Puan vermedi·448 syf.··
2026 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:27
Merhabalarrr, umarım herkes iyidir! Bugün yakın zamanda bitirdiğim Gölge ve Kemik incelemesini yapacağım. Biraz geç kaldım inceleme yazmak için ama geç olsun güç olmasın 𑣲⋆ (Spoiler yok, rahatlıkla okuyabilirsiniz) Öncelikle ben bu kitaptan hiç spoiler yememek için çok uzun bir süre dayandım. Hedefim Kargalar Meclisi ve Sahte Krallık okumaktı, ama ben bir seriyi yarım yamalak okumayı sevmem, o evrenle ilgili her şeyi bilmek tüm karakterleri tanımak isterim. Uzun soluklu seriler çok hoşuma gider. Bu yüzden tüm seriyi almıştım. Çoğu kişi de Gölge ve Kemik üçlemesini beğenmiyor anladığım kadarıyla çünkü gördüğüm incelemeler ve aldığım yorumlar baya sabır duasıydı hep bana. Herkes bunun kitapla ilgili olmadığını, sadece kargalar meclisi kadar iyi olmadığını ve ana karakterin biraz salak olduğunu söyledi. Ben yine de şans vermek istedim çünkü ben de çok zeki falan değilim ahqsoxhwlfjf. Sonuç : Kitabı 0 spoiler ile okudum, hiçbir şeyi bilmiyordum ve dannn diye daldım kitaba. Kitabı okurken oldukça eğlendim, saray entrikaları olsun, yazım dilinin basitliği olsun beni sevindirdi. Daha ağır bir şey beklemiştim çünkü bu kitap yüzünden reading slump'a giren çok kişi gördüm, bu yüzden çok korkmuştum. İhtiyacım olan son şey bir reading slump şu anda. Ama kitap baya aktı, gitti. Su gibi akıp gitti, bir günde bitirdim diyemem, bir sürü işimin arasında okudum kitabı ve yavaş yavaş sindire sindire okumayı tercih ettim bu yüzden uzun sürdü, yani AŞIRI AKICIII!! diyemem ama akıcıydı yine de. Sadece olaydan çok Alina'nın iç monologları olduğu için okurken "tamam sus artık" dediğim yerler çok oldu. Neyse ki iç monolog okumayı seviyorum, özellikle Alina gibi saf salak karakterlerin, çünkü kendi dertlerimi bir süreliğine unutabiliyorum... Gelelim şimdi biraz daha detaya. Karakterlerden bahsedeyim. Bu
Gölge ve KemikLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20207,5bin okunma
Wtf
5/10
·162 syf.··
2026 26. kitabı
Neyle başlasam bilemiyorum... Öncelikle höst ulan! Ehem... evet, neyse... Seri katil ve FBI ajanı aşkı dediler geldik ama bence inanılmaz ergence ve ZAVADANAK önümüze fırlatılmış bir çiftle karşılaştık. Logan denilen sözde FBI ajanı etrafına karşı sıfır görüş ve farkındalıkta. Lana isimli sözde seri katil sıfatı taşıyan hatun ise geçmişindeki kötüleri avlıyor. Bu ikilinin arasında romantik bir şey olmasa ve etik çatışma olsa inanın daha harika olurdu. Çünkü o romantik çekim resmen insanın suratına vurulan ıslak mop gibi bir etki yaratıyor. Ben anlamadım abi, ne alaka birden birbirlerinin "sözde profillerini" çıkarmaları. Birinin direkt suratına bakınca ne kadar yakınlık aradığını ama bunu uzun süredir tatmadığını uzattığı 20 dolardan anlayabiliyor musunuz? Lan mal mısınız? Gelelim Lana'nın çok zeki bir seri katil oluşuna... Hasbinallah... Sevgili kızçeler, siz hiç ayağınıza haddinden fazla büyük bir