"Ah insanlar niçin her şeyi anlamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşılarındakinin yerine koysalar, tam onun gibi duysalar, her şey ne kadar yerli yerinde olacak. Hayır! İlla zıddiyetler, öfkeler, yanlış anlamalar, kıskançlıklar, inatlar, şüpheler, hakim olmak arzuları..."
Izdırabın verdiği intibah zamanlarında, kendi kendini aldatmak, başkalarını kandırmak kadar basit değildir ve insan kendi içindeki adaletten ürkmeye başlar.
...Toplumda varlıklıların eğlencesi olma rolünü üstlenen bu gençler, insanlık onurlarını yitirirler ve kendilerinde övülme, alkışlanma duygusu o denli gelişir ki, şöhretperest hastalığına yakalanırlar ve bütün ruhsal güçlerini bu tutkularını tatmine harcarlar.