Bu böyle kolay kolay yazabildiğim bir inceleme olmadı. Kitabın isminden dolayı da okumaya yaklaşmak biraz cesaret ister. Ama lütfen okuyun ve görün.
Küçücük çocukların uğradığı şiddet, cinsel istismar ve ihmalleri Tv’de görüyoruz,kitaplarda/ gazetelerde okuyoruz ya da her şeyi geçtim akrabalarda komşularda her yerde tam da hayatımızın içinde şahit oluyoruz.
Gördüklerimiz bunlar peki ya görmediklerimiz? Ben her gün spesifik vakalara mesleğim gereği ne yazık ki şahit oluyorum,görüyorum. Bazı çocuklar öyle şeylere maruz kalıyor ki yok artık diyorum, kanım donuyor, aklım almıyor. Çocuklar söyleyemiyor yaşadıklarını sırf ailesinden korktuğu için ; söyleyen çocukları da annesi/babası susturuyor kan davası töre vs diye.
Allah’ın belası töreler, gelenekler..
Yetişkinlerin çocukları üzerinde sorumlulukları; devletin de yükümlülükleri vardır. Fail çoğunlukla bu olaylar çocukların en yakınındaki ve en güvendiği kişilerden geliyor çok da uzakta aramaya gerek yok. Çocuk bir şeyleri ifade etmeye çalıştığında 'Yalandır' gibi tepkiler veriyoruz. Çocuk aslında çoğu olayda susmuyor, çocukları dinlemeyenler yetişkinlerdir.
"Bir de cinsel istismara maruz kaldığında hayatı biter geleceği yok olur.” gibi bir yaklaşım var. Bu da aileleri durduran susturan bir yaklaşım."
Çocuğa güvenin verilmesi gerekiyor. Ancak çocuk söyledikten sonra da; töre cinayetleri ya da aile dağılacağı için özellikle kalabalık ailelerde gözleniyor ve adli mercilere yansımıyor.
Çalışmayan bir kadın bağlamında baktığımızda çoğu kadınlarımızın ekonomik özgürlüğünün olmayışı, uzun süre yine bir sessiz kalmasına sebep oluyor.
Cinsel istismarın yollarını döşeyen taşlar var. Çocuğu nesneleştiren, mal olarak gören bir çocuk algısı var ne yazık ki. Çocuğun varlığına müdahale edilmemesi gerektiği ve çocuğun onay