"Kalp atışlarımı duyabiliyordum. Herkesin kalbini duyabiliyordum. Oda karardığında bile hiçbirimizin kıpırdamadan, orada oturarak çıkardığı insan gürültüsünü duyabiliyordum."
Kendilerini bir parça güvende duymaya başlar başlamaz, tıpkı bir şeyden korkup kaçmış hayvanlarda olduğu gibi tümüyle yok olmuş görünen kibir, gurur, övünme gibi huyları; üstelik eşi benzeri görülmemiş bir terbiyesizlik ve küstahlıkla yeniden kendini göstermeye başlıyordu, sanki o kadar alçaldıklarına pişman oluyorlardı. Bu gibi durumlara nankörlüğün ve değerbilmezliğin eşlik etmesi de kaçınılmaz oluyordu tabii. Dediğim gibi, tıpkı bir şeyden korkup kaçmış hayvanlarda olduğu gibi.
"Eve kesif bir yalnızlık duygusu içinde döndüm. Genellikle bu dünyada yapayalnız olma duygum gururlu bir üstünlük hissinin eşliğinde ortaya çıkar: İnsanların değersiz olduğunu düşünürüm; kirli, çirkin, beceriksiz, cimri, kaba, sığ yaratıklardır. Yalnızlığım beni korkutmaz, hatta görkemlidir.
Ama o anda tıpkı diğer insanlar gibi kendimi kötü özelliklerim, alçak davranışlarım nedeniyle yalnız hissediyordum. Dünya değersiz ve kötüydü ama ben de onun bir parçasıydım; böyle durumlarda kendimi yeryüzünden silmek isterim, intihar fikri hoşuma gider, sarhoş olurum, fahişeleri ararım. Kendi alçaklığımı ve beni çevreleyen diğer kirli canavarlardan bir farkım olmadığını düşünmekten açıkça tatminlik duyarım."