ayakkabı giyip onunla yürümeyi denediniz mi? Diyelim ayaklarınız 36-37 numara, bu Lana hanımefendi 46 numara ayakkabı giyiyormuş. Ayakkabılarında oluşan boşluğu doldursa bile ağırlığın eşit dağılması için ve o ağırlığı bacaklarının hareketiyle kontrol etmesi gerektiğinde sizce nasıl bir hareket akışı olur? Rica ediyorum bir deneyin. Sonra "Vay canına Lana çok zeki," yorumunu yapın. Ve sakın sırtına koyduğu ağırlıktan bahsetmeyin çünkü dağılan ağırlıkla sırta alınan ağırlık aynı şey değil. Her şey fazla tesadüfi bir şekilde meydana geliyor ve nedense Lana bir nedenle işi kotarıyor. O KADAR KAMERALAR FALAN VARKEN VESSELAM. Arkadaşının sisteme sızması da ilginç, o kadar kuvvetine laf edilmeyen bir beyefendi ki arkasında siber ayak izi falan da bırakmıyor. FBI siber konuda ya benimle aynı seviyede ya da bu Jake denen herif ilah seviyesinde siber bilgiye sahip. Normal bir
Mindf*ck 1: RiskS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026590 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yetersiz ve zorlama bir final..
2/10
·536 syf.··
2026 1. kitabı
Selam, 1000Kitap’ı pek kullanmıyorum ama birileriyle fikirlerimi paylaşmak istedim. Belki de Ben mi yanlış düşünüyorum? falan gibisinden. Eğer haksız olduğumu düşünüyorsanız lütfen belirtin. Kitabı yeni bitirdim ve açıkça söyleyebilirim ki çoğu yerde çok kolaya kaçılmıştı. Tamam da ne alaka ya dedim sürekli. Kitap 530 sayfa ve 400 sayfa boyunca neredeyse hiçbir şey olmuyor ben bir savaş kitabı okuyacağız sanıyordum ama 400 sayfa boyunca ağırlıklı olarak aşk ve ilişki dinamikleri var. Dinamik de hep aynı zaten= (koruyucu + sahiplenici + itaatkâr erkek) ve (cesur + inatçı + güçlü kadın) pfff Yani o kadar şehirler, krallıklar düşüyo abi 15 ay önce Saige dangalağı küçücük kızın ölümüne yol açıp kendi de esir düşüyor ki bunun öncesi de var, yani en az iki seneye yakın diyarda savaş var VE bunlar oturmuş hâlâ düğün dernek yapıyorlar! DAHA YENİ tüm krallıkları çağırıp bir plan yapmaya çalışıyorlar, o da hiçbir fayda sağlamıyor. Sağlıyorsa da kitap bunu bize anlatma gereği duymuyor bir daha adı geçmiyor hiçbirinin onun yerine yok Drystan, yok Irithel, küvet veya aşk sahneleri biz çok iyi yönetiyoz dimi aşkım? Evet aşkım... Nah iyi yönetiyonuz btw Üst üste düğün kutlama yapanlar mı ararsın, milletin krallığı yanarken sözde imparatorluğun aşk meşk derdinde olması mı. Valla Reika haklıydı; bunların alıklıkları kadının canına ne kadar tak ettiyse artık. Zaten bence 4 kitap boyunca yazılmış en iyi metin Reika’nın itirafıydı: 24 tane sorumsuz ebeveynin planladığı 2. sınıf bir Hunger Games; evlilik dışı doğmuş ve masum bir kızın bile boynunu kırabilecek (öyle varsayıyordu) kadar ileri giden eğitimsiz bir tavernaciyi imparatoriçe yapamaz, YAPMAMALI! Karakter gelişimleri zaten çok komik. Zaiden lavuğu kitapta bir yerde diyor ki: "General / komutan ordusu ile birlikte olmalı, onurlu
1000Kitap
