Yoktur, olmamıştır
Sıkma canını hiçbir şey düzelmeyecek
bir yumruk duvarda patlar ancak patlarsa
içimizde kalanlar çöpe süpürülür
kimsenin ismi yoktur bir bakıma
doğru açıdan bakarsan kimsenin yüzü
yoktur, olmamıştır
göz göre göre göz olur
kulak duya duya patlar ancak patlarsa.
Bak suya
lıkır, lıkır, lıkır
Eva Green’e bak, muhteşem bir yazım yanlışına
geleneklerimizde olmayan şeylere bak
asansöre bak, kötü bir Coen Biraderler filmine bak
Parpar Ahmet öfkesine bak, Anadolu’ya bak
hesaplanmamış tek bir hamle göster bana
düşülmemiş tek bir kuyu
bak dedim lan bak gbt’me bak
öğür, öğür, öğür
otur ağla.
Sıkma canını kediler hiç konuşmayacak
yasaklanırsa anlaşılır ses
prova edilmiş bir kıyımdır artık
çoktan üzülmüş bir kalp
doyulmamış bir sofradır
herkese geçmiş olsun denilerek kalkıcak
kimsenin şenliği yoktur bir bakıma
‘...anlayış göstereceğini umuyorum. Beni bağışla. Hayat bazı duygusuzların sandığı gibi düz değil. Hele bir şair için iki tarafı keskin kılıç. Kendinle ve içinde yaşadığın ortamla boğuşmak ve yenilmemek. Bu da insanı oldukça yıpratıyor. Ama elimizden başka ne gelebilir.’