7/10
·198 syf.·
2026 47. kitabı
İlkel toplumlar da cinsellik bizim için o kadar da geri değil bu olay. Sadece biraz doğuya gitseniz yeter diyecektim ama maalesef her yerde ilkel kalmış bu kabileler var çoğu şucu bucu cemaatlerinin altında toplanıp din adı altında ilkel geleneklerini yaşatıyorlar. Neyse konumuz bu değil, bu kitap ile tanıştığım Bronislaw Malinowski harika bir araştırmacı olduğu kitabın ilk sayfalarında itibaren size hissettiriyor. Varacağınız yere giderken hiç ürkmüyorsunuz. Medeniyet iyi bir şey mi? Yazar buna da değiniyor. İlkel bir kabile de yaşamaktansa medeniyet iyidir. Ama medeniyet adı altında din sömürüsü yapmak, gelinlerin ilk gecesini eşine değilde rahip’e ya da papaza sunmak bir genç kadın için ne kadar sarsıcı Eşi için ne kadar sarsıcı olacağını düşündüm işin içinde çıkamadım. Medeniyet iyidir.
Felsefe
İlkel Toplumlarda Cinsellik ve BaskıBronislaw Malinowski · Kabalcı Yayınevi · 1989105 okunma
Farklı kültürler
9/10
Meşhur antropolog Malinowski’nin bu kitabı, dünyada bizden başka insan topluluklarının varlığını, kültürlerinin bizden ne kadar farklı olduğunu ve bunu yanlışlamak için aslında çok geçerli sebeplerimiz olmadığını bana hissettirdi. Bunları biliyoruz bilmesine ama hissettirme işini çok güzel yapıyor bu kitap.
Vahşilerin Cinsel YaşamıBronislaw Malinowski · Kabalcı Yayınevi · 201136 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·88 syf.··
2026 26. kitabı
Umarım bu kitabı okuyup da demek her şey böyle başlamış, ensestin özü buraya dayanıyormuş inancına kapılma kimse. Zira değişen toplumun değişme özelliği üzerinden birçok şeye verilen ad, kutsallık...konularının aslında toplumsal yapının zamana, teknolojiye, politikaya göre şekillendiğini belirten bu ve benzeri araştırmacıların en büyük hatası bu olurdu. Evrensele ulaşmak. Arkeoloji-Antropoloji-Sosyoloji alanında çalışma yürüten nam salmış birçok yazar, çalışmalarını Avustralya, Polinezya gibi yerlerde yürüttüler. Onlara göre buralarda yaşayan toplumlar, kabileler, klanlar on dokuzuncu yüzyıla kadar yaşam biçimlerini değiştirme işleri. Yine bu araştırmacı yazarlara göre insanlık tarihi; İlkel, barbar ve uygar olarak tek bir çizgide ilerlemiştir ve Avustralya, Polinezya yerlileri günümüze yakın bir tarihe kadar henüz İlkel veya barbar olma özelliklerinden sıyrılamamışlardır. İşte ilk ve en büyük hataları burada başlıyor. Bu kitabın yazarı Emile Durkheim, benzeri çalışmalar yürüten ve yine Durkheim gibi masa başı teorisyenleri olan Freud ve Frazer için elde edilen raporlar kutsal derecesinde hatasız olan raporlardır ve bu raporlara göre teoriler üretmek onlar için kesinlikle olanı, doğruyu anlatmak veya yazmaktır. İkinci büyük hata da burada kendini gösteriyor. Elde ettikleri raporlar neye kıyasla kesin yargılardır bilinmez. Freud ve Frazer bir başka konu. Bizim derdimiz şu an Durkheim. Sosyoloji alanında büyük çalışmaları olan bir düşünür olduğu inkar edilmese de bu çalışmasında ismini yerlerde gezdirecek teorilere sahip. Ensest yasağının Kökenleri i anlatırken aynı toteme mensup olmakla evlenmemek yani bu toteme mensup olmakla bu Totemdeki karşı cins bir başka bireyle Cinsel ilişkiye girmemek ensest yasağının kökenini oluşturur ama Durkheim zamanında dahi ensest
KiTaPHaNe
Ensest Yasağı ve KökenleriEmile Durkheim · Pinhan Yayıncılık · 2019152 okunma
7/10
·256 syf.··
2020 215. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2020 00:00
Rönesans’ı saymazsak, resim sanatında en iyi dönem hangisi? sorusuna “19. yüzyıl” cevabını veririm. Birçok sanat akımının ortaya çıkışı, Salon Sergileri, Reddedilenler Sergileri, pekçok sanat akımının ortaya çıkışı ve en önemlisi sanatçı bolluğunun patlama yaptığı yıllar. Paul Gauguin, tıpkı Van Gogh “ekspresyonizm”i (dışavurumculuk) ve Paul Cezanne “Kübizm”i (yarattıysa, kendisi de “primitivizm”in (ilkelcilik) ortaya çıkıcısı oldu. Gauguin, dönemin tüm sanatçılarının akın ettiği Paris’te hayatını kazanan, gezgin ve moderniteden kaçan bir sanatçı. Zaman zaman bunalımlar geçiren ressama, en iyi sığınak Güney Pasifik adalarına sığınmakta bulmuş. Fransız sömürgesi olan Güney Fransa Polinezya’sında bulunan Tahiti’de en iyi eserlerini vermiş. Çizgilerden