"Ne diyorum, biliyor musun avrat. Tutacaksın şu Allah ' ı, üç kış aç bırakacaksın, sonra vereceksin eline kazmayı, ama kazma ağır olacak, öyle ağır ki zor kaldıracak, çalıştıracaksın güneşin altında, bizim yediklerimizi yedireceksin, bizim çektiklerimizi çektireceksin. Sonra da güzel döveceksin, öyle döveceksin ki, bir ay kalkamayacak yataktan, kolunu kanadını kıracaksın. Öyle, kör topal bırakacaksın ortaya, bak o zaman nasıl kuzu kuzu olacak. Kalemi aldı mı eline duracak, ne yazacağım şaşıracak ... "
"Tövbe, de herif, tövbe de."
"Be avrat, bütün bu işleri başımıza o açmadı mı şimdi? Söz
aramızda söyle."
"Sen çarpılacaksın vallaha."
"Doğru, bir bu eksikti çünkü."