14 Nisan 1928 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanan 1222 sayılı Kanun’la, Anayasa’nın 2, 16, 26 ve 38’inci maddeleri değiştirilerek, Anayasa’nın ilk metnindeki tüm İslâmî referanslar kaldırılmıştır. Bunlar, 2 ’nci maddedeki “Türkiye Devletinin dini, Din-i İslâmdır” ve Meclis’in yetkilerine ilişkin 26’ıncı maddedeki “ahkâm-ı şer’iyenin tenfizi” hükümleri ile 16 ve 38’inci maddelerde milletvekili ve Cumhurbaşkanı yeminlerindeki “vallahi” kelimeleridir. Değişikliğin gerekçesi, değişiklik teklifinde şöyle açıklanmaktadır:
“Muasır medeniyet hukuk-u ammesinde, millet hâkimiyetinin tecellisine medar (hizmet eden) en mütekâmil (gelişmiş) devlet şeklinin lâyik ve demokratik cumhuriyet olduğu müsellemattandır (bilinen gerçeklerdendir). Millet Meclisi’nin ittifakiyle tasvib edilmiş olan Kanun-u Medenî, Ceza Kanunu gibi müdevvenat-ı hâzıramız (bugünkü kanunlarımız) da bu esası tatbikat ve fiiliyat sahalarında tecelli ettirmektedir. Esasen devlet bir şahsiyet-i maneviye (tüzel kişi) olduğuna göre bizâtihî (kendisi) bir mefhum-u mücerrettir (soyut kavramdır). Dinin maddî şahıslara tahmil ettiği (yüklediği) mükellefiyetleri, farzları amelen ifasına imkân da mutasavver değildir (düşünülemez). Böyle mümkün olmayanı istihsal (elde etme) peşinde ısrarın bir zaaf - bütün
zaaflar gibi zararlı bir zaaf teşkil edeceğinde şüphe yoktur. Esbâb-ı mesrudeye (ileri sürülen sebeplere) binaen lâyik devletin esas telâkkisine münafi (aykırı) fıkraların Teşkilât-ı Esasiyeden tayyı (çıkarılması) teklif olunmuştur. Din ve devletin ayrılma prensibi, devlet ve hükümetçe dinsizliğin tervici (teşviki) mânâsını tazammun etmemelidir (içermemelidir). Din ve Devlet işlerinin birbirinden ayrılması; dinlerin, devleti idare edenlerle edecekler elinde bir alet olmaktan kurtuluş teminatıdır... Bu suretledir ki,