Muhammet Topçu

Muhammet Topçu
@mamiyas
İnsan en çok kaybettiği yerde anlar neye ne kadar ihtiyacı olduğunu. Ben de öyle öğrendim seni. Bazen bir sesin yokluğunda büyüyor insanın içindeki gürültü. Sen sustukça dünyamın sesi çoğaldı ama hiçbiri senin nefesin gibi gelmedi içime. Sana yanlış zamanlarda yanlış yerlerden bakmış olabilirim, bazen gözünün içinde duran o ince yarayı anlayamamış, bazen de sana dokunmaya çalışırken seni incitmiş olabilirim. Ama bütün yanlışlarımın içinden bir tek doğru hep aynı kaldı. Seni istiyorum. Sessizliğinden, öfkenden, uzaklığından bağımsız kökü derine inmiş bir istemek bu. Bir insanı onun kendi olma haliyle hiçbir şeye dönüştürmeden, eksiltmeden, düzeltmeye çalışmadan sadece olduğu gibi isteyen bir istemek. Ben artık çok bir şey söylemiyorum, çünkü öğrendim. En çok istediğin şeye en az konuşarak varırsın. Ama bil istedim, belki okursun diye. Yaptığım yanlışlardan arta kalan her hatamın altında senin yanında doğru olma isteğim yatıyor. Ve eğer bir gün yine omzuna yaslanabilecek bir yer ararsan bil ki ben, senden yana hiç eksilmedim. Sadece duruyorum,senin istediğin kadar uzağında, seni istediğim kadar yakınında. Çünkü bazı insanlar unutulmaz değil, vazgeçilmez olur. Sen, benim için öylesin. Seni istiyorum.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanlar yüreğinizin dokuduğu incelikleri giyinmeden geçemezler ülkenize.
Sayfa 48·Kitabı okuyor
Büyük ve önemli şeylerin değil de küçük ve değerli şeylerin altına çizgiler çeken bir görme ustasıydı.
Sayfa 46·Kitabı okuyor
Bazı yokluklar bağırmaz. İçinde oturur.
Kartallar uçar mı bir harâbeden Köprülerden benim yârim geçer mi Sen neden bu kadar güzelsin, bilmem Taşırsın yeryüzüne ebedî tohumları Ben ise kuruyacak bir suyun mahkûmuyum Avuçlayıp öpüyorum kumları Bir karadelikten bakarken hayat Meydan okuyanlar kim bu serâba Söyle bana hindiba Sen nasıl bu kadar ceylan koşması Sen nasıl bu kadar yollar aşması Sen nasıl bu kadar güneşe meftun Sen nasıl bu kadar sahra çeşmesi Ben rüzgâr değilim, dokunmam çiçeklere Ben kara parmaklı insan değilim Kirpik uçlarımdan kayar yıldızlar Bilemezsin, hayal akşamlarında Renklerini kuşatan Damıtılmış gözyaşıdır ömrümün Ben boşluğa üfleyen cellat değilim Karayele verdim ayaklarımı Söyle bana, eceli kim tutar perçeminden Hangi ölü bilmez nereye gittiğini Sen miydin o mehpâre, o memnû, o dilruba Söyle bana hindiba Sen nasıl bu kadar bulut gülmesi