İnsan insandan vazgeçmez. Vazgeçilen şey, insana yüklenen anlamdır. Gözle değil, kalple çizilmiş bir resimdir o; Silinince yüz değil, bakış değişir. Birini bırakmak sandığımız şey Aslında kendi yanılgımızdan geri çekilmektir. Çünkü giden kişi çoğu zaman yerindedir, Giden, ona verdiğimiz fazlalıktır. İnsan der ki sonra, “Farkın yokmuş kimseden…” Bunu karşısındakine değil, Kendi körlüğüne söyler. “Ben farklı bakmışım bilmeden…” İşte en ağır cümle budur. Ne sevgi eksilmiş olur aslında, Ne de insan. Sadece yüklenen mana Taşıyamayacağı bir yerden indirilmiştir. O yüzden bazı vedalar sessizdir. Çünkü ortada terk edilecek biri yoktur; Sadece yanlış anlaşılan bir hayal Usulca bırakılır. ~Okan Sancakdar
Şiir
Madde mânânın emrine girmedikçe; İnsan bir hamal, hayat ise yüktür.
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Umudumuz iyilik güzellikten yana
Bitiyor diye üzülme yüreğim, Haziran'ın ardı güzeldir. Ben Temmuz'dan umutluyum. Ağustos'a huzur ısmarladım bugün. Eylül de arkasından gelir, elindekilerle. Ekim'e pek bir şey kalmaz, o da kabullenir olanı biteni. "Kasımda aşk başkadır" yalanına inanmasın kimse, Kasım'ın bundan haberi yok. Aralık desen bitikleri oynuyor. Ocak yanı başında ama on bir ay kadar uzak sevdiğine. Öyle böyle derken yüreğimin bir yılı daha biter ve ne olacaksa olur; olacak olana dur demek ne haddimize. Yaşanacaksa yaşansın tüm güzel hikâyeler. Hayatıma giren tüm güzellikleri kucaklamaya hazırken, kucağıma ne düşecek kim bilir? Olsun yüreğim, ben yine de Temmuz'dan umutluyum. Dinleyin beni, duymayan ay kalmasın. Ağustos'a söyleyin büyük mutluluk ısmarladım. Eylül bir rahat dursun yerinde, hiç kimse ağlamasın. Mana yüklemeyin Ekim'e, o da kendini bir şey sanmasın. Umutlarım yaza hazır, yüzüm gülmeden tüm yapraklar solmasın. Söyleyin sonbahara benim yazımı kıskanmasın. SONNUR SEVER
Ey oğul! Taş denilen şey, sabrın donmuş hâlidir. Bir harf düşür kâinata, bin mânâ ayağa kalksın... K.Bânu Dağ🐎
Aşk Bir Davaya Benzer "Mademki mânâ bağına bir adım bile ata-mıyorsun, hiç olmazsa o mânâ bağının etrafında dön dolaş. Oradan gelen kokuyu içine çek de nezlen, manevi hastalıkların geçsin. Böylece o koku seni mânâ bağının içine çekip götürsün. O koku, gözüne, gönlüne fer olsun, seni temizleyip irşad olma yolunu göstersin."
MÜSLÜMANLARI İMÂM GAZALÎ Mİ GERİ BIRAKTI?
"Evvelâ, âyetin mânâsı ayrıdır ve o mânâların efradı ve mâsadakları ayrıdır. İşte, o küllî mânânın müteaddit efradından bir ferdi bulunmazsa, o mânâ inkâr edilmez." Lem'alar'dan. Geçtiğimiz günlerde İhsan Fazlıoğlu Hoca'nın Soruların Peşinde'sini okudum. Maşaallah. Pek istifade ettim. Hassaten İmâm Gazalî rahimehullaha dâir yapılan tezvirata ilzâm edici cevaplar vardı. Evet. İhsan Hoca "Bilimde geri kalmamızın sebebi Gazalî'dir!" iddiasını gayet müşahhas verilerle yeriyor. Bunun oryantalistlerden ezber edilmiş bir dogma olduğunu belirtiyor. Hakikatteyse ilmî alanlarda yapılan çalışmaların zirve dönemlerini İmâm Gazalî rahimehullahtan sonra yaşadıklarını beyân eyliyor. Buna dâir deliller irâd ediyor. Alıntı yaparak uzatmayayım. Konu derindir. İlgilisini kitaba dâvet ederim. Zâten ne kadar iktibas yapsak Süreyya'ya sera nisbetinde kalacaktır. Hem, kitapta, zikrettiğimden başka pek çok hazine de bulacaklardır. Ben de bu vesileyle, İmâm Gazalî rahimehullahın, Batı'dan iktibas edilen felsefeye/felsefecilere yaptığı tenkidlerle bizi/dinimizi nasıl bir tehlikeden daha koruduğunu naçizane beyân etmek isterim. Elbette alanın uzmanı değilim. Benim tesbitim okuduklarımdan çıkarttığım nisbetledir. Efendim, şöyle bir yerden başlayayım: Bilim Tarihçileri Batı'da başlayan "aydınlanma çağı"nın Hristiyanlığı bu kadar kötü etkilemesine rağmen Müslümanları o kadar sarsmamasını şöyle bir manayla açıklıyorlar: **Muharref hristiyanlık, Aristo bilim/felsefe yaklaşımını kendi kutsal metinlerine uygun gördükleri için, nass seviyesinde sahiplendiler. Kutsal metinlerinin kâinat yaklaşımının birebir Aristo yaklaşımı olduğunu savundular. Zâten o dönemin hâkim bilimsel yaklaşımı Aristo yaklaşımı olduğu için karşılarında bir tenkid de yoktu. Fakat gün gelip "aydınlanma çağı" başlayınca, güvendikleri
İmam Gazali