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202695 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 165. kitabı
Evet, gene bi watty kitabı. Dehşet potansiyeli olan bir konu, yüzeysel karakterler ve iç sıkan diyaloglar. Karakterlerin gerçeklikten çok uzak olduğunu düşünüyorum. Yazar sanırım sineklerin tanrısından esinlenmiş(?). Gerçek hayatta bu kadar yüzeysel olan hiçbir insan göremezsiniz, üstelik çok da gıcıklar. Felaket kopuyor metroda mahsur kalıyorlar, bi tane Allah’ın kulubda yav biz buradan nasıçıkıcaz demiyo. Kimsenin hiçbir Çabası yok ve Oğuz ismindeki esas oğlan dışındaki herkes çok katlanılmaz. Ana karakter bisküvisini kimse ile paylaşmıyor?wtf? Olm iki lokma az yedin diye ölmezsin bu ne bencilliktir? Ve herkes yemekleri o kadar çarçur yiyo ki… Ve milletbölmeye başlıyor okey. Hepsin çok saçma. Yazar başta kolaylık olsun diye sanırım en hikayenin içinde olmayan karakterleri öldürmüş. Ana karakterin Oğuz sevdası bitirdi beni. Lan ölecen? Ananı babanı görecen mi belli değil hala yok kıvırcığım yok yiğidim yok ay şu hareketi ne kadar seksi. Nefret ettim bu kadar kötü bi kriz yönetimi olamaz ya. Mesela Şüeda karakteri için öldü dendi. Sadece öldü mü? Nasıl öldü? Cesur da zehirli tavuk yemiş olm manyak mısınız adam anlamaz mı onun zehirli olduğunu? Üstelik cesetlerle birlikte yaşıyorlar. Sen bi bardan sütü bile bi gün dolaba koymasan bok gibi kokar. Cesetlerin korkusundan durulmaması hatta enfeksiyonlar hastalıklar falan çıkması gerekiyordu. Sadece kitabın giriş kısmını beğendim o da dilinden dolayı. Ama bahsettiği hiçbir kavramın üstüne durulmamış ve ne yazık ki kitabın büyük kısmı aşk vb entrikalarla dolmuş bu acıları karakterlerin nasıl yaşadığını görememişiz bile. Dehşet yavandı ve Oğuzla Beste arasındaki diyalogları okurken yanlışlıkla ağaç olmuş olabilirim. Üstelik oldukça çekingen oldum. Evet tüm karakterler yavandı ama Esra karakterinin o şekilde yazılması hiç
Yere Yakın Yıldızlara UzakEmine Tavuz · Epsilon Yayınevi · 201915,3bin okunma
1/10
·344 syf.··
2026 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 16:35
"Bilekleri ve kalçası Svlvia Plath, Louisa May Alcott ve Emily Dickinson'ın sözlerinin dövmeleriyle kaplıydı, kaburgasının üzerinde Antoine de Saint-Exupery'nin Küçük Prens kitabının çizimleri, sol kalçasında da Adınla Çağır Beni'ye atıfta bulunan küçük bir şeftali dövmesi vardı." Adelaide ile ilgili betimlemeler içeren bu satırları okumadan çok daha önce Adelaide hakkında Yanık Hatçemin deyimiyle "eww kim bu pick me orospu?" diye düşünüyorsunuz. Rory'ye gelince... Üzgün olduğunda Prenses Gelin izleyen, Spice Girls Wannabe'yi ezbere bilip dans eden, Elio tarafından tecavüze uğramış şeftalinin dövmesine çok seksi diyen performatiflerin kralı bir bey. Yaptığı en büyük çılgınlığı bir keresinde tanımadığı insanların düğününe gitmek olarak tanımlayan Rory (yeah çılgınsın man!) ve pick me Adelaide'ın aşırı büyük aşkının nihayete ermeyen sonucunda Adelaide'in intihara teşebbüsü ile başlayan bir