çok renklerin uyumuna ve aynı zamanda resimde birçok duyuya hitap etmek gerekliliğinden dolayı, -ki eserlere de yeterince yansımış- sinektik gruplarının kurucuları arasında yer almış. Daha önce de Nabiler, Gauguin’i örnek alıp Nabiler ismini almışlardı. Gogh’la arasındaki çatışmaları anlatmaya gerek görmüyorum artık, bilinmeyecek tarafı kalmadı hikâyenin. Tahiti’de yapmış olduğu eserler, onu başka boyuta taşımıştır. Maddi açıdan zor günler, aile bağlılıklarının kopuşu ve şehir yaşamından kaçış, kendisini anlatan anahtar cümleler olabilir, diye düşünüyorum. Sanatçı, primitivizm odaklı ilk sergisinde, “çocuklarınız eğlendirmek istiyorsanız, Gauguin’in sergisine mutlaka götürmelisiniz” şeklinde alaylıkla eleştirildi. Maddi zorluklar yaşayıp, çıkışı yine aynı zamanda empresyonistlerin kurtarıcısı, koleksiyoner Paul-Durand-Ruel de bulmuştur. Edgar Degas’nın da katkı ve desteklerini unutmamak gerek. Sosyoloji için Bornislaw Malinowski, edebiyat İçin Chinua Achebe ne ifade ediyorsa, resim sanatı tarihinde de Paul Gauguin onu
GauguinPaul Gauguin · Yapı Kredi Yayınları · 201234 okunma
Puan vermedi·301 syf.··
2025 56. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2025 21:10
Bu eserde Malinowski, büyü, bilim ve dini birbirinin karşıtı değil, farklı toplumsal ihtiyaçlara cevap veren bilgi ve pratik alanları olarak ele almaktadır. Yazara göre ilkel toplumlar yalnızca büyüye dayalı düşünmez; teknik ve gözleme dayalı bilgiye de sahiptir. Ancak belirsizlik ve riskin arttığı durumlarda büyü devreye girer. Ben, Malinowski’nin büyüyü irrasyonel bir kalıntı olarak değil, işlevsel bir pratik olarak yorumlamasını eserin en güçlü yönü olarak görüyorum. Din ise doğayı açıklamaktan çok, ölüm, yas ve kaygı gibi varoluşsal durumlarda toplumsal ve psikolojik bir düzenleme işlevi görmektedir. Eser, alan çalışmasına dayalı yaklaşımıyla antropolojik açıdan güçlüdür. Bununla birlikte, “ilkel toplum” kavramının kullanımı günümüz perspektifinden eleştiriye açıktır. Sonuç olarak Büyü, Bilim ve Din, bilginin kültürel bağlamını anlamak isteyenler için temel ve öğretici bir metindir.
1000Kitap
Büyü Bilim ve DinBronislaw Malinowski · Kabalcı Yayınları · 2020116 okunma
"Özgürlük ve Uygarlık" Üzerine
10/10
·342 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
"Özgürlük ve Uygarlık" Üzerine Bronislaw Malinowski’nin Özgürlük ve Uygarlık adlı eseri, yalnızca antropolojinin kurucu isimlerinden birinin son dönem çalışması değil, aynı zamanda özgürlüğün anlamına, kültürel temellerine ve modern uygarlık içindeki kırılganlığına dair yazılmış en kapsamlı düşünsel denemelerden biridir. 1940’ların kasvetli ikliminde, Nazizmin karanlığında, II. Dünya Savaşı’nın yıkıcı şiddetiyle yoğrulmuş bir ortamda kaleme alınan bu kitap, hem bir entelektüelin kendi çağının felaketlerine verdiği yanıtı hem de insanlığın ortak geleceğine dair bir inancı temsil eder. Malinowski, savaşın yalnızca cephelerde değil, zihinsel ve kültürel düzeyde de bir yıkım yarattığını görmüştü; onun karşısına koyduğu şey ise özgürlük kavramının antropolojik, etik ve siyasal temellerini yeniden kurma çabasıydı. Kitap boyunca özgürlük, bir soyutlama olmaktan çok, insanın kültürel varoluşunun vazgeçilmez koşulu olarak ele alınır. Malinowski, tarihin büyük dönüşümlerinde, uygarlığın ilerleyişinde ve toplumların kurucu kurumlarında özgürlüğün hem doğuran hem de tehdit altında tutulan bir değer olduğunu ısrarla hatırlatır. Eserin önsözünde, “Özgürlüğün doğası ve bunun insan doğası ve kültürle ilişkisi üzerine bir sorgulama, savaşan bir demokraside yersiz değildir” sözleriyle başlar Malinowski . Bu cümle, kitabın hem giriş kapısı hem de onun entelektüel iddiasının anahtarıdır. Özgürlüğün yalnızca bir politik slogan, bir çağrı ya da bir anayasal hak olarak değil, insanlığın evrimsel serüveninin tam merkezinde duran bir olgu olduğunu savunur. Ona göre özgürlük, ne yalnızca bireyin kısıtlamalardan kurtulma arzusudur, ne de salt hukuki bir statüdür; özgürlük, kültürün armağanıdır. İnsan toplulukları, doğanın zorunluluklarını aşarak, teknikler ve kurumlar geliştirerek, işbirliğini
Özgürlük ve UygarlıkBronislaw Malinowski · Kanon Kitap · 20253 okunma