Platon’un Bilgi felsefesinin izlerini Theaitetos başta olmak üzere Menon, Phaidon, Şölen, Devlet, Sofist ve Devlet Adamı diyaloglarında sürebiliriz. Ancak başından sonuna bilgi ile ilgilendiği diyalog Theaitetos olduğu için en de Theaitetos ağırlıklı yazacağım. Öncelikle hızlı bir özet geçeceğim sonra da Theaitetos’un incelemesine başlayacağım.
Platon’da ontoloji ve epistomlojiyi ayrı ayrı düşünemeyiz o yüzden buradaki açıklamalar epistomoloji ile olduğu kadar ontoloji ile de ilgili olacaktır.
Platon, ontoloji ve epistemoloji arasında varolan’ın (ousia) durumunu şöyle çizer; epistomoloji yani bizi ideaların bilgisine götüren yol kavrama (noesis) yoludur bu kavrama, bilginin yani epistemenin şartı olarak görülebilir. Epistemolojik alanda bilmenin dört derecesindan en yüksekte yer alan bilgi türü olan “episteme” birbirine karşılık gelen nesnelerle birlikte oluşturulur. Episteme’nin altında çıkarım diyebileceğimiz (dianoia), kavramanın alt kademesinde yer alan ancak inanç/kanı (doxa) alanında da olmayan bir nesne ile karışlaşırız. Çıkarımın altına geçtiğimizde ise artık bilme düzeninde (ordo cognoscendi) inanç/kanı (doxa) alanına düşmüş oluruz ve ilk karşılaşacağımız nesne ise inanç (pistis) olacaktır buradan sonra da son basamakta yani bilmenin en aşağı biçimi olan tahmin (eikasia) ile karşılaşırız.
Platon’un ontolojsi ve epistomolojisi bir nevi ayna gibi birbirini karşılayan nesnelerle karşılık bulur. Bilme düzeninin karşısında varolma düzeni (ordo essendi) denilen bir nesneler karşılığı vardır. Örneğin “bilgi (episteme) neyin bilgisidir?” diye sorduğumuzda cevabımız düşünülür alanın nesnesi (kosmos noetos) olan formlar (eidos), yani “idealar” olacaktır. Aynı şekilde çıkarım da imgelere (eikones) denk gelirken inanç da (pistis) fiziksel nesnelere denk