Yeryüzünde herkesi besleyecek kadar ürün var. Tıpkı sevginin sınırının olmaması gibi. Herkes 'sevilebilir' ve sevilmek için hiçbir şey yapmaya ya da kanıtlamaya ihtiyaç yoktur. Ama maddi ve manevi nimetlerin sınırlı olduğuna inandırılırsak, bireyciliğe ve çatışmaya itiliriz. Herkesin sevilemeyeceğini düşünmek rekabete yol açar.
Eğer kazanılan para başkalarının hizmetlerine başvurarak, onlara yeteneklerini, meziyetlerini ifade etme imkanı vermek için kullanılırsa, bu durumda para pozitif bir enerji üretir. Tersine, maddi mal biriktirmekle yetinilirse, o zaman yaşam anlamını yitirir. İnsan yavaş yavaş kurur. Çevrenize bakın: Yaşamlarını hiçbir şey vermeden biriktirmekle geçiren kişilerin başkalarıyla bağı yoktur. Gerçek insani ilişkileri yoktur. Bir insanla içten ilgilenmeye, onu sevmeye muktedir değillerdir. Ve inanın bana, bu noktaya gelindiğinde, artık mutlu olunmaz.