10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Bayan Bantry ve Arthur Bantry evlerinin kütüphanesinde genç bir kadın cesediyle karşılaşırlar. Öldürülen kız, Ruby Kenee'dir. Ruby Danemouth'daki Majestik Oteli'nde dansçıdır. Akşam da ilk gösteriyi yaptıktan sonra ortadan kaybolmuştur. Otele uzak olan Bantry'lerin Köşkü'ne nasıl gelmiştir? Bu kızı kim, neden öldürmüştür? Bay Bantry polislere haber verirken, Bayan Bantry bu olayı çözmesi için yakın arkadaşı Miss Marple'ı çağırır. Miss Marple amatör bir dedektiftir. Görünüşte sıradan yaşlı bir kadın gibidir. Ama aslında zekası ve sahip olduğu insan doğası ile ilgili bilgisiyle hızlı ve mantıklı bir şekilde olayı çözümler. Bu sefer ki dedektifimiz Hercule Poirot değil, Miss Marple. Miss Marple, sıradan yaşlı bir kadın gibi gözükmektedir. Aslında zekası, sahip olduğu gözlem yeteneği ve insanları analiz etmedeki başarısı sayesinde çevresinde gelişen cinayetleri, İngiliz polislerini utandıracak kadar, hızlı ve mantıklı bir şekilde çözümler. Diğer Agatha Christie kitapları gibi çok akıcı. Kitabı okurken sürekli; "Acaba katil o mu? Yok yok, kesin o değil..." diye şüpheniz oluyor. İlk kez bir Agatha Christie kitabında katili doğru tahmin edebildim. Agatha Christie ve polisiye severlere tavsiye ederim. Kısa sürede okunabilecek güzel bir eser.
1000Kitap
Kütüphanedeki CesetAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20233,180 okunma
Efsane
10/10
·98 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Kitabımız; BİR YAZ GECESİ RÜYASI yazarımız; WİLLİAM SHEAKSPEARE Yazarımız dünya edebiyanın en önemli yazarlarından biridir.16. Yüzyılın sonları ve 17. Yüzyılın başlarında yaşamıştır.Doğumu ile ilgili net bir tarih yoktur fakat 23 Nisan 1564 doğduğu düşünülerek,aynı zamanda ölüm tarihide olan 23 Nisan günü dünya kitap günü olarak kutlanır. Sheakspeare yaşadığı dönemde 30 dan fazla oyun ve 100 lerce sone yazdı hemde bunları öyle bağımsız ve evrensel bir dille yazdı ki yüzyıllardır aynı değeri ile okundu işlendi insanlığı ilgilendiren ve hiç gündemden düşmeyecek aşk,ihanet,entrika,kıskançlık gibi duyguları işledi hem komedilerinde hemde trajedilerinde. Sheakspeare sadece varolanı yazmakla kalmadı o üretti kelimeler icat etti.ingilizceye günümüzde bizlerin bile kullandığı yüzlerce kelime kazandıran bir kelime mucidi oldu.(majestik,akademi,yatak odası,parıldamak,öpüşmek gibi bir çok kelime onun buluşu) Eserimiz sheakspeare’in en bilinen komedisidir. oyun gerçek dünya ile büyülü orman arasında gidip gelir. İnsani aşk ilişkilerinden başlayıp büyülü ormanda ki perilere kadar uzanır.yanlış anlaşılmalarla dolu hikayede aşkın ne kadar karmaşık ve mantıksız olabileceği trajikomik bir şekilde anlatılıyor. Komik olayların altında aslında insan doğasına dair ince bir gözlem vardır. Atina dükü Theseus ile Amazon kraliçesi Hippolyta’nın düğün hazırlıkları sırasında,Lysander ile evlenmek isteyen Hermia’ya babası karşı çıkar çünkü o kızını Demetrius ile evlendirmek ister bunun üzerine iki aşık kaçmaya karar verirler ama peşlerine Demetrius da düşer,tabi Demetriusun peşine de ona aşık olan aşkına karşılık bulamayan Helene takılır.Hepsi birden ormandadır ve o sırada da orman perileri arasında bir kriz vardır.peri kralı Oberon ve kraliçesi Tatania, aralarındaki kavga nedeniyle
1000Kitap
Bir Yaz Gecesi RüyasıWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Algı Kapıları Cennet ve Cehennem
