Muhammet Topçu

Muhammet Topçu
@mamiyas
Sen bakmak istediğim tek göz, dünyama salınmasını istediğim tek saç, göğsüme değmesini istediğim tek yanak, göremesem de her gece benimle uyuyan aklımdan hiç çıkmayan şeysin.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu da kendime notlar
Kırılganlığını karşındakine bırakmak ve bunun sana zarar vermeyecegine inanmak. İlişkisel travmalar yaşayan biri için bu görüntü, bedenin en derin yerlerine dokunuyor. Çünkü zihin, yakınlığı güvenle değil tehlikeyle eşleştirmeyi öğrenmiş oluyor. Çocuklukta sevgi korku, sessizlik ya da tutarsızlıkla birlikte geldiyse, sinir sistemi rahatlamayı öğrenmez. Tehlikeyi öngörmeyi ögrenir. Seni sevdiğini söyleyen kişilerin yanında bile. Özellikle de seni sevdiğini söyleyenlerin yanında. Bu yüzden güvende olman gereken anlarda bile bedenin gerilir. Sevgi neden yorucu hissettirdiğini anlamakta zorlanırsın. Çünkü güven senin için hiç güvenli olmadı, bir hayatta kalma stratejisiydi. Bedenin de bunu bildiği için tetikte kalmayı sürdürdü. Fakat kimsenin söylemediği bir gerçek var. Gerçek güven, acıdan tamamen kaçmak değildir. Karşındaki kişinin seni incitmemeyi seçmesidir. Defalarca. Yaralarını bilip üzerine basmamayı tercih etmesidir. Biri tutarlılıkla karşında durduğunda, kopmak yerine onarmayı seçtiginde, kaos yerine sakinliği sunduğunda... yavaş yavaş için değişmeye başlar. "Bu kez farklı olabilir" hissi gelişir. Ve gerçekten de sevgi, sandığından daha güvenli bir şeye dönüşebilir. Bedenin bugüne kadar bu tür bir güveni hiç tanımadıysa bu seni sevilmez yapmaz. Bu sadece bedeninin korunmaya ayarlı olduğunu gösterir. Şefkatle temas ettikçe, ilişki içinde yeniden güven inşaa edilebilir. Güvenli sevgi mümkündür. “Sen benim bütün sevgilerimsin”
Ne tuhaf, insanın en büyük hazinesi, ona en büyük acıyı çektiren yüreğiydi ve gökyüzünü içine alacak kadar genişti.
Sayfa 41·Kitabı okuyor
Oturduğumuz masaya birdenbire serçeler doldu. Ihlamur ağaçlarında bir rüzgar, bir rüzgar... Kaşlarının biri bulutlarda, biri toprakta çiçekleniyordu. Elini tuttum, Konya ovasında ekinlerin düğünü vardı. Ey acıdan damıtılmış yaşama sevinci, sen ne güzel, ne büyük, ne değerlisin...
Yanımda olduğu zamanlar iki kat yaşardım.
Sayfa 37·Kitabı okuyor