir inceleme yazmak istiyordum fırsatım olmadı. Aklımda kaldığı kadarıyla yazacağım.. William adında Fransisken bir rahip var. Daha doğrusu eskiden sorgucu imiş. Bu adam mantığıyla hareket eden, doğru, dürüst ve akılcı biri. Onun bir de çömezi var adı Adso. Bunlar Benedicten manastırına çağrılıyorlar. Aslında tarikatların uzlaşması için dense de asıl amaç manastırda biri ölmüş. Nasıl ve kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. Baş rahip onu bulmasını ve dolayısıyla kilisenin ve kendi itibarının düzelmesini istiyor. William ve çömezi kilisedeyken başka cinayetler de olunca bu işe öncelik veriyorlar. Ve durumun kilisenin çatısındaki kütüphaneyle ilgili olduğunu anlıyorlar. Kütüphane dediğime bakmayın. Günümüzdeki gibi değil. Çoğu eser okunmak için değil okunmamak için tutuluyor orada. Yasaklı yani. Çağlar değişse de zihniyetler ne kadar da benziyor değil mi!? Ölümler aslında basit nedenlerle olsa da kehanetlere dayandırılıyor ve din adıyla insanlar korkutuluyordu. Şaşırdık mı, hayır. Ama tabi ki ölümler Aristo'nun gülmek üzerine yazdığı kitapla ilgiliydi. Kitaba değen bir şekilde ölüyordu. Aristo neden önemli? Çünkü Aristo kilisenin gücü eline almasını sağlayan dindar biri aslında. Gülmek ise dini kitaplarında yasak kabul ediliyor {İsa hiç gülmemiş çünkü} hatta gülmenin yüz şeklini bile bozduğu söyleniyor. Eğer bu kadar etkili bir adamın gülmekle ilgili sözleri duyulursa kilisenin gücü azalır, kimseyi korkutamadıkları için kilise biter dolayısıyla kendileri de biterler. Koca bir YAZIK! Koskoca kilisenin itibarı bir kitaba bağlıysa zaten YAZIK! Tabi ki William kütüphanenin labirentini de olayları da çözer. Bunun olacağını bilen ve cinayetlerin de sorumlusu olan kör ve yaşlı rahip Burgoslu Jorge en sonunda kitabı da manastırı da yakar. Kurdukları düzen bozulmasın diye
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 198715,9bin okunma
"Hayatım hayatımın romanıdır." dedi ve gitti....
8/10
·724 syf.··
2026 8. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 18:47
Selim Işık.... Herkesi anlayabilen, eleştirmeden varlığını kabul edebilen, ince, kibar, zeki ve (mecburen) esprili biri. Ama tüm bu güzel özelliklerine rağmen diğerleri gibi olamadığı için kötü eleştirilere, alaylara maruz kalmış. Normal biri olsa pek de umursamaz ama Selim gibiler her şeyi kafalarına takar; her davranış, her söz altında bir ima ararlar. Pek de haksız sayılmazlar. Çünkü normal dediğimiz insanlar herkesi kendi gibi (en azından bazı şeylerde) sahtekar sandığı için Selim gibiler onlara fazla abartılı, yapmacık gelecektir. Selim ölmek istemiyordu aslında. Hayatı, yaşamayı, bir şeyler yapmayı, birilerine yardım etmeyi çok seviyordu. Ama çok idealist bir yapısı vardı. İlk yalanda susmalı insan diyordu mesela... Ben okurken neden bu kadar korkak olduğunu düşündüm. Ama ilk düğme yanlış iliklenince gerisi doğru olamıyor misali o da kendini anlatmayı hiç istemedi. O, anlatmadan anlaşılmak istedi. Tıpkı kendi yaptığı gibi... Gerçekten zor bir hayat... Tercih edilmiş bir yalnızlık gibi görünse de yalnızlığa da mahkum edilmiş hayat... Her ne kadar yaşarken belki kimseyi üzmek istemediği için korkak olsa da ölürken çok cesurdu.... Ne yazık ki :( Turgut Özben; Selim'in hayata tutunanı gibi görünse de o da bir tutunamayan aslında. Yaşarken arkadaşına sahip çıkamadığı, içinden ona karşı iyi olmak geldiği halde diğerlerine uyup onlar gibi yüzeysel davrandığı için çok pişman olup öldükten sonra anılarına sahip çıkıyor. Kitapta; Turgut'un kafası karıştıkça yani Olric'le konuşmaya başladıkça yazım yanlışları, noktalama işaretlerinde azalma görülüyor. Kendi kendine konuşmalar anlaşılıyor ama noktalama işaretlerinin olmaması okumayı zorlaştırıyor gerçekten. Kitabı çok sevdim. Selim'i normal hayatta yaşarken görsem ilk etapta ona nasıl bakardım çok merak ettim. Ne
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma

Sitare

, bir kitap okudu
8/10
·724 syf.··
17 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 18:47
·
2026 8. kitabı
Oğuz Atay
8.6/10 · 74,9bin okunma
İçimden geçenleri bilselerdi beni dünyanın bir numaralı vatandaşı sayarlardı. İnsanları dinlerken sıkıntılı bir görünüşüm vardı; sanki, her zaman onların sözlerini bitirmelerini ve konuşma sırasının bana gelmesini sabırsızlıkla beklerdim. Bana kalırsa bu görünüş çok aldatıcıydı. Bana kalırsa, bana kalırsa... Ne yazık hiç kalmadı bana.
Sayfa 687 - Selim'in günlüğünden·Kitabı okudu
Reklam