Eylül romanının sonundaki yangın sahnesininin izlekler metoduna göre inceleme.
Sönmeyen Ateş
Bir çürümenin, yok oluşun, hislerin ve çalkantıların romanı olan Eylül’ü izlekler metoduna göre incelemeden önce ‘‘ izlek ‘‘ kelimesine değinmemiz gerekir.
İzlek; eserin tamamında görünmez zincirlerle birbirine iliştirilmiş birtakım yönelimlerin, ayrıntıların insan, nesne, mekan ve konu ile birlikte yorumlanarak tekrar okunmasıdır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde ise ‘‘ Bir edebî eserde işlenen konunun anlamca ortaya koyduğu ana yönelim.’’ olarak tanımlanmaktadır.
Rus yazar Nabokov’un izlekler metoduna göre Eylül romanında musiki, can sıkıntısı, el-eldiven dikiş dikme, cehennem, şemsiye, sevilen varlık uğruna ızdırap çekme, sevilen varlık uğruna canını feda etme, ateş gibi izlekler yer alır.
İki âşığın roman boyunca içten yıkımlar yaşayarak, yer yer alevlenerek büyüyen aşkı, romanın son sahnesinde dışa dönen, yıkıcı bir yangının içinde kendine bir son, belki de yeni bir başlangıç bulmuştur. İşte bu yangın sahnesini ateş izleği ve ateş izleğiyle birlikte ele alabileceğimiz sevilen varlık uğruna ızdırap çekme, cehennem, ölmek, yanmak, ateş, kan, duman gibi izlekler ile birlikte inceleyeceğim.
İlk ateş
Daha romanın ilk bölümünde Suat ve Necip’in ısınmak için yaktığı sobanın ateşi dikkatimizi çeker:
‘‘Necip sobayı yakmak için Suat’a yardım ederek…’’ (syf.36)
‘‘Şimdi soba alev almış, odunlar telaşlı bir çatırtı ile yanmaya başlamıştı…’’ (syf.37)
Evrenin yapısını düşündüğümüzde en derinde, en içte bulunan magmayı, insanın en mahrem duygularının gizlendiği kalbe benzetebiliriz. Âşıkların kalbi, bu dillendirilmeyen aşk ile tutuşmuş, sevgi tomurcuğu yüreklere atılmıştır. Eser boyunca bu ateş izleği genel