Merhabalar. Yeni bir inceleme ile karşınızdayım :))
.
.
''Ah! ne çok şey istiyordum! Ama şimdi hiçbir şey istemiyorum! istemek de istemiyorum!''
.
.
.
Dostoyevski bu romanında iyi niyetli bir insanın dış dünyada nasıl algılanabileceğini , insanların iyi niyeti nasıl suistimal edebileceğini ,insanların birbirine önyargılarla yaklaşmasını konu ediniyor. Ve ayrıca dikkatimi çekti ki kitapta her karakter belirli bir özelllikle ön plana çıkıyor. ( ÖRN: mişkin karakteri saf, lebedev karakteri yalaka ve düzenbaz, gavrila karakteri çıkarcı , ippolit karakteri düzene karşı ve dedikoducu , keller karakteri dürüst -gibi her karakter bir özelliği tanımlıyordu.) Trajik bir aşk hikayesini konu edinmekle beraber Dostoyevski'nin kendi düşüncelerini 18 yaşından küçük ,veremli olan yaşamının son birkaç ayını yaşadığını bildiğimiz genç : İppolit karakteri üzerinden okuyuca sunduğunu fark ettim. Tanrı,din, ahlak,ölüm, yaşam gibi konular üzerine uzunca bir söylem içerisine girdi bu karakter.
.
.
Ana karakterimiz prens Mişkin adında dünyaya karşı koşulsuz iyi niyetler besleyen ,dünya malında gözü bulunmayan, hiçbir konuda önyargısı olmayan, sara hastası bir genci konu ediniyor. Mişkin hanedanının son erkek temsilcisi olan mişkin( son kadın temsilcisi de lezaveta prokofyevna yepançin adında aristokrasi kesimine mensup zengin bir iş insanı olan ivan fyodoroviç yepançinin eşi ; Alexandra, Adeilada, Aglaya'nın annesi ) Prens Mişkin ile hayatında bir tanışıklığı olmasa da uzaktan akraba oldukları biliniyor.) Kendi hanedanına mensup ve hayatta bulunan, uzaktan akrabası olan lezaveta yepançin ile tanışmaya İsviçre'den Rusya'ya geliyor. Aslında Rusya'da bir tanıdığı olmadığı ve hayatının büyük bölümünü İsviçre'de geçirdiği için Rusya'da gelişen olaylardan bihaberdir ve bu uzaktan kuzeniyle de