kitapla ilgili düşündüğümden başka şeyler düşünmek mümkün mü bilemiyorum. Gerçekten Normal People'ın ağzına tüküreyim. Yani gerçekten o iğrenç kitabı okuyup okuyup, "Oha lan ben bunun bi değişiğini yazarım," diyen yazarlarla doldu ortalık. Ödevimi sana veririm ama değiştir, öğretmen anlamasın... Kendinize bir Allah buldunuz tebrikler. Hepiniz embesilsiniz, var ya bir gün bu yaptığınızdan utanacak mısınız merak ediyorum. Yani zaten Rory o kadar iğrenç bir insan ki anlatamam. Yıllar yıllar sürmüş rüya gibi bir ilişkideyken, kıza(Nathalie) informal bir evlilik teklifi ettikten sonra ghosting yapan, daha sonra ikna çabaları sonucu ilişkiye devam eden ama bu sefer de birlikte oturacakları yeni eve taşınırken "ayh ben yapamicam," diyerek sevgilisine haber vermeden kaçan bir lale evladının teki. Adelaide ile olan ilişkilerinde de sürekli ghosting yapan ve sonrasında ben böyleyim kızım,
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,991 okunma
Kaos istiyorsanız kesin bu seriyi okuyun.
8/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 17:16
Allah belanızı vermesin. O kadar içten diyorum ki bunu gerçek olsalar kabul olur duam. O neydi!? Ya bakın şimdi. Her şey tam düzene sokuluyor. Diyorsunuz ki 'hah tamam artık mutlu oldular' dediğiniz anda bir olay oluyor. Bir de yetmiyormuş gibi örgüt meselesi çıkıyor başınıza. Ama ben en çok Aksa Alatan'a üzülüyorum. O saf ve masum olan tek kişi. Bu kitabın konusundan bahsedeyim biraz. 1.kitabın sonundaki kaçırılmadan sonra Aksa artık hiç kimseye güvenmemeyi iyice anlamıştı. Her ne kadar bunu bir kere daha öğrenecek olsada. Fakat Boris'in planları öyle gözükmemekle birlikte ne olursa olsun Aksa'yı korumaya devam ediyor. Bunlar başka bir evde hem güvenlik için hemde Aksa'nın rahat olması için kalmaya başlıyorlar. Tabii Boris örgüt ile hâlâ çalışmakta. İşte olaylar bundan sonra başlıyor. Bilinmeyenler bilinmeye başlıyor. Travmalar gün yüzüne çıkıyor. Savaş resmen başlıyor. Yani uzun lafın kısası işler baya bir kızışıyor ve kaos başlıyor. BUNDAN SONRASINDA SPOİLER VARDIR!!!!!!!! LAAAAANNN!!?!?!?!? Tam öpüştüklerinden tam sular dindikten sonra Boris'in arabanın içinde patlaması neeee!?!?!?!? Yani bula bula o anı mı buldunuz? Ama bence bu da Boris'in bir planı olacak. Çünkü onun ölmesinin mümkünatı yok. Yani ölürse 3.kitapta kimler olacak? Ama Aksa'nın feryadına çok üzüldüm ya. Kız tam kendine itiraf edebilmişti aşkını. Tam o an duvarsız, engelsiz, şeffaf bir şekilde vakit geçirebilmişlerdi. Neden gelip onu da bozdunuz? Çok sinirimi bozdunuz. Bundan gayri Sergen Alatan... Sana edilmesi gereken o kadar çok küfür var ki resmen hangisini edeceğimi bilemiyorum. Sana tek bir diyeceğim var. ALLAH BELANI VERSİN! Bana da beddua okutturdun ya onun içinde ALLAH BELANI VERSİN. Lan sırf kariyerin, rütben, gururun için kızını o hale getirmeye deydi mi? Mal. Aksa resmen sinir krizi
Sıfır Noktası 2: Buz KapanıGizem Yiğit · Guardian Yayınları · 2025321 okunma