Sorunlarını geride bırakanlar ne kadar şanslılar..
9/10
·752 syf.··
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 07:08
Ildefonso Falcones'in Deniz Katedrali romanı, yalnızca bir karakterin hayat hikâyesini anlatmakla kalmayan aynı zamanda Ortaçağ Barcelona'sının toplumsal, ekonomik ve dinî atmosferini güçlü biçimde hissettiren tarihî bir roman. Hikâyenin merkezinde Arnau'nun çocukluk yıllarından başlayarak hayatın zorlukları içinde verdiği mücadele ve zamanla değişen kaderi yer alıyor. Ancak romanı asıl ilgi çekici kılan şey, bu bireysel hikâyenin arka planında kurulan geniş tarihsel dünya. Eserde feodal düzenin sertliği, sınıflar arasındaki keskin ayrım ve insanların hayatını belirleyen güç ilişkileri oldukça çarpıcı şekilde yansıtılıyor. Özellikle soylular ile halk arasındaki uçurum, dönemin sosyal yapısını anlamak açısından dikkat çekici. Bir yanda ağır şartlar altında çalışan liman işçileri ve sıradan insanlar, diğer yanda ise gücünü doğuştan alan aristokrasi. Roman bu karşıtlığı birçok sahnede güçlü biçimde gösteriyor. Kitabın dikkat çekici yönlerinden biri de dönemin dinî atmosferini anlatma biçimi. Engizisyon korkusu, insanların hayatı üzerinde sürekli bir baskı unsuru olarak hissediliyor. Bir kişinin inancı, düşüncesi ya da ilişkileri bile kolaylıkla suçlama konusu hâline gelebiliyor. Bu durum Ortaçağ toplumunda adaletin ne kadar kırılgan olduğunu göstermesi açısından oldukça etkileyici. Eserde ayrıca Ortaçağ'da kadınların konumu da dikkat çekici bir şekilde işleniyor. Kadınların çoğu zaman kendi hayatları üzerinde söz sahibi olamadıkları, evliliklerin çoğu zaman bir tercih değil bir zorunluluk olduğu ve sosyal baskının özellikle kadınlar üzerinde çok daha ağır hissedildiği açıkça görülüyor. Bu yönüyle roman yalnızca bir macera ya da yükseliş hikâyesi değil, aynı zamanda dönemin toplumsal gerçekliğine dair güçlü bir panorama sunuyor. Romanın merkezinde yer alan Santa Maria del
Roman
Deniz KatedraliIldefonso Falcones · Pegasus Yayınları · 2009245 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2026 3. kitabı
FRANTZ FANON/SIYAH DERI BEYAZ MASKELER, Fonon, Fransız batı hint adalı psikiyatrist siyaset filozofudur 1925’te doğmuş 1961’de olmuştur, Fanon, Cezayir Bağımsızlık Savaşı'nı destekledi ve Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin üyesi oldu. Fanon "zamanının en etkili sömürgecilik karşıtı düşünürü" olarak adlandırılmıştır.[8] Elli yıldan fazla bir süredir Fanon'un yaşamı ve eserleri Sri Lanka, Güney Afrika ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ulusal bağımsızlık hareketleri ile diğer özgürlük ve siyasi hareketlere ilham kaynağı olmuştur.   Fransa'nın 1940'ta Nazi işgaline uğramasının ardından, Fransız deniz güçleri Martinik'te mahsur kaldı. Adada kalmak zorunda kalan Fransız askerleri, yerel halka karşı ırkçı tutumlar sergilemeye başladı. Bu dönemde birçok taciz ve cinsel istismar suçlaması gündeme geldi. Martiniklilerin Fransız Ordusutarafından maruz bırakıldığı bu kötü muameleler Fanon üzerinde derin bir etki  Fransa’da bulunduğu dönemde siyah deri beyaz maskeler kitabını yazar Ardından Cezayir’e gider orada hekimlik yaparken kendi terapi yöntemlerini geliştirir Tunus’ta yaşadığı dönemde kan kanserine yakalanır bir müddet Rusya’da tedavi görür ardından Tunus’a dönerek ölür Siyasi çalkantılarla geçen bir ömür. SIYAH DERI BEYAZ MASKELER Kitabın kapağı  Bir insan yüzü gibi değil parçalanmış, doğal simetriesini kaybetmiş, siyah adamın olaylara kendini bakışı kendi gözünle değil de beyazın gözüyle bakmaya zorlanmış gibi Fanon maskeyi kendini gizlemeden daha ziyade kendini inkar etme biçimi olarak görür buradaki maske bir şeyi saklamıyor ama sanki bozuyor yani beyaz adam siyah adamı bozuyor Zaten kitapta beyaz adamın siyah adamı bozarken yarattığı toplumsal travmayı anlatıyor Kafa beden farklı renklerde gövde tek renk bu aslında siyahın gövdesi, yani bozulmamış tek bütün ana
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Encore Yayınları · 2016688 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·517 syf.··
2025 10. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 00:23
2025 yılında yaklaşık yirmi üç kitap okudum ama içlerinde beni en çok sarsan, en çok düşündüren ve kendimi en fazla bulduğum kitap kesinlikle Martin Eden oldu. Hatta rahatlıkla söyleyebilirim: 2025’in birincisi Martin’di. Öyle bir hikâyeydi ki etkisinden çıkmam uzun sürdü. Ara ara aklıma geldi, bazı cümleleri içimde yankılandı. Bugün ancak oturup inceleme yazabiliyorum çünkü bir süre o ağır duyguyu sindirmem gerekti. Martin Eden’ı okurken aslında bir adamın hayata tutunma hikâyesini değil, kendini yavaş yavaş tüketme hikâyesini okuduğumu fark ettim. Kitap ilk başta insana umut veren bir yerden başlıyor: bir insan kendi emeğiyle, kendi inancıyla bir yere gelebilir. Ama sayfalar ilerledikçe bu umut bir gölge gibi ağırlaşıyor. Martin’in kendini kanıtlama çabası o kadar hırçın, o kadar yorucu ki, bir yerden sonra “acaba bu kadar çabalamaya değer mi?” diye düşündüm. Beni en çok etkileyen şey şu oldu: Martin, yükseldikçe aslında yalnızlaşıyor. Sanki başardığı her şey onu biraz daha iç dünyasına kapatıyor. İnsanların değişen tavırlarını okurken içimde bir kırgınlık hissettim. sanki başarı, ona bir ödül değil bir ceza olmuş gibi. Finali ise insanın midesine oturuyor. Çünkü o noktada anlıyorsun ki bir yere varmak, o kadar da büyük bir mutluluk değil; eğer kendini kaybederek gelmişsen. Bu kitabı kapattığımda şöyle düşündüm: bazen hayatta en büyük mücadele bir şey olmak değil, olurken kendinden vazgeçmemek. mar Martin Eden
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Puan vermedi·394 syf.··
2025 4. kitabı
Merhabalarr size bir kitap ile geldimm Karanlığın Ardındaki Aydınlık Alıntılar Gerçek sevgi özgürleştirir demişler. Ricalar sevgiye yön verir. Ama talepler sevginin akışını durdurur Yorumum Vurguladığı noktalar güzel ders çıkarılacak türden sözleriyle ama kitaptaki konular bağdaştırılmamış yani bir konuşmayı okur iken diğer konuşmaya atlanıyor bu açıdan anlaması zor oluyor. Ve bana göre kitap +18’di sebebini siz okuyunca anlayacaksınız. Konusu Bir aşk uğruna sizde hayallerinizi bırakır mısınız? Veya sevdiğiniz adam için herkesi karşınıza alır mısınız? Narin böyle bir hataya düşmüştü. Narin varlıklı bir ailede büyüyen bir genç kız iken 17 yaşında yaptığı bir hatanın bedelini yaşıyordu hata dediğim ise Aşık olmaktı. Orhan’a aşık olan Narinin adeta gözü kör olmuştu. Doğru ya “Aşkın gözü kördür” Narinin arkadaşları meslek sahibi oldu Orhan meslek sahibi oldu ama Narin aşkının peşinden koştuğundan dolayı okul hayatına son verdi. Orhan ile evlenen Narinin evliliği sandığı kadar güzel sürmemişti, kocasının çeşitli oyunlarına denk gelmişti k*mar ve aldatılma gibi... Bu durumda çok üzüldüm Narine genç yaşında kendini bir aşk uğruna feda etti... Siz aşk için kendinizi feda eder miydiniz?
Karanlığın Ardındaki AydınlıkFatma Çarıklıoğlu · İkinci Adam Yayınları · 202428 okunma
Puan vermedi·608 syf.··
2024 77. kitabı
ÖLÜ ŞEHRİN ŞARKISI #kitapyorumu "Herkes ismini taşır, Mara, sen de isminin anlamını taşıyorsun. Üzüntü ve keder isminin anlamı gibi yoldaşın olmuş." Serinin birinci kitabında Rae ve Mara'nın zoraki olarak yolları ayrılmıştı. Mar, Rae'ye dönmenin yolunu bulmalı ve bunda da oldukça hırslı. İlk kitapta tanıdığımız Mara değil artık Rae onu değiştirdi artık boyun eğmiyor. Verdiği çaba onu Rae ile kavuşturuyor ama bu defa da bir savaş onları bekliyor. Mitoloji severler bu seriye mutlaka şans vermeli bu türe ait aradığınız her şeyi kapsıyor bu kurgu. Serinin ilk kitabını çok sevmiştim zaten yazarın kalemini anlatım dilini de beğeniyorum. Tek sorunum kitap sonlarında çıldırma eşiğine gelmemiz. Feci bitiyor ilk kitap sonundan nasibimizi almıştık ama ikinci kitabın finali daha beterdi. Acil üçüncü kitap, istek değil tamamen ihtiyaç! Başa koyduğum alıntı eşittir Mara resmen, kız gün yüzü görmüyor. Yazarımız boşuna adını Mara koymamış üzüntü ve kedere boğup çektireceği varmış. Ama final kitabından umutluyum artık yazarımız bizi mutlu sonla müfakatlandırır diye düşünüyorum. Kurgunun Rae ve Mara sahneleri yine çok güzeldi. Rae'nin aşkı dile getirdiği aşk dolu cümleleri çok beğendim. Düşe kalka okuduk çok şükür. Savaş sahneleri baya iyiydi yaşatır derecesinde aktarılmış. Birkaç yan karakter daha geldi özellikle Karr ilgimi çekmeyi başardı. Olay örgüsü bakımından baya dolu doluydu. Mitoloji, aşk, savaş, gizem, entrika, ihanet, sırlarla dolu bir serüven sizleri bekliyor.
1000Kitap
Ölü Şehrin ŞarkısıDilara Özçelik · Ren Kitap · 20245 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2024 30. kitabı
19. Yy Fransa’sında geçen bir aşkı anlatan Kamelyalı kadın , yazarın zamanında yaşadığı ihtiraslı bir aşk hikayesini anlatmaktadır. Babası gibi yazar olan Alexandre Dumas bu roman ile rüştünü ispatlamış, gelecek nesillere tutkulu bir aşk hikayesi bırakmıştır. 1840 larda geçen hikayede yüksek standartlara sahip bir kapatma olan Marguerite ile aşkına sahip çıkıp onu her şeyiyle seven Mösyö Duval’ın hikayesi anlatılmaktadır. Erkeklerin metreslerine tüm servetlerini döktüğü, kadınların bununla geçindiği bir ortamda kamelyasını üstünden eksik etmeyen ve güzelliği ile farklılık yaratan Kamelyalı kadın, gerçekten bu hayattan vazgeçip gerçek anlamda sevebilecek midir? Ya da o dönemin ahlaki değerleri, onur gurur haysiyet olarak görülen ilişkiler, Mösyö Duval için arkaya atabileceği aşkıyla üstesinden gelebileceği konular mıdır?? Bir adamın ne kadar çok sevebildiğine, kadının ne çok sevilebildiğine , aralarındaki bitmez tutkuya şahit oldum. Okuduğum klasikler içinde en rahat bitirdiğim , aktarımı çok iyi dili akıcı bir kitaptı. Kadının iç hezeyanları dokunaklı, yaşadığı aşk hissedilirdi. Çok bilinen bir kitap olduğu için herkesin okumasına ekleyeceğini düşünüyorum. Öte yandan günümüz koşullarında da sorgulanan ilişkilerdeki sadakat , birliktelik içinde gözetilen maddi çıkarlar (arabası var mı, evi mar mı) , yaşam standartları konularına üstüne basa basa değinmiş. Ekran dizilerinin Atası olarak da görülebilir! Keyifli bir okumaydı , teşekkürler Fransa
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Can Yayınları · 202224,1bin okunma