L. N. M. Çapanov

L. N. M. Çapanov
@mansken
Instagram: templegenetrix
Ego
Ve şuna da dikkat çekmek gerekir: Bir amaç olmadan, bir yapan var olamaz ve bir yapan olmadan, bir amaç var olamaz. Onlar bir egonun iki kutbudur ve eğer bir amaç olmazsa ego kendini çok rahatsız hisseder. Ego amaçlar ile tatmin edilir. Bir şey yapılmalıdır, biri bunu yaparken başarılı olmalıdır, biri bir yere yetiş- melidir, biri bir şey yapmalıdır. Bir imza atılmalıdır. Bu yüzden ego maksatlıdır. Diğer tarafta varlık maksatlı değildir. Ve egonun ötesinde neyin olduğunu bilmediğin sürece hiçbir şey bilmiyorsun demektir.))
Felsefe
Reklam
»Değer» kavramından anladığımız değişik birimlere ya da davranış kalıplarına verdiğimiz nisbî kıymetin tanımıdır. Değerler toplumsal kültürün bir parçasını meydana getirirler. Kültür ise kişinin, toplumun bir üyesi olarak edindiği bilgiyi, inancı, değerleri, sanatı, ahlâk anlayışını, örf ve âdetleri, yasaları İçeren karmaşık bir bütündür. Bu anlamda kişi kendine özgü yaşama koşullarını kaynaşmış bulunduğu toplumun kültür kalıplarına dayanarak sağlamaktadır. Ve gene bu anlamda kişilik, kültür yapısının bireysel bir İfadesi, kültür ise kişiliğin kollektif İfadesi olmaktadır. Din ise sosyolojik anlamda kişinin kültürünün bir parçası ve önemli bir sosyal kurum olarak grubun ortak malıdır. Böyle bir gruba doğan çocuk, grubun dinsel değer ve inançlarını kabul eder ve benimser. Böylece doğduğu grubun doğru ve yanlış olarak tanımladıkları -şeyleri öğrenir, neyin İyi, neyin kötü ve neyin yapılmayıp neyin yapılması gerektiğini anlar. Bunları yapmadığı ya da benimsemediği takdirde de o grubun üyesi olamıyacaktır. Böylece dinsel değerlerin bütün bir toplum İçin uyuşumcu, kaynaştırıcı ve düzenleyici bir rolü bulunmaktadır. Dinsel değerlerin, toplumun diğer değer sistemleri ile açık bir çelişkiye düşmediği bir ortamda, toplumsal yaşantıya anlam kazandırarak ve ne yapılması gerektiğine alt direktifler vererek kişinin davranışı ve vaziyet alışı üzerinde büyük etki sahibi olduğu kuşkusuz acıktır. Bu arada şu da belirtilmelidir ki dinlerin, toplum üzerlerindeki etkisi yalnızca soyut bir günah kavramı ve bu günahın getireceği uh-revi cezanın korkusu değildir. Toplumdaki utanç duygusuna hitap ederek denetimlerini daha etkili bir şekilde yapan dinler sorunları yer yüzüne indirebildikleri için kişi davranışları üzerinde daha da etkili olabilmektedir.
Düşünce
Günün telaşı içi boş bir form olarak geceye hükmeder. Şimdi bütün dayanağından, dayanacağı her tür kuvvet çekiminden yoksun bırakılmış zaman ileri doğru atılır, durdurulamaz biçimde akıp gider. Zamanın bu şekilde sürüklenip gitmesi geceyi içi boş bir süreme dönüştürür. İçi boş zamanın geçişine maruz kalınca uyumak imkânsız olur. L.N.M.
Deneme, İnceleme
Uzam ve zamanda, hatta dünyada, birlikte-varoluşta radikal bir kayba tabiyiz. Dünya yoksunluğu bir diskroni* belirtisi. İnsanı, bütün gücüyle sağlıklı tutmaya çalıştığı küçük, önemsiz bedenine ufaltıyor. Bundan başka hiçbir şeyi yok insanın. Kırılgan bedeninin sağlığı dünyanın ve Tanrının yerini alıyor. Hiçbir şey ölümden uzun ömürlü değil. Dolayısıyla bugün ölmek, çok zor. Ve insanlar, yaşlanmadan yaş alıyor.
Deneme, İnceleme
Zaman
Fikir ve gerçeklik arasındaki en büyük uyumsuzluk zamandır - zamanın süre olarak akışı. Öznelliğin en derin ve en küçük dü­şürücü zayıflığını oluşturan şey, toplumsal biçimlerdeki ve onları temsil eden insanlardaki fikirsizliğe karşı girdiği umutsuz müca­deleden çok, zamanın ağır ama sürekli akışına karşı koyamamasıdır.
Hayat ve İnsan
Reklam