İnsan en çok kaybettiği yerde anlar neye ne kadar ihtiyacı olduğunu. Ben de öyle öğrendim seni. Bazen bir sesin yokluğunda büyüyor insanın içindeki gürültü. Sen sustukça dünyamın sesi çoğaldı ama hiçbiri senin nefesin gibi gelmedi içime. Sana yanlış zamanlarda yanlış yerlerden bakmış olabilirim, bazen gözünün içinde duran o ince yarayı anlayamamış, bazen de sana dokunmaya çalışırken seni incitmiş olabilirim. Ama bütün yanlışlarımın içinden bir tek doğru hep aynı kaldı. Seni istiyorum. Sessizliğinden, öfkenden, uzaklığından bağımsız kökü derine inmiş bir istemek bu. Bir insanı onun kendi olma haliyle hiçbir şeye dönüştürmeden, eksiltmeden, düzeltmeye çalışmadan sadece olduğu gibi isteyen bir istemek. Ben artık çok bir şey söylemiyorum, çünkü öğrendim. En çok istediğin şeye en az konuşarak varırsın. Ama bil istedim, belki okursun diye. Yaptığım yanlışlardan arta kalan her hatamın altında senin yanında doğru olma isteğim yatıyor. Ve eğer bir gün yine omzuna yaslanabilecek bir yer ararsan bil ki ben, senden yana hiç eksilmedim. Sadece duruyorum,senin istediğin kadar uzağında, seni istediğim kadar yakınında. Çünkü bazı insanlar unutulmaz değil, vazgeçilmez olur. Sen, benim için öylesin. Seni istiyorum.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kartallar uçar mı bir harâbeden
Köprülerden benim yârim geçer mi
Sen neden bu kadar güzelsin, bilmem
Taşırsın yeryüzüne ebedî tohumları
Ben ise kuruyacak bir suyun mahkûmuyum
Avuçlayıp öpüyorum kumları
Bir karadelikten bakarken hayat
Meydan okuyanlar kim bu serâba
Söyle bana hindiba
Sen nasıl bu kadar ceylan koşması
Sen nasıl bu kadar yollar aşması
Sen nasıl bu kadar güneşe meftun
Sen nasıl bu kadar sahra çeşmesi
Ben rüzgâr değilim, dokunmam çiçeklere
Ben kara parmaklı insan değilim
Kirpik uçlarımdan kayar yıldızlar
Bilemezsin, hayal akşamlarında
Renklerini kuşatan
Damıtılmış gözyaşıdır ömrümün
Ben boşluğa üfleyen cellat değilim
Karayele verdim ayaklarımı
Söyle bana, eceli kim tutar perçeminden
Hangi ölü bilmez nereye gittiğini
Sen miydin o mehpâre, o memnû, o dilruba
Söyle bana hindiba
Sen nasıl bu kadar bulut gülmesi