Puan vermedi·344 syf.··
2026 36. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 08:22
John Steinbeck’in Nobel Edebiyat Ödülü’nü almadan hemen önce kaleme aldığı son büyük romanı Kaygılarımızın Kışı, yazarın o alışık olduğumuz kırsal, işçi sınıfı odaklı anlatılarından çok farklı bir yerde duruyor. Steinbeck bu kez bizi California’nın tozlu tarlalarından alıp New England’ın köklü, elit ama içten içe çürüyen küçük bir kasabasına götürüyor ve doğrudan modern insanın ahlaki yozlaşmasını masaya yatırıyor. Kitaba başlarken beklentim daha klasik bir Steinbeck anlatısıydı; ancak yazarın ilk sayfalardan itibaren kurduğu o tekinsiz, vicdani hesaplaşmalarla dolu atmosfer beni hızla içine çekti. Başkarakter Ethan Allen Hawley’nin o dürüst, esprili ama bir o kadar da sıkışmış iç dünyasını gördükçe, aslında günümüz insanının her gün karşı karşıya kaldığı o görünmez düğümleri fark ettim. Kitap, kuru bir toplumsal eleştiriden ziyade, insanın kendi değerleriyle girdiği o sessiz savaşı gösteren bir ayna gibiydi. "Bir insanı ne kadar iyi tanırsanız tanıyın, içinde sakladığı o gizli odayı asla tamamen göremezsiniz." Steinbeck, bu romanda adını Shakespeare’in III. Richard oyunundan ödünç aldığı o "kaygılar kışı"nı, Ethan’ın şahsında tüm Amerikan toplumuna ve modern dünyaya teşmil ediyor. Eskiden zengin ve saygın bir aileye mensupken şimdi bir göçmenin bakkalında tezgahtarlık yapan Ethan, çevresindeki herkesin paradan ve başarıdan bahsettiği bir düzende "dürüst kalmanın" faturasını ağır ödemektedir. Hikaye ilerledikçe, Ethan'ın o saf ve etik duruşunun, ailesinin ve toplumun "başarı" baskısı altında nasıl yavaş yavaş kırıldığını izliyoruz. Karakterin o insani kırılganlığını, ahlaki sınırları esnetirken kendi kendine yaptığı mantıklı açıklamaları okudukça, insan doğasının o karanlık köşeleriyle yüzleşiyorsunuz. Yazarın da vurguladığı gibi, en büyük yozlaşma büyük ve ani
1000Kitap
Kaygılarımızın KışıJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20141,317 okunma
3/10
·328 syf.··
2026 24. kitabı
Kitapları yarım bırakabilme gibi bir özelliğim olsaydı bu kitabı ilk 20. sayfada bırakırdım. Bittikten sonra kendimi sorgularken buldum, neden kendime bu eziyeti çektirdim diye. Kitabın öyle ters ahlaki açıdan kötü bir tarafı yok hakaret ve kadını aşağılama daha çok ön planda açıkçası en azından benim tarafımdan. Benim sevmediğim kısım karakterler. Erkek karakter Nikolas’ı bana verseler leş çuvalı gibi duvardan duvara savururdum. Bütün bildiğim hakaretleri saydırmamı hak ediyor. Bencilliği, gereksiz egosu, kadın karaktere davranışları ki bence kendisi tam bir kadın düşmanıydı. Tess’e ilk karşılaştıkları andan son sayfalarına kadar olan davranışları bence iğrençti. Pişmanlıklarını okumak da haliyle inandırıcı gelmedi. Aşk mı ben asla hissetmedim. Hele o aşk itirafı neydi öyle romantik olmaktan çok uzaktı sol gözüm hala seğiriyor. Önce kızı gereksiz yere boş tehditleriyle taciz etmeye başladı ki aşırı saçma olay aynen şöyle oldu. Kız zaten anksiyete sorunları olan korkak birisi. Annesi bu Nikolas’ın babasıyla evleniyor diye adamın ailesi ile tanışmak için akşam yemeğine gidiyor. İlk karşılaşmaları da böyle başlıyor işte adamın elleri kana bulanmış ellerini yıkayıp ailesinin yanına geri geliyor ve kıza elini uzatınca kız korkudan bir afallıyor elini uzatamıyor. Tess donakalmışken çekip yanaklarından öpüyor bu sırada da tehdit etmeyi es geçmiyor. “Bu bana yaptığın son saygısızlık bir dahakine elimi sıkacaksın.” Sonra yine aynı akşam kızı bakışlarıyla da taciz ediyor pis sapık!! Bitti mi sandınız bitmedi yine kızı tehdit etmeye devam ediyor. YEmin ederim hakaret ede ede okudum bu kısımları sen kimsin ya kimm vasıfsız. Her bulduğu fırsatta kızı aşağılamalar, kısıtlamalar, zorla evlendirmeye çalışmalar, zorbalamalar zaten kızı sessiz eşek olarak gördü bence. Tess’e
Günahkârın OyunuMichelle Heard · Artemis Yayınları · 202689 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·250 syf.··
2026 92. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 12:37
Anne ve babasının gayrimeşru ilişkisinden dünyaya gelen Briseis, annesini hiç tanımadan büyümüştür. Evde sürekli psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalır, sonrasında ise evden uzaklaştırılır. Yıllarını Yunanistan'da geçirir ve 21 yaşında ailesinin isteği üzerine geri döner. Ailesinin düzenlediği partiye, yıllardır medyadan takip edip hoşlandığı adam olan Santiago Cortez de gelmiştir. Bir köşede insanları izlerken yanına gelen adamla şaşırır; çünkü Santiago ona dans teklifi etmiştir... Kitabın ana konusu spoiler olmadan bu şekilde. Santiago'nun kıza yaklaşırken bir amacı var fakat olaylar o kadar birbirine girmiş durumda ki okurken şaşırmamak elde değil. Santiago intikam istiyor fakat Briseis'e kötü bir davranışı olmadı. Briseis'in duyguları vardı ve bence Santiago da ona ilk görüşte vuruldu. Santiago'nun başına gelenleri de okuyoruz ve geçmişi okumak gerçekten insanı yaralıyor. İşkence, istismar; her şey vardı. Ortada bir intikam nedeni vardı ve bu kesinlikle mantıklı bir temele oturtulmuştu. Olay örgüsü de güzel işlenen bir "dark romance" (karanlık romantizm) kitabı okudum. Serideki diğer karakterleri de çok merak ediyorum. Fazlasıyla yetişkin içerik barındıran, +18 bir kitaptır.
1000Kitap
Santiago's ConquestV. F. Mason · 202010 okunma
Puan vermedi
Çoğu konuda makul mantıklı öneriler mevcut. En ilginci hükümetin yetkilerini kısıtlama konusuna değinmesi. Sadece bu bile 19. yy'ın İngiltere'sinin fikir özgürlüğü hakkında ipucu veriyor. Bizde aynı dönemde basılan kitaplar daha çok yanlış batılılaşma üzerineydi. Konuyu idareye getirirsek en aşırı olarak meşruti monarşi tartışmasını ortaya koyabiliriz ki bana göre hiçbir sonuç alınamaz kritiklerdir. Sonuç alınamazlık, o döneme mahfuzdur, yanlış anlaşılma olmasın.
Özgürlük ÜzerineJohn Stuart Mill · Tutku Yayınevi · 2019864 okunma
'Kendinizi dizginleme kaslarınızı güçlendirin.'
Puan vermedi·320 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 02:51
Hikâye 9 ay kıştan sonra sürekli evde olmaktan sıkılmış annemin bütün arkadaşlarını aramamla ve tek tek evlerinden alıp onları pikniğe götürmemle başlıyor. Yaş ortalaması yetmiş, rüzgar çıkınca olası firelere engel olmak için taşıdığım şallar da cabası :) Sonuç kikir kikir gülüşlerle ve -olmazsa olmaz- yaşaran gözlerle müthiş bir grup terapisi... Sözü edilen yaşamlara hiç bir kitapta denk gelemeyeceğimi, hiç bir anlatımın bu kadar keyif veremeyeceğini çok iyi biliyorum. Çünkü hâlâ içinde olduğumuz bu zihin bulanıklığına bulaşmamış, şanslı, ender, narin ve gerçekler... İnternetle tek bağları, gelen Cuma mesajlarında izledikleri videolar ve açabiliyorlarsa whatsapp görselleri, ses dosyaları, torunla torbayla görüntülü aramalar... Neyi kaybettiğimizi görmek isteyenlerin bunu tecrübe etmesini şiddetle tavsiye ederim. Onlardaki yaşam soluğu kimsede yok, maalesef artık dahasını istemekten başka bir şey düşünemeyen çocukları da dahil ederek söyleyebilirim ki; onlarda eksilmeyen bir şeyler var. Çocukların ve torunların ahvalini anlayamayacak kadar duru ve anlamlı bakıyorlar hâlâ... Matt Haig internetin bize neleri getirdiğini ve bizde nasıl etkiler bıraktığını güzel izah etmiş. Bir psikoloji kitabı değil ama kendi psikolojik sorunlarını adım adım içtenlikle anlatıyor olması, kısmen bir vaka incelemesine dönüştürmüş eseri. Öneriler de oldukça mantıklı ve not edilesi. Yine de kendini kişisel gelişim kitaplarının, tekrara düşen, alıntılar ve mottolar defterine dönen, uzak doğu felsefesine ekmek banan atmosferinden kurtaramamış. Çok satanlar listesine giren kitaplardan uzak durmanın doğru bir karar olduğunu bir kez daha anlamış bulunuyorum :) Yaşadığı ağır depresyonun, ekran başında geçirdiği süreyle ilişkisini çok iyi kavramış ve an an bunu aktarabilmiş olması okura çok şey
Kişisel Gelişim
Nevrotik Bir Gezegenden NotlarMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20191,724 okunma
7/10
·288 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 15:12
Kitabı okumaya başladığımda ilk sayfaları benim için pek ilgi çekici değildi. Ancak ilerledikçe ciddi bir ters köşe oldum. İlk başlarda sonunu tahmin ettiğime inandığımdan kitabın anlaşılır olduğunu sanmıştım ama öyle çıkmadı. Bu da beni şaşırttı. Ancak çoğu gizem yazarları gibi burda da yazar ana karakteri ilk sayfalarda sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibi gösterdi. Açıkcası bu durumu sevmiyorum. Öyle olacaksa kahraman bakış açısından değil de tanrısal bakış açısından yazılmasının daha mantıklı olduğu kanaatindeyim. Diğer türlü kandırılmış gibi hissediyorum. Onun dışında kurgu güzeldi. Yazarı ne anlatımını zaten seviyorum. Güzel bir gizem kitabıydı.
Sakın Yalan SöylemeFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20245,2bin okunma