8/10
·150 syf.·
2025 72. kitabı
Kitabı çok beğendim ancak okurken zorlandığım anlar oldu. Dikkatimi çeken yerleri not tutarak okudum. Kesinlikle boş bir kitap değil. İyi ki okudum. Not: Aldous Huxley kaktüsten elde edilen meskalin uyuşturucusu deneyinde rol oynuyor ve dünyayı artık kısmen bazı ressamlar gibi görebildiğini ama sıradan insanların 3 boyutlar dünyasında sıkışıp öteye gidemediğini görüyor ve insanlar böyle görmeli diye düşünüyor asıl. (Deneyim başlangıcı: Meskalin etkisiyle algı genişlemesi ve ressam benzetmesi.) Not: Aldoux Huxley kitabında meskalin tükettiğinde dünyayı farklı ama güzel, yavaş görebildiklerinden bahsediyor. Sanat akımlarından olan Kübüzim gibi göründüğünden dünyanın bahsediyor maddeyi kullandığında. Van Gogh portresine benzetiyor kimi zaman. Bir çok sanatçıdan bahsediyor. Ama gerçeği görebilenlerin sorunları çözebilecek oluşundan bahsediyor. Sonra anladığım kadarıyla mistik inançların kendisini mentafin kullananların gerçeği göremiyor oluşuna biraz benzetiyor sanırım. Algısı açık olan kişilerin dini uygulamaları hem yapıp hem de sadece dua etmekle kalmayıp işe devam ettiğinden bahsediyor. Bu güzel bir nokta. (Deneyim ortası: Yavaş algı, sanat akımları, Van Gogh ve pratik aydınlanma.) Not: Aldoux Huxley meskalin tükettinde tıpkı Van Gogh portresi gibi dünyayı görebildiğini söylüyor. O desin veya demesin sürrealizmi kastediyor çünkü sürrealizm "gerçeküstücülük" demektir. Liseden biliyorum. Kübizm'e de benzetiyor. Sonuç olarak mentafin sağlıklı bir beyinde glikozu mahvediyormuş. Hatta insan vücudunda doğal olarak adrenalin gibi salgılanan kimyasalın çok daha fazlasının bu maddeyi içtiğinde görüldüğünden bahsediyor. Başka bir deyişle bugün ruh hastalarının sorunu kimyasal dengesizliği gibi bir şeymiş ama bunu tam olarak söylemek sanırım ona göre mantıklı değilmiş. Çünkü
1000Kitap
Algı KapılarıAldous Huxley · İmge Kitabevi Yayınları · 20181,438 okunma
8/10
·192 syf.··
2025 20. kitabı
Agatha Christie'den okuduğum dördüncü, dedektif Miss Marple'dan ise okuduğum ilk eser. Hizmetçilerinin odaya girip haber vermesi ile uyanan Bantry'ler, önce yanlış duyduklarını düşünürler. Ancak gidip baktıklarında kütüphanelerinde gerçekten de sarışın genç bir bayan cesediyle karşılaşırlar. Bay Bantry polislere haber verirken, Bayan Bantry ise eski arkadaşı Miss Marple'dan yardım ister. Öldürülen kız, Ruby Kenee'dir. Danemouth'daki Majestik Oteli'nde dansçıdır. Akşam da ilk gösteriyi yaptıktan sonra ortadan kaybolmuştur. Otele uzak olan Bantry'lerin Köşkü'ne nasıl gelmiştir? Beyaz eski tuvaleti ile kütüphanede tezat oluşturan bu kızı kim öldürmüştür? Ruby Kenee'nin otelde yakın olduğu yaşlı Bay Jefferson, Ruby ortadan kaybolunca ilk merak edip polislere haber veren kişi olmuştur. Bir uçak kazasında ailesini kaybeden ve sakat kalan Bay Jefferson, gelini ve damadıyla yaşamaktadır. Çok zengin olan Bay Jefferson'un Ruby'i evlatlık edinmek istemesinin bu ölümle bir ilgisi var mıdır? Agatha Christie, her zamanki gibi, şüphelenilen şahıslardan önce bizlere bahsedip kim olduğunu merak etmemizi sağlamıştır. Müfettişlerin göz ardı ettiği ancak Miss Marple'ın deneyimleriyle aydınlattığı cinayet çözülmüştür. Agatha okurken bu kez katilin birini tutturduğumu söyleyebilirim. Keyifle ve kısa sürede okuyup bitirdiğim bir eser oldu. Polisiye ve Agatha Christie severlere tavsiyemdir.
1000Kitap
Kütüphanedeki CesetAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20233,180 okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2025 80. kitabı
Bütün totaliter rejimler insanı ezer, bireye ‘Sen hiçbir şeysin ama senin rejimin çok büyük’ dedirtmeye çalışır. Onun için Hitler, Wagner’in majestik müziğini kullandı; Nazi sanatı korkunç kaslı heykeller, yanına yaklaştığında insanı ezen, ‘Sen hiçbir şeysin’ dedirten dev binalar yaptı. Hıristiyanlıkta da bu var. Bunun istisnası Mimar Sinan. Yaptığı cami ne kadar büyük olursa olsun, insana ‘Sen bir hiçsin’ duygusunu vermiyor. ‘Sen bu evrenin bir parçasısın, bu da senin bir parçan’ diyor.
Mimar Sinan - Yaptığın İşi Gönlünde Hissedersen Irmaklar Çağlar İçindeTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 2021556 okunma
8/10
·88 syf.··
2024 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2024 00:00
“Şehre Mimar Sinan gibi bakıyor olsaydık, bunları yapmazdık. Şu camilerin etrafını boş tutardık mesela, civardaki ahşap yapıları muhafaza ederdik. Velhasıl sadece Sinan’ın eserleriyle bile göz zevkimizi koruyabilir, ruhumuzu dinlendirebilirdik.” – İlber Ortaylı “Bütün totaliter rejimler insanı ezer, bireye ‘Sen hiçbir şeysin ama senin rejimin çok büyük’ dedirtmeye çalışır. Onun için Hitler, Wagner’in majestik müziğini kullandı; Nazi sanatı korkunç kaslı heykeller, yanına yaklaştığında insanı ezen, ‘Sen hiçbir şeysin’ dedirten dev binalar yaptı. Hıristiyanlıkta da bu var. Bunun istisnası Mimar Sinan. Yaptığı cami ne kadar büyük olursa olsun, insana ‘Sen bir hiçsin’ duygusunu vermiyor. ‘Sen bu evrenin bir parçasısın, bu da senin bir parçan’ diyor.” – Zülfü Livaneli “Sanat ile yaratıcı sanat arasındaki farkı bilmeyen birine ne yazık ki Mimar Sinan’ı anlatabilmeniz de mümkün değildir. Camileri sadece namazgâh, evleri birer korunak, okulları dört duvardan ibaret görmek elbette ihtiyaçları karşılar ancak insanın içindeki huzuru, aşkı ve inancı yok ederek kocaman boşluklar oluşmasına yol açar. Sanat, estetik ve ruhsallıktan uzak bir biçimde dünyaya saygı duymadan inşa edilen yapılar şüphesiz ki canlılığı da yok edecektir. İnsanlar yapılar inşa edermiş gibi görünseler de aslında bir süre sonra inşa ettikleri yapıların biçimini alırlar. Ruhsuz, donuk ve soğuk beton yığınlarıyla dolu bir yere yaşam alanı diyebilir misiniz? İçimizde başlayan çürümeyi birtakım gezegenlerin hareketleriyle bağdaştırıp normalleştirmeye çalışsak da, estetik kaygısından uzaklaşan, sanatı lüks olarak algılayan ve insanın anlam arama çabasına saygı duymayan taraflarımızla yüzleşmeliyiz. Sahip olduğumuz değerlerin farkına varabilmek ve bize bırakılan ışığı parlatabilmek dileğiyle.” -Tuğba
Mimar Sinan - Yaptığın İşi Gönlünde Hissedersen Irmaklar Çağlar İçindeTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 2021556 okunma