marcy y

"Efendim, egemenlik ve sultanlık hiç kimse tarafından hiç kimseye, bilim icabıdır diye, görüşmeyle, tartışmayla verilemez. Egemenlik, sultanlık kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları, zorla Türk milletinin egemenlik ve sultanlığına el koymuşlardı; bu tasallutlarını altı yüz yıldan beri sürdürmüşlerdi. Şimdi de, Türk milleti bu saldırganların hadlerini bildirerek, egemenlik ve sultanlığını başkaldırarak kendi eline, bilfiil almış bulunuyor. Bu bir olup bittidir. Söz konusu olan; millete sultanlığını, egemenliğininbırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız sorunu değildir. Mesele, zaten olup bitmiş bir gerçeği açığa vurmaktan ibarettir. Bu, behemehal olacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, düşünceme göre, çok iyi olur. Aksi takdirde, gerçek yine usulü dairesinde, belirtilecektir. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.”
Saltanatın kaldırılması üzerine Mustafa Kemal'in Meclis konuşması
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İngilizleri şaşırtan ilk şey, savaşın tam can alıcı anında ve yerinde, askerlikteki ustalığı kendilerine yalnız eşit değil, üstün bile olan bir Türk komutanının ortaya çıkışıydı. İkinci sürpriz de, asıl Türk askeri olmuştu. Mustafa Kemal strateji bilgisinin temellerini kavradığı kadar askerlerinin ruhunu da anlamıştı. Türk psikolojisini ve Türk’ün bir kere başındakilere güvenip de kanı kızıştıktan sonra, nasıl azimle, kıyasıya dövüşebileceğini biliyor, bundan yararlanmayı da iyi başarıyordu. Böylece, Mustafa Kemal ile Mehmetçik bir araya gelerek Gelibolu Yarımadası’nı kurtarmışlar. İngiliz resmi tarihçisinin deyişiyle: “Tek bir tümen komutanının üç ayrı seferde kazandığı başarıların, sadece bir savaşın gidişi üzerinde değil, bütün bir seferin akıbeti ve hatta bir milletin kaderi üzerinde bu derece derin bir etki bırakması, tarihte eşi çok az görülmüş bir olaydır.”
Sayfa 274·Kitabı okudu
Mustafa Kemal, “Büyüklük, memleketin mutluluğu için ne gerektiğini kestirmek ve doğruca bu amaca doğru yürümekten başka bir şey değildir... Kendi kendinin büyük değil, küçük ve zayıf olduğuna, ama hiçbir yerden yardım ummadan sonunda bütün engelleri aşacağına inanacak ve arkadan biri çıkıp da sana büyük adam derse gülüp geçeceksin,” dedi
Sayfa 127·Kitabı okudu
Tam bir saat dinledim bütün işkence seslerini... Derken bir sessizlik çöktü ortalığa. Ceset masadan kalktı, yatağa yürüdü, yattı yatağa, çekti kafasına kirli amerikan bezine sarılı battaniyeyi... Uyur gibi yapıyor ceset... Çocukluktan kalma bir korunma duygusu uyur gibi yapmak... Uyurken dövmezlerdi çocukken. Ortalık karışınca, genellikle çabucak yatağa girip yatar çocuklar ondan... Paşa babanın tıktığı odada kendimi korumak için büyük olmak istemiş, kruvaze ceketimi, yele­ğimi, uzun pantolonumu giymiştim. Şimdi ise yine bilinçaltı bir özlemle korunmak için çocuk olmak istiyor, yatağa saklanıyordum.
Sayfa 237·Kitabı okudu
"Ne diyorum, biliyor musun avrat. Tutacaksın şu Allah ' ı, üç kış aç bırakacaksın, sonra vereceksin eline kazmayı, ama kazma ağır olacak, öyle ağır ki zor kaldıracak, çalıştıracaksın güneşin altında, bizim yediklerimizi yedireceksin, bizim çektiklerimizi çektireceksin. Sonra da güzel döveceksin, öyle döveceksin ki, bir ay kalkamayacak yataktan, kolunu kanadını kıracaksın. Öyle, kör topal bırakacaksın ortaya, bak o zaman nasıl kuzu kuzu olacak. Kalemi aldı mı eline duracak, ne yazacağım şaşıracak ... " "Tövbe, de herif, tövbe de." "Be avrat, bütün bu işleri başımıza o açmadı mı şimdi? Söz aramızda söyle." "Sen çarpılacaksın vallaha." "Doğru, bir bu eksikti çünkü."
Sayfa 360·Kitabı okudu