19. Yy Fransa’sında geçen bir aşkı anlatan Kamelyalı kadın , yazarın zamanında yaşadığı ihtiraslı bir aşk hikayesini anlatmaktadır. Babası gibi yazar olan Alexandre Dumas bu roman ile rüştünü ispatlamış, gelecek nesillere tutkulu bir aşk hikayesi bırakmıştır.
1840 larda geçen hikayede yüksek standartlara sahip bir kapatma olan Marguerite ile aşkına sahip çıkıp onu her şeyiyle seven Mösyö Duval’ın hikayesi anlatılmaktadır. Erkeklerin metreslerine tüm servetlerini döktüğü, kadınların bununla geçindiği bir ortamda kamelyasını üstünden eksik etmeyen ve güzelliği ile farklılık yaratan Kamelyalı kadın, gerçekten bu hayattan vazgeçip gerçek anlamda sevebilecek midir?
Ya da o dönemin ahlaki değerleri, onur gurur haysiyet olarak görülen ilişkiler, Mösyö Duval için arkaya atabileceği aşkıyla üstesinden gelebileceği konular mıdır??
Bir adamın ne kadar çok sevebildiğine, kadının ne çok sevilebildiğine , aralarındaki bitmez tutkuya şahit oldum.
Okuduğum klasikler içinde en rahat bitirdiğim , aktarımı çok iyi dili akıcı bir kitaptı. Kadının iç hezeyanları dokunaklı, yaşadığı aşk hissedilirdi. Çok bilinen bir kitap olduğu için herkesin okumasına ekleyeceğini düşünüyorum. Öte yandan günümüz koşullarında da sorgulanan ilişkilerdeki sadakat , birliktelik içinde gözetilen maddi çıkarlar (arabası var mı, evi mar mı) , yaşam standartları konularına üstüne basa basa değinmiş. Ekran dizilerinin Atası olarak da görülebilir! Keyifli bir okumaydı , teşekkürler Fransa