Merahabalaaar
Türk Edebiyatı’nın fantastik türündeki ilk romanlarından biri olan 1913 senesinde basılan Gulyabani kitabı, 1976 ve 2014 senelerinde iki defa filme çekilmiş bir başyapıt.
Kitap ilginç bir mektupla başlar.
Mektup, Hüseyin Rahmi’ nin müdavim okurlarından bir hanımnine tarafından yazılmış. Çok tatlı, samimi okurken tebessüm eksik olmuyor sıfatınızdan
Bu hanımninemiz kış gecelerinde kankileriyle ne kadar sıkıldığından, karlı bir kış gecesinde dışarda lapa lapa kar yağarken soba başında pineklerken şöyle cinli perili bi korku hikayesi olsa da gönlümüzce korkudan tir tir titreyerek şu hikayeyi dinlesek diyor. “Yazsan yazsan bunu sen yazarsin Hüseyin Rahmi oğlum” diyor. Bildiğiniz roman siparişi veriyor. Hüseyin Rahmi hanımnine’ye cevabında hiç cin ve peri görmediği için kendisine ne kadar zor bir vazife yüklediklerini ama elinden geleni yapacağını belirtir ve yazmaya başlar.
Çocukluğunda babaanne dedeyle sobalı bir evde vakit geçirebilmiş akşam elektrik kesintilerinin sık olduğu mum yakılıp soba başında oturulurken evin en yaşlısı tarafından hafif hırıltılı kısık sesle cinli perili albastılı köy hikayeleri dinleyebilmiş nesil bu romanı çok sever. Güzel bi nostalji hissi bırakır dimağınızda.
Kitabımız korku mizah hiciv tarzı bi kitap. Yazar hepimizin bildiği Anadolu’ da inanılan batıl inanç ve hurafeleri mizahi bi şekilde eleştirir. Kitabın sonunda da zaten hepsini mantık çerçevesinde izah eder hikaye üzerinden.
Diğer önemli mevzu kitaptaki atasözü, deyim, mani, bilmece, tekerleme bolluğu ve halk ağızlarına bolca yer verilmesi. Şenlik